Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanığın temyiz isteği, hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünü temyiz ettiğine ilişkindir.

02.05.2013 tarihli suç tutanağına göre, 309 ve 312 parsellerle ilgili kesinleşen karar ile hükmen orman alanı olan yerde yapılan incelemede 149 m2 lik alanın işgal edilerek 103 m2 lik tek katlı ev yapıldığı tespit edilmiştir.

Sanık hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık savunmasında; 1993 yılında ev yaptığını ve suça konu yerin orman olduğunu bilmediğini beyan

etmiştir.

309 parsele ilişkin tapu kaydı ve Eyüp 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.10.2009 tarihinde kesinleşen 2008/130 Esas, 2008/186 Karar sayılı kararı dosyada mevcuttur.

Mahallinde yapılan keşif sonucu orman, kadastro ve inşaat bilirkişileri tarafından düzenlenen raporda, suça konu yerde ilk orman tahdidinin 1940 yılında kesinleştiği ve orman tahdit sınırları içinde olduğu, 1985-1987 yılları arasında yapılan 2/B çalışmaları ile suça konu yerin orman dışına çıkarıldığı ancak kadastro tespitine itiraz nedeniyle 2/B uygulama tespitinin kesinleşmediği, davaya konu alanın hükmen kesinleşen devlet ormanı sınırları içinde kaldığı tespit edilmiştir.

Bilirkişi raporu ile suça konu yerin hükmen kesinleşen devlet ormanı sınırları içinde olduğunun tespiti karşısında, sanığın eyleminin 6831 sayılı Kanun'un 93 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında kaldığı anlaşılmakla, tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.

Davanın dayanağını oluşturan suç tutanağı, sanık savunması, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın atılı suçu işlediği sabit kabul edilip hakkında 6831 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

15.02.2024 tarihinde karar verildi.