Esastan Ret
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinden ... ve oğlu ... ile...'ın eşi, ...'ın annesi ... ...'ın, davalı ... firması tarafından temin edilen, diğer davalı ...'a ait, davalı ...'nun sürücüsü olduğu araçta yolcu olarak bulunduğu sırada meydana gelen tek taraflı trafik kazası neticesinde ...'ın vefat ettiğini, ... ile ...'ın ise yaralandığını, diğer müvekkillerinin, kazada ölen ...'ün anne, baba ve kardeşi olduklarını, kazanın meydana gelmesinde otobüs sürücüsünün tam kusurlu bulunduğunu, müvekkillerinin maddi ve manevi zararlarından davalıların sorumlu olduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere müvekkili...'ın eşinin ölümü nedeniyle 1.000,00 TL destekten yoksun kalma, 100.000,00 TL manevi, kendi yaralanması nedeniyle 500,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi, davacı ...'ın annesinin ölümü nedeniyle 1.000,00 destekten yoksun kalma, 100.000,00 TL manevi, kendi yaralanması nedeniyle 10.000,00 TL manevi, davacılar anne baba için ayrı ayrı 500,00 TL destekten yoksun kalma ve davacılar anne, baba ve kardeş için ayrı ayrı 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat taleplerini ıslah etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kazaya uğrayan aracın müvekkili tarafından diğer davalı ... Turizm Tic. San. Ltd. Şti'ne uzun süreli olarak kiraya verildiği, araç üzerinde 6 ay gibi uzunca bir süre boyunca müvekkilinin hiç bir fiili hakimiyetinin olmaması nazara alındığında, müvekkiline yönelik davanın reddinin gerektiğini, davacının maddi tazminat alacaklarının tamamının sigorta tarafından ödendiğini, davacıların emniyet kemeri takmadıkları için kendilerinin de kusurlu olduklarını, davacıların taleplerinin çok yüksek bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Turizm vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kazayla ilgili müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin bir tatil acentesi olduğunu, herhangi bir şekilde araç işleten konumunda olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 17.07.2016 tarihinde Isparta-Antalya Karayolu üzerinde davalı sürücü ...'nun tek taraflı kaza yapması sonucu ...'ın vefat ettiği, davacılar... ile ...'ın yaralandığı, kazanın oluşumunda sürücü...'un % 100 oranında kusurlu olduğu, davacılardan ...'ın maluliyetten doğan maddi tazminat alacağının 22.113,88 TL, ...'ın destekten yoksun kalma tazminatından alacağının 324.077,40 TL, ...'ın destekten yoksun kalma tazminatından alacağının 29.688,88 TL, ...'nun destekten yoksun kalma tazminatından alacağının 55.472,04 TL, ...'nun destekten yoksun kalma tazminatından alacağının 58.098,46 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafın ıslah dilekçesi doğrultusunda ...'ın vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerektiği, ... ...'ın genç yaşta vefatı sebebiyle davacı yakınlarının derin üzüntü, acı ve ızdırap duydukları, manevi zarara uğradıkları gerekçesiyle, manevi zararlarının bir nebze olsun giderilmesini teminen manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, davalı şirketlerin ekonomik ve sosyal durumlarının iyi olması, olayın oluş şekli, olay tarihi, davalı sürücü ...'nun tam kusurlu olması, davacılar ile müteveffanın yakınlık derecesi, davacılarda meydana gelen manevi zararın ağırlığı, paranın satın alma gücü ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak manevi tazminata hükmedildiği gerekçesiyle ...'ın vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talebi yönünden açılan davanın kabulü ile davacı ... yönünden toplam 324.077,40 TL'nin, davacı ... yönünden toplam 29.688,88 TL'nin, davacı ... yönünden toplam 55.472,04 TL'nin, davacı ... yönünden toplam 58.098,66 TL'nin kaza tarihi olan 17.07.2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya ödenmesine, ...'ın maluliyeti nedeni ile maddi tazminat talebinin kabulü ile toplam 22.113,88 TL'nin 17.07.2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacıya ödenmesine, manevi tazminata ilişkin taleplerine yönelik davanın kısmen kabulü ile davacı ...'ın eşi ...'ü kaybetmesinden ötürü 40.000,00 TL, davacı ...'ın kazada kendi yaralanmasından ötürü 3.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ...'ın kazada kendi yaralanmasından ötürü 3.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ...'ın annesi ...'ü kazada kaybetmesinden ötürü 20.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ...'in kızı ...'ü kazada kaybetmesinden ötürü 10.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ...'nin kızı ...'ü kazada kaybetmesinden ötürü 10.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ...'nun kardeşi ...'ü kazada kaybetmesinden ötürü 10.000,00 TL manevi tazminatın 17.07.2016 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp anılan davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece takdir edilen manevi tazminat tutarlarının çok düşük kaldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının manevi tazminat yönünden kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müteveffanın annesi, babası ve kardeşinin müteveffadan maddi destek aldığı ispatlanamamasına rağmen bu kimseler için de tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Türk Nippon Sigorta tarafından davacılara yapılan ödemenin bilirkişilerce hesaptan düşülmediğini, yerel mahkemece de bu hatalı bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, müteveffanın asgari ücretli bir işçi olmasına rağmen tazminat hesabının hatalı olarak asgari ücretin 1,2198 katı üzerinden yapıldığını, yerel mahkemece husumet itirazlarının dikkate alınmadığını, kazanın meydana geldiği aracın müvekkili tarafından diğer davalı Şirkete uzun süreli olarak kiraya verildiğini, meydana gelen olayda karayollarının bakım sorumluluğu ihmal edilerek tüm sorumluluğun sürücüye yüklendiğini, olayın meydana geldiği yolun asfaltı sıcaktan eridiğini ve yapısının bozulduğunu, yolcuların emniyet kemeri takmayarak yaptıkları kural ihlalinin göz ardı edildiğini, hükmedilen manevi tazminatın hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her ne kadar davalı ... tarafından, maliki olduğu aracın uzun süreli olarak kiralandığı ve bu nedenle kendisine husumet düşmediği savunulmuş ise de dosyaya sunulan sözleşmenin, uzun süreli araç kira sözleşmesi niteliğinde olmadığı, anılan davalının işleten sıfatının devam ettiği, nitekim araç sürücüsünün de davalı malikin çalışanı olduğu, bu nedenle husumet savunmasının yerinde bulunmadığı, davacı ...'ın yaralanması nedeniyle isteyebileceği maddi tazminat ile davacı ... dışındaki davacıların, ...'ın vefatı nedeniyle isteyebilecekleri destekten yoksun kalma tazminatının usulünce hesaplandığı, kazada ölen ...'ün maaşının ispat edildiği ve bu maaşın asgari ücretin üzerinde olduğu, öte yandan ölenin anne ve babasının, ölenden destek aldıklarını ayrıca ispat etmelerine gerek bulunmadığı, ölenin kardeşi yönünden ise zaten destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmediği, zorunlu koltuk sigortası kapsamında yapılan ödemenin mahsup edilmemesinde de bir isabetsizlik olmadığı, bunun dışında kalan sigorta ödemelerin ise davacıların isteyebilecekleri tazminattan mahsup edildiği, kazanın meydana gelmesindeki tüm kusurun, araç sürücüsünde olduğunun dosya kapsamındaki raporlarda açıklandığı, bunun dışında davacılar... ve ... ile kazada ölen ...'ün emniyet kemerlerini takmadıklarına ilişkin bir tespitin dosya kapsamında yer almadığı, mahkemece takdir edilen manevi tazminatların da somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun bulunduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun'un 85,3 ve 91 inci maddeleri.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince tüketici mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan, davacılardan harç alınmasına yer olmadığına,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı ...'a yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.