Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.02.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, hapisten çevrilme 6.000,00 TL, doğrudan 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Yargıtay .(Kapatılan) 15. Ceza Dairesi tarafından anılan hükmün; uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerekliliği nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.09.2018 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, hapisten çevrilme 6.000,00 TL, doğrudan 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
4. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi tarafından anılan hükmün; sanık hakkında teşebbüs hükmünün uygulanmaması, dosya içerisindeki kolluk kuvvetleri tarafından alınan ifade tutanaklarının onaysız fotokopi olması nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.10.2021 tarihli ve 2021/161 Esas, 2021/1197 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci, 52 nci ve 50 nci maddeleri uyarınca hapisten çevrilme 3.000,00 TL, doğrudan 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz isteği özetle; sanığın yüklenen suçla ilgisinin bulunmadığına ilişkindir.
Beraat eden temyiz dışı sanık ...'nın sevk ve idaresindeki kamyonla katılan şirkete ait ... Mahallesinde bulunan depodan palet yüklediği sırada gelen firma müdürü ...'in yaptığı araştırmada yükleme yapılan kamyonun şirketin Bursa'daki deposundan gönderilmediğini belirlediği, ...'in kendisini şirket yetkilisi ...'in arayıp yönlendirdiğini söylemesi ve kendisiyle irtibat kurulan telefon numarasını ...'e vermesi üzerine ...'in ...'in ...'e ait olduğunu söylediği 0543 473 ... numaralı telefonu aradığında telefona çıkan şahsın kendisini Karacabey deposunda görev yapan ... olarak tanıttığı ancak kuşkulanan ...'in şirketin Karacabey deposu ile irtibat kurunca telefonda görüştüğü şahsın gerçek ... olmadığını anladığı ve kamyondaki paletleri indirttiği, 0 543 473 ... nolu telefonun sanık ... adına kayıtlı olduğunun belirlendiği ve sanığın bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlemeye teşebbüs ettiği iddiasıyla açılan kamu davasında; uzlaşmanın sağlanamadığı, yüklenen suçun sübut bulduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmünün kurulduğu anlaşılmıştır.
Sanık savunması, işbu dosyanın tefrik edildiği Mahkemenin 2012/976 Esas sayılı dosyasında tespit edilen sanık Münür Parlak savunması, savunmaların başlangıçtan beri aynı nitelikte olup kendi içerisinde ve birbirleriyle tutarlılık arzetmesi karşısında; sanığın suça iştirak ettiğinin sabit olmadığı gözetilmeden mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 35. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.10.2021 tarihli ve 2021/161 Esas, 2021/1197 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.05.2024 tarihinde karar verildi.