Taraflsonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı sürücü ...'ın kullandığı ve diğer davalı şirkete ait aracın 29.06.2018 tarihinde emniyet şeridine aracını park ederek arıza ıslahı yapan destek ...'e çarpmak suretiyle ölümüne neden olduğunu, eş olan davacı ... Sompo Sigorta A.Ş.'den 88.725,00 TL almış ise de bu tutarın zararı karşılamadığını belirterek belirsiz alacak davası olarak ikame edilen davada davacı ... için şimdilik 1.000,00 TL destek tazminatı ve 70.000,00 TL manevi tazminat, oğul Burak Kesler için 50.000,00 TL, kızı ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

Davalı Şahin Taşımacılık İnş. ve Tic. Ltd. Şti. vekili; sigorta şirketlerinin davaya dahil edilmesi gerektiği, manevi tazminatın da kasko poliçesi teminatı içine alındığını, kusuru kabul etmediklerini, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın 29.06.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticeninde vefat eden ...'in desteğinden yoksun kalan davacı ... için destek tazminatı ve tüm davacılar için talep edilen manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, alınan bilirkişi raporu ile müteveffanın otoyolda yaya olarak bulunması nedeni ile asli derecede, davalı ...'un ise tali derecede kusurlu olduğunun belirtildiği, İstanbul Adli Tıp Kurumundan alınan kusur raporunda, davalı ...'un kazada atfı kabil kusuru olmadığı, müteveffanın ise taşıt yolu içinde güvenliği tehlikeye düşürecek şekilde durması nedeni ile asli kusurlu olduğunun belirtildiği, raporlara itiraz üzerine Adli Tıp Kurumu (ATK) Grup Başkanlığı'na kusur raporu alınması için dosyanın gönderildiği ve müteveffanın kazada asli oranda kusurlu iken, davalı ...'un kusurunun olmadığı yönünde görüş beyan edildiği ve raporların hükme esas alındığı, araç sürücüsünün kazada kusurunun bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacılar vekili istinaf başvurusunda; mahkemece hükme esas alınan kusur raporunu kabul etmediklerini, mahkemece dosyanın bilirkişi heyetine tevdii edilerek rapor alınması taleplerinin hukuka aykırı olarak reddedildiğini, mahkemece manevi tazminat yönünden davanın reddine karar verildiğini, davalılar lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerekirken nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca müteveffanın meydana gelen kazada tamamen kusurlu olsa bile kusursuz sorumluluk ve tehlikeli araç işletenin sorumluluğu ilkesi ve hakkaniyet gereğince müvekkilleri lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece kusur oranlarını tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alındığı ve davalının kazada kusursuz olduğu, müteveffanın ise kaza mahallinde kendi güvenliğini almaması ve kazaya sebebiyet vermesi nedeni ile asli kusurlu olduğunun belirtildiği, rapora itiraz üzerine dosyanın ATK Grup Başkanlığına gönderildiği, alınan raporda da sonucun değişmediği, davalı ... hakkında kusurunun olmaması nedeni ile beraat kararı verildiği, davacıların desteğinin aracını tamir amaçlı olarak emniyet şeridine çekmiş ise de dosya arasında bulunan 29.06.2018 günlü olay yeri görgü tespit tutanağı incelendiğinde, tırın çekici kısmının yolun 50 cm kadar içinde olduğu, kupasının açık olduğu, davacıların desteğinin, sürücülüğünü yapmış oluğu tırın sol ön tekerinin yanında yerde yatar durumda bulunduğu tespit edilmiş olup, desteğe çarpan davalının idaresindeki aracın, desteğin kullanımında olduğu ve yolun 50 cm kadar içine giren bu şekilde emniyet şeridini taşar bir şekilde park halinde olan araca herhangi bir şekilde temasının, çarpmasının bulunduğuna dair tespit yapılmadığı, bu yönde görgü tanığının da bir beyanının ve iddiasının bulunmadığının belirlendiği, davalının idaresindeki aracın tanığın beyanında belirtttiği gibi çok yakın bir şekilde geçmiş ve yolun kenarında tıra bitişik bir şekilde duran desteğe çarpmış olması durumunda en azından park halinde olan desteğin kullanmış olduğu araçta da bir hasarın meydana gelmesi gerekeceği ancak bu yönde bir tespit bulunmadığı, bu noktada da davalı sürücünün kusurunun bulunmadığı kanaatine varıldığı, davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin maktu olması, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiği gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun HMK 353/1-b.2 maddesi gereğince, Bahçe Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.07.2020 tarih ve 2018/194 Esas, 2020/121 Karar sayılı kararının yeniden hüküm kurulmak üzere kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde istinaf talebinde ileri sürdüğü nedenler ile kararı temyiz etmiştir.

davalının sürücüsü ve davalı şirketin işleteni olduğu aracın 29.06.2018 tarihindeki trafik kazası sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların açtığı destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53,56 ncı maddeleri.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, alınan kusur raporlarına göre 29.06.2018 tarihli kazada davalıların kusurunun olmadığı, desteğin kazada tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre karar usul ve kanuna uygun olup, davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.