SUÇLAR: Hırsızlık, mala zarar verme
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1.Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
14.04.2011 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 2. maddesi uyarınca doğrudan verilen 3.000,00 TL dahil olan adlî para cezalarından ibaret mahkûmiyet hükümleri kesin olup, temyizi mümkün bulunmadığından, sanığın ve müdafiinin temyiz istemlerinin 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 317. maddesi gereğince isteme uygun olarak REDDİNE,
2.Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
a.Sanık müdafiinin, temyiz dilekçesinde, sanığın 35 yıl yurtdışında yaşadığı, bu süre zarfında psikolojik tedavi gördüğünü belirtmesi karşısında; sanığın 26.06.2015 tarihinde işlediği iddia edilen hırsızlık suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını kavrama yeteneğini azaltacak derecede akıl zayıflığının etkisi altında olup olmadığı ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32. maddesi kapsamında cezai ehliyetini etkileyen akıl hastalığı bulunup bulunmadığı konusunda heyet halinde rapor vermesi mümkün olan Devlet veya üniversitelere ait Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanelerinden ya da Adlî Tıp Kurumundan rapor aldırılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b. Somut olayda hırsızlığın ne şekilde nereden yapıldığına dair olay yeri inceleme raporu ve görgü tespit tutanağının olmadığı gözetildiğinde sanığın, suça konu demirleri aldığı yerin, olay tarihi itibarıyla bina vasfında veya bir binanın eklentisi niteliğinde bir yer olup olmadığı hususu ile demirlerin serada kullanılıp kullanılmadığı keşif yapılmak suretiyle duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenip, sonucuna göre suça konu yer bina veya eklentisi niteliğinde ise sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h maddesinin uygulanması, bina veya eklentisi niteliğinde olmadığının tespiti halinde ise aynı Kanun'un 141/1. maddesinin uygulanması, bina veya eklentisi niteliğinde olmamakla birlikte serada kullanıldığının tespiti halinde ise aynı Kanun'un 142/1-e maddesinin uygulanması gerektiği belirlenerek; sanığın üzerine atılı suçun 5237 sayılı Kanun'un 141/1 maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğunun tespiti halinde de; 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 141/1. maddesinde düzenlenen suçun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı isteme uygun olarak BOZULMASINA, bozma sonrası kurulacak hükümde 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesinin gözetilmesine, 15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.