Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, kısa kararın 31.03.2016 tarihinde tefhim edildiği, sanığın 05.05.2016 tarihinde hükmü temyiz ettiği belirlenmiş ise de, kanun yolu bildiriminde temyiz süresinin başvuru tarihinin yanıltıcı şekilde tebliğden itibaren başlayacağının belirtilmiş olması ve gerekçeli kararının 28.04.2016 tarihinde tebliğ edildiği hususu gözetilerek 05.05.2016 tarihli temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Alanya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2016/244 Esas, 2016/328 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; yabancı ülke vatandaşı olduğundan Türkçe bilmediğini, yargılama aşamasında tercüman ve müdafii talep etmesine rağmen kendisine tercüman ve müdafii atanmadığından savunma hakkının kısıtlanmış olduğuna ve temyiz başvuru yolunun engellenmiş olduğuna ilişkindir.
1. Hakkında Sırbıstan ülkesinde işlediği adam öldürme suçundan dolayı yakalaması bulunan sanığın, 02.12.2015 tarihinde kolluk kuvvetlerince yakalanması sırasında yapılan üst aramasında üzerinde kendisine ait fotoğraf bulunan Sırbistan ülkesine ait 006346362 ve VD ... seri numaralı Presevo-20.02.1973 doğumlu ... kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş sahte sürücü belgesi ele geçirildiği anlaşılmıştır.
2. ... Kriminal Polis Labortauvarı Müdürlüğünden alınan 06.02.2016 tarihli uzmanlık raporuna göre; suça konu sürücü belgesinin, mukayeseye esas teşkil edecek orijinal örneklerinin laboratuvar arşivinde mevcut olmaması sebebiyle birebir karşılaştırmalı incelemesi yapılamamış ise de; söz konusu belge üzerinde UV-IR ışık kaynakları ve optik cihazlar yardımıyla müstakil olarak yapılan incelenmesinde, baskı özellikleri ve güvenlik tedbiri niteliğindeki bazı hususiyetler yönünden farklılık gösterdiği, bu bulgular doğrultusunda sürücü belgesinin külliyen sahte olarak oluşturulduğu ve aldatma niteliğinin bulunduğunun rapor edildiği belirlenmiştir.
3. Sanığın, aşamalarda alınan savunmasında, üzerine atılı suçlamayı ikrar ettiği belirlenmiştir.
4. Mahkeme tarafından suça konu sürücü belgesinin duruşmaya getirtilip, incelenmek suretiyle özellikleri tutanağa geçirilmiş, sürücü belgesinin aldatıcılık niteliğinin bulunduğu belirlenmiştir.
5. Mahkeme kabul ve uygulamasına göre, sanığın resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği sabit görülmekle, anılan suçtan cezalandırılmasına ilişkin temyize konu mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır.
1.Sanığın soruşturma aşamasında alınan savunmasında, iyi derecede Türkçe bildiğini, bu nedenle tercüman istemediğini, kovuşturma aşamasında da, müdafii talep etmediğini beyan ettiğinin anlaşılması karşısında, savunma hakkının kısıtlandığına yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.Ancak;
3. Sanık hakkında kurulan hükümde Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, suç konusu Adli Emanetin 2016/62 sırasında kayıtlı sürücü belgesinin dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmesi gerekirken 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Alanya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2016/244 Esas, 2016/328 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasından “Adli Emanetin 2016/62 sırasında yer alan ehliyetin TCK 54/1 gereğince MÜSADERESİNE” ibaresinin çıkartılarak yerine "Adli Emanetin 2016/62 sırasında kayıtlı suça konu belgenin dosyada delil olarak saklanmasına." ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.02.2024 tarihinde karar verildi.