Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı ... İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nun 353/(1)-b.2 maddesi gereğince kaldırılıp yeniden düzeltilmiş şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1966 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında Hacıbey Köyü (yeni Candaroğulları Mahallesi) 1 parsel ... 62.900,00 m2 yüzölçümündeki taşınmazın K.Sani 1329 tarihli ve 55 sıra nolu, Ağustos 1965 tarihli ve 14 sıra nolu tapu kayıtları ve 1 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak tarla niteliği ile Faruk Acar ve Hikmet Ayanlı adlarına tespit edilmiş, itiraz edilmeksizin kesinleşme üzerine tapuda tescil işlemleri yapılmış, bilahare tashih yoluyla 853 ada 6 parsel numarasını almış, 11.09.1979 tarihinde 853 ada 313 ve 314 parsellere ayrılmış, 853 ada 314 parselin 32.900 m2 yüzölçümlü olarak el değiştirmeler satışlar yoluyla ... ve Müzeyyen Tok adına tescil edildiği anlaşılmıştır.

Davacı ... İdaresi vekili, 18.05.2017 tarihli dava dilekçesi ile dava konusu taşınmazın 32.900 m2, birlikte incelemeye alınan komşu 853 ada 313 parsel ... taşınmazın ise 30.000 m2 yüz ölçümünde olup, Defterdarlık kayıtlarına göre ise her iki taşınmazın toplam yüz ölçümünün 50.000 m2 olduğunu, her iki taşınmazın toplam 12.900 m2 lik kısmının vergi kayıt miktar fazlası olduğunu, 1972 yılında seri bazda yapılan orman kadastro çalışmalarında ve 2016 yılında yapılan 2/B çalışmalarında taşınmazın orman sınırları dışarısında bırakıldığını, miktar fazlası olan 6.638,00 m2 lik kısmında 1981 yılında ağaçlandırma çalışmalarının yapıldığını, anılan kısım üzerinde 35-45 yaşlarında karaçam ağaçlarının bulunduğunu, 1960 tarihli memlelek haritasında açık alanda kalan taşınmazın 1993 tarihli memleket haritasında ise tamamen ormanlık alanı simgeleyen yeşil alanlar içerisinde kaldığını, netice olarak taşınmazın miktar fazlası olan 6.638,00 m2 lik kısmının fiili olarak orman vasfını kazandığının ileri sürerek bu kısmın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında B harfi ile gösterilen 2.528,87 m2 yüz ölçümündeki taşınmaz kısmının davalılar adına tapu kaydı oluştuktan yaklaşık 30 yıl kadar sonra, davacı ... İdaresi tarafından bitişik Hazine arazileri ile birlikte sehven ağaçlandırıldığı, yüzölçümü üç hektardan küçük olan ağaç ve ağaççık topluluklarının orman sayılmayacağı, 6831 ... Orman Kanunu'nun (6831 ... Kanun) 1 inci maddesi uyarınca orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı ... İdaresi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince,1966 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında dava konusu taşınmazın gerçek kişiler adına tespit ve tescil edildiği, taşınmazın 1971 yılında seri bazda yapılıp 02.06.1972 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman tahdidi ve 6831 ... Kanun hükümleri uyarınca yapılıp 17.01.2017 tarihinde ilan edilen orman tahdidi dışında kaldığı, orman bilirkişi kurulu ve fen bilirkişi tarafından ortak düzenlenen krokili raporda B ile işaretlenen 2.528,87 m2 yüzölçümlü kesiminin gerçek kişiler adlarına tapu kaydı oluştuktan çok sonra tapu maliklerinin onayı alınmadan orman idaresince ağaçlandırıldığı, anılan bölümde 25-32 yaşlarında tam kapalı karaçam ağaçlarının bulunduğu, tapu kaydı oluştuktan sonra kamulaştırma yapılmaksızın taşınmazın Orman İdaresince ağaçlandırılmasının o yere orman vasfını kazandırmayacağı, İlk Derece Mahkemesince davanın bu gerekçe ile reddedilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeyle reddedilmesinin isabetsiz olduğu, yine davacı ... İdaresi yargı harçlarından muaf olduğundan davacıdan alınan tüm harçların istek halinde iadesine karar verilmesi gerekirken davacıdan ret harcı alınmasına karar verilmesinin de doğru olmadığı gerekçesi ile, davacı vekilinin istinaf başvuru talebinin kısmen kabulüne, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.11.2018 tarihli ve 2017/114 Esas, 2018/407 Karar ... kararının "6100 ... HMK’nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın reddine, davacı ... İdaresi 3234 ... Kanun'un 7139 ... Kanun'un 33. maddesi ile değişik 33/2 maddesi gereğince yargı harçlarından muaf olduğundan karar ve ilam harcı alınmasına yer olmadığına, davacı ... İdaresi tarafından yatırılan tüm harçların istek halinde davacıya iadesine" karar verilmiş, bu kez davacı ... İdaresi vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.

Dava, orman iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil niteliğindedir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 ... Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 7139 ... Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.