Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının nişanlısı olan ...'in içinde yolcu olarak bulunduğu araç ile davalıya trafik sigortalı araç arasında 23.08.2018 tarihinde meydana gelen kazada vefat ettiğini, davacının nişanlısı olan müteveffanın desteğinden yoksun kaldığını belirterek belirsiz alacak davası olarak ikame edilen davada destek tazminatı olarak şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatı kalıcı iş göremezliğine binaen kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, müteveffanın nişanlısı olduğunu ve destek tazminatı isteyemeyeceğini, dava şartının yerine getirilmediğini, davacının son üç aylık gelire ilişkin belgeleri sunmadığını, sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusuru kabul etmediklerini, kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlulukları olduğunu, müterafık kusur ve rücu hakkı konularının ayrıca incelenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkin olduğu, davacının, nişanlısı müteveffanın ölümü ile destekten yoksun kaldığını beyan ettiği, destek ile tazminat talep eden arasında akrabalık ilişkisi olması şartının olmadığı, desteğin sağlığında düzenli ve eylemli olarak tazminat talep edene yardımda bulunması gerektiği, desteğin ölmeden önce adliyede sözleşmeli personel olarak çalıştığı ve son olarak 2.029,00 TL ücret aldığı, davacının da aynı döneme ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarında kazancının 2.029,00 TL olduğu, su tesisatçısı olarak çalıştığı sosyal ekonomik durum araştırmasına göre aylık kazancının 1.500,00-2.000,00 TL olduğu, tarafların desteğin vefatından evvel 6-7 ay önce nişanlandıkları ve ayrı yaşadıklarının anlaşıldığı, tanık beyanlarına göre desteğin, davacıya haftalık 300,00-400,00 TL harçlık verdiğini ifade ettikleri ayrıca davacının babasının da davacıya harçlık verdiği, ev aldığının da beyan edildiği ancak tüm bunların desteğin, davacıya devamlı ve düzenli bir yardımının bulunduğuna dair delil olarak kabul edilemeyeceği davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf başvurusunda; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu, Yargıtay (Kaatılan) 13. Hukuk Dairesi'nin 2003/2559 Esas 2003/7644 Karar sayılı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2002/10678 Esas 2003/847 Karar sayılı ilamları doğrultusunda nişanlıya destekten yoksun kalma tazminatı verilebileceği, müvekkilinin vefat eden nişanlısından fazla kazanmamakta hatta tanıkların ifadesinden de anlaşılacağı üzere düzenli olarak haftalık maddi yardımda bulunulduğu gerekçesi ile kararı istinaf etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile destek tazminatı alabilmenin asgari şartının destekten yoksun kalınması olduğu, desteğin ölümü nedeni ile kendisine bakılan kimsenin bu bakımdan kısmen veya tamamen yoksun kalması gerektiği, nişanlılık döneminde nişanlıların birbirlerine karşı nafaka yükümlüğü yahut başka bir bakım ve gözetim mükellefiyeti olmadığı, davacının desteğin ölüm tarihi itibariyle kendi ailesinin yanında yaşadığı, henüz 32 yaşında olduğu su tesisatçılığı yaptığı yapılan kolluk araştırmasında desteğin ölüm tarihi itibari ile destek tazminatını gerektiren ispat edilmiş bir kazanç kaybı olmadığı, zira nişanlılık sürecinin 6-7 ay sürdüğü dikkate alındığında, dinlenen tanık beyanlarından desteğin, davacı nişanlıya yaptığı yardımların eylemli ve sürekli olduğunu ispatlayamadığı gibi ölümünden sonrada devam edeceğininde anlaşılmadığı gerekçeleri ile davacının istinaf nedenlerinin reddi gerektiği ancak zorunlu arabuluculuk ücretinin hüküm altına alınmamasının hatalı olduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf talebinde ileri sürdüğü nedenler ile kararı temyiz etmiştir.

davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 23.08.2018 tarihli trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanın açtığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davacının, nişanlısı olan müteveffadan devamlı ve düzenli destek aldığını ispatlayamamış olduğunun anlaşılmasına göre karar usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.