Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklı maluliyet nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 19.07.2017 tarihli trafik kazası tespit tutanağına göre davalı...un malik, davalı ...'un sürücüsü bulunduğu ... plaka sayılı aracın Talas İlçesi Komanda Bulvarını takip etmekte iken önünde aynı istikamette seyreden dava dışı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ...plaka sayılı araca arkadan çarptığı ve iki taraflı, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, müvekkilinin ...plaka sayılı öndeki araç içerisindeki yolcu olduğunu ve yaralandığını, vücudunda kırıkların ve sinir harabiyetlerinin olduğunu belirterek şimdilik maluliyet tazminatı olarak 500,00 TL, bakıma muhtaçlık tazminatı olarak şimdilik 500,00 TL olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın ve 150.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının trafik sigortasına başvurmadan iş bu davayı açtığını, dava ön şartı yokluğundan davanın öncelikle reddine karar verilmesini, kusura ilişkin tespiti kabul etmediklerini, kusur raporu alınması gerektiğini, kazaya karışan diğer aracın müvekkili .......,'in kullandığı aracı sıkıştırması ve müvekkilinin kaçacak yerinin olmaması nedeniyle kazanın meydana geldiğini, bu nedenle davada taraflarına yüklenecek bir kusurun olmadığını, davacının talep ettiği manevi ve maddi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, müvekkili ...in üniversite öğrencisi olduğu ve herhangi bir gelirinin olmadığını, diğer müvekkili...nin ise araç maliki ve ...in babası olduğunu, kendisinin emekli olduğu ve başkaca bir gelirin olmadığını, emekli maaşı yetmediği için sürekli olmasa da ara ara nadiren çeşitli işlerde çalıştığını, meydana gelen kaza nedeniyle kendi aracında oluşan hasarı dahi henüz tamir ettiremediklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; davalı araç sürücüsü ...'un arkadan çarpma nedeniyle tam kusurlu olduğu kabul edilerek davalı araç sürücüsünün çarptığı öndeki araçta yolcu olarak bulunan davacının %16 oranında malul kaldığı gerekçesiyle maddi tazminat yönünden davanın kabulü, manevi tazminat talebi yönünden ise davanın kısmen kabulüyle 257.885,16 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde, kusur raporunu kabul etmediklerini, alınan tüm hesap raporlarında bilirkişi tarafından işleyecek dönem için davacının aylık net geliri kazadan önce çalıştığı ve kazadan sonra çalıştığı işyerinde almış olduğu net maaşa göre hesap edildiğini, bilirkişi raporunda kaza sırasındaki davacının gelir durumunun hesaplamaya alınması gerektiğini, gelir durumunun belirlenmesi gereken dönemin kazanın meydana geldiği dönem olduğunu, kazazedenin kazadan önceki geliri ya da kazadan sonraki gelirinin ne olduğunun önem arz etmediğini, davacının kazadan önce işten ayrıldığını, mahkemenin 27.12.2019 tarihli ara kararı ile Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'e uygun olarak Adli Tıp Kurumundan (ATK) aldırılan raporda davacının engel durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %2 olduğunun tespit edildiğini, hesaplama yapılırken gelir durumunun kaza tarihindeki gelir durumu olan asgari ücret üzerinden ve %2 maluliyet baz alınarak hesaplama yapılması gerekirken bu hesaplama yapılmayarak hatalı rapor verildiğini, mahkemece verilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, davalı ...'nin kazada herhangi bir kusurunun olmadığını, bu yüzden davanın Recayi açısından reddi gerektiğini savunarak İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı hakkında son olarak Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan alınan 26.02.2020 tarihli raporda kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının kaza nedeniyle engel durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %2 olduğu ancak mahkemece davacının maluliyetinin %16 olduğunun kabul edildiği, davacının maluliyet oranı dikkate alındığında hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının da yüksek olduğu gerekçeleriyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve davanın kısmen kabulü ile 20.000,00 TL manevi tazminat ile 37.130,55 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili; hüküm altına alınan manevi tazminatın miktar olarak çok düşük olduğu ve davacının maluliyetinin %16 olarak kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasını talep etmiştir.
davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın karıştığı trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacının uğradığı bedensel zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 ve 94 üncü maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 ve 56 ncı maddeleri.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçsinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.