Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Gölcük 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.02.2016 tarihli ve 2014/228 Esas, 2016/198 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43,62 nci maddeleri uyarınca 2 yıl 5 ay 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanık müdafinin temyiz isteği, delillerin değerlendirilmediği, kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, olayın sanığı değil mağduru olduğu, suç işleme kararının olmadığı, kararın bozulmasına ilişkindir.

Katılan ... ile sanık ... arasında taşınmaz satışına ilişkin 100.000,00 TL'lik borç ilişkisinin bulunduğu, sanık ...'in katılana önce senet verdiği, daha sonra senetleri geri alıp bunun yerine 25.000,00 TL bedelli 4 adet çek verdiği, sanık ...'in çekleri ...'e imzalatmak suretiyle katılana verdiği, çeklerdeki imzaların sanık ...'e ait olmayıp temyiz dışı sanık ...'e ait olduğu iddia ve kabul olunan somut olayda temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

Yapılan yargılamaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık ... müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1.5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanabilmesi için "bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi" gerektiği cihetle suça konu çeklerin aynı anda katılana verilip farklı zamanlarda düzenlendiklerine ilişkin delil bulunmadığı somut olayda zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı, eylemin kül halinde 5237 sayılı Kanun'un 204/1.maddesinde öngörülen resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı ancak, birden çok sahte belgenin düzenlenmesi/kullanılması olgusunun 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında nazara alınabileceği gözetilmeden, yazılı şekilde suçun zircirleme şekilde işlendiğinin kabulü ile temel cezanın 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca artırılması suretiyle fazla cezaya hükmolunması,

2. Kabule göre de;
Sanığın hapis cezasına mahkumiyetinin yasal sonucu olarak hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinde yazılı hak yoksunluklarının tatbikine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ilk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanık müdafinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, bozmanın mahkumiyet hükmünü temyiz etmeyen ...'e SİRAYET ETTİRİLMESİNE

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.02.2024 tarihinde karar verildi.