Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Katılan vekilinin temyiz isteği; cezanın ertelenmesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, vekâlet ücreti yönünden hüküm kurulmamış olması nedeniyle eksik, usul ve yasaya aykırı karar verildiğine ve inceleme sırasında re'sen tespit edilecek nedenlerle hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.

Sanık müdafiin temyiz isteği; kesim ve çalışma alanı katılan kurum yetkilileri tarafından belirlenip, kesimin yine katılan yetkilileri tarafından yapıldığına, hatanın orman idaresinden kaynaklandığına, eksik inceleme ve tahkikat ile hüküm kurulduğuna ve inceleme sırasında resen tespit edilecek nedenlerle hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.

Şikâyet dilekçesi üzerine orman muhafaza memurları tarafından yapılan kontrolde, maden şirketinin ruhsat alanı dışına çıkarak izinsiz olarak 1488 m2lik aşım ve taşma yaptığının görülmesi üzerine, sanık hakkında işgal ve faydalanma suçundan tutanak düzenlenmiştir.

Sanık hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık savunmalarında, suçlamayı kabul etmeyerek, orman memurlarının belirttiği koordinatlara göre çalışma yaptıklarını, kanunsuz iş yapmadıklarını beyan etmiştir.

Mahallinde yapılan keşif sonucu orman bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda suça konu yerin orman sınırları içinde kaldığı ve izin alanı dışında maden çalışması yapıldığı tespit edilmiştir.

Suç tutanağı, sanık savunması, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçu işlediği sabit kabul edilip hakkında 6831 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

Davaya katılmasına karar verilen ve kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, isabetli bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekili ile sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükme "Kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine karar tarihinde yürülükte bulunan ...Ü.T uyarınca 1.800,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine," ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

15.02.2024 tarihinde karar verildi.