İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Eynesil Cumhuriyet Başsavcılığının 05.12.2011 tarihli iddianamesi ile, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması talep olunmuştur.
2. Görele Asliye Ceza Mahkemesinin 01.10.2013 tarihli kararı ile sanığın atılı suçtan mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, bu karar 09.07.2014 tarihinde kesinleşmiştir. Sanığın denetim süresi içinde suç işlemesi üzerine, Mahkemenin 18.12.2018 tarihli kararı ile hüküm aynen açıklanmıştır.
3. İlgili kararın sanık tarafından istinafı üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3.Ceza Dairesinin 11.02.2020 tarihli kararı ile, dosya üzerinden incelemede, sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmiştir.
Cumhuriyet Savcısının temyiz isteği, suçun sabit olduğuna ve duruşma açılarak hüküm tesis edilmesi gerektiğine ilişkindir.
1. Dava konusu olay, sanığın, 26.08.2011 tarihinde temyiz dışı sanık Halime Karabektaş ile evlenmek amacıyla kaçtıkları sırada, araçtan yanlarında bulunan katılanı da götürdüğü, aracı durdurduklarında araca tekrar binmek istemeyen katılanı kolundan tutup zorla araca bindirdiği, katılanın kolunu sıkarak elinden telefonu almak suretiyle hürriyetinden yoksun kıldığı, 27.08.2011 tarihinde katılanı, tanık ...'e teslim edip ailesine bilgi verildikten sonra, üçüncü günün sonunda ailesine teslim edilerek serbest bırakıldığı iddiasına ilişkindir.
2. Katılana ait 29.08.2011 tarihli doktor raporunda, sol ön kolda belli belirsiz ekimoz tarif edilmiştir.
3. Sanık savunmasında, temyiz dışı sanık Halime'nin karanlık sebebi ile katılanı yanına arkadaş olarak aldığını, Halime ile kaçmaya karar verdiklerini, katılanın da, "Halime'nin ailesi kaçmayı planlayanın kendisi olduğunu düşünmesin" diye kendileri ile birlikte geldiğini beyan etmiştir.
A. İlk Derece Mahkemesinin kabulü;
Sanığın eylemleri sabit görülüp, atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü;
İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm isabetli bulunmamış ve dosya üzerinden incelemede, katılanın zora dayalı götürüldüğüne dair şüphe bulunduğu gerekçesiyle beraatine karar verilmiştir.
1. Ceza Genel Kurulunun 17.05.2022 tarihli, 2020/248 Esas, 2022/359 Karar sayılı ilamı ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ''İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, aynı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine''duruşma açılmasına gerek olmadan karar verilebileceğinin düzenlenmiş olması ve aynı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ''Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse'' şeklinde yer alan düzenleme birlikte değerlendirildiğinde istinaf mahkemesince duruşma açılmaksızın dosya üzerinden beraat kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
2. Temyiz dışı sanık Halime, sanık ile kendisinin kaçacağından katılanın haberdar olduğunu beyan etmiştir. Katılan kovuşturmada, sanık ile Halime'nin kaçacağını öğrenince onlarla birlikte gitmek istemediğini, ancak ailesinden korktuğu için onlardan ayrılmadığını, telefonunun şarjının bitmesi nedeni ile ailesi ile ilk aşamada görüşemediklerini, sanığın annesi Emine'nin ailesini bilgilendirdiğini beyan etmiştir. Tanık ..., ifadesi de katılan ifadesi ile uyumludur. Katılan ifadesi, tanık ifadesi ile sanık savunması ve dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, Bölge Adliye Mahkemesince, katılanın rızası dışında ve zorla araca bindirilerek götürüldüğüne dair kesin, somut ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiş ve Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 11.02.2020 tarihli kararında Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Görele Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.02.2024 tarihinde karar verildi.