Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.02.2016 tarihli ve 2016/16 Esas, 2016/108 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 206 ncı maddesinini birinci fıkrası, 62 nci maddesinini birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık temyizinde özetle; sanık ...’den sınav için yardım istediği, ancak kimliğini değiştirmesini istemediği, kimlikte değişiklik ve hile yapılacağını bilse böyle bir yardımı asla istemeyeceği, beraati gerektiği, önceki hükmün açıklanmasının geri bırakılması dosyasının eldeki olaya ilişkin olmamasına rağmen indirim uygulanmadığı, adli para cezasına çevrilmediği gerekçeleri ile kararın bozulması istenmiştir.

1. Sanık ...’nin istemi üzerine sanık ...’in,... yerine motorlu taşıt sürücü kursu sınavına girdiği, sahte nüfus cüzdanı ve sahte sınava giriş belgesi kullandığından bahisle sanıkların resmi belgede sahtecilik ve başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçlarından cezalandırılması istenmiştir.

2. Sanık ... özetle; suçlamayı kabul etmiştir. Sanık ... özetle; ...'den kendisi yerine sınava girmesini istediğini ancak belgede sahteciliğe dair bilgisi ve dahli bulunmadığını savunmuştur.

3. Uzmanlık raporunda özetle; nüfus cüzdanının orijinal olup fotoğrafın değiştirildiği, sınav giriş belgesinin mühür ve imzalarının gerçek belgenin renkli fotokopisi olup fotoğrafın sonradan yapıştırıldığı, her iki belgenin tanzim ve kontrolle görevli olanlar bakımından aldatma niteliğinden yoksun, hüsnüniyetli kişler bakımından ise aldatma niteliğini haiz olduğu belirtilmiştir.

4. Mahkemece; sahte nüfus cüzdanının ve sınav giriş belgesinin aldatıcılık niteliği bulunmadığından resmi belgede sahtecilik suçundan her iki sanığın beraatlerine, sanık ...'nin azmettirmesiyle sanık ...'in onun yerine sınava girerek ismini ... olarak beyan edip yoklama belgesini imzalayıp ... adına düzenlenen sınav cevap kağıdını doldurmaya başladığından resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluştuğundan bahisle sanık ...'nin yukarda açıklanan şekilde mahkumiyetine, sanık ... hakkındaki hükmün ise açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

Sanık ...’nin istemi üzerine sanık ...’in,... yerine motorlu taşıt sürücü kursu sınavına girdiği, sahte nüfus cüzdanı ve sahte sınava giriş belgesi kullandığından bahisle sanıkların resmi belgede sahtecilik ve başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçlarından cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı, Mahkemece, suça konu sahte nüfus cüzdanı ve sahte sınava giriş belgesinin aldatıcılık niteliklerinin bulunmadığından bahisle resmi belgede sahtecilik suçundan beraat kararı, sanık ...'in yoklama belgesini imzalayıp sınav cevap kağıdını doldurmaya başlaması sonucunda 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki suçun değil, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluştuğu gerekçesi ile aynı Kanun'un 206 ncı maddesinin birinci fıkrası sevki ile mahkûmiyet kararı verildiği, 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesi uyarınca hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiil ve failden ibaret olup, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılarak açılmayan davadan yargılama yapılıp hüküm kurulmasının mümkün bulunmadığı, 15.12.2015 tarihli iddianamede "sınav yoklama belgesinden" hiç bahsedilmediği, 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığının anlaşılması karşısında; resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesine aykırı davranılması hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.02.2016 tarihli ve 2016/16 Esas, 2016/108 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun, kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.02.2024 tarihinde karar verildi.