İstinaf başvurusunun esastan reddine

Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Kadastro sırasında, Siirt ili Eruh ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 102 ada 1 parsel sayılı 7.508.773,06 m2 yüzölçümündeki taşınmaz orman vasfıyla ... adına tespit edilmiştir.

Davacı vekili; dava konusu Siirt ili Eruh ilçesi ... Köyü 102 ada 1 parsel sayılı taşınmaz içerisinde bulunan ve yıllardır tarımsal faaliyette kullanılan dört adet tarlanın orman parseli içine alındığını beyanla, bu taşınmazların davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davaya cevap vermemiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; 102 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının 28.12.2005 tarihinde kesinleştiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/2 nci ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3 maddeleri uyarınca 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği ve dava şartının olmadığı anlaşıldığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, Siirt ili Eruh ilçesi ... Köyü kadastro çalışma alanında bulunan çekişmeli 102 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına 23.11.2005 tarihinde tespit edildiği, 02.03.2006 tarihinde ise tapuya tescil edildiği, 3402 sayılı Kanun'un 12/3 maddesinde kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı, 3402 sayılı Kanun'un 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin, taşınmazın tapuya tescil tarihinden değil, kadastro tutanağının kesinleştiği tarihten itibaren başladığı, buna göre çekişmeli taşınmazın kadastro tutanağının kesinleştiği 29.12.2005 tarihi ile dava tarihi olan 02.03.2016 tarihi arasında 3402 sayılı Kanun'un 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, mahkemenin "davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine" ilişkin kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davacı vekilinin belirttiği istinaf itirazlarının yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.