Esastan ret

Taraflar arasındaki asıl davada itirazın iptali birleştirilen davada alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.05.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davacı vekili Avukat ... geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1. Asıl davada davacı vekili; davacının İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, ... Mahallesi, 393 ada 25 parselde bulunan 9 numaralı meskende intifa hakkı sahibi olduğunu, davalı tarafından taşınmazın 2013 yılının birinci ayından itibaren işgal edildiğini, ihtarname ile davalı tarafın temerrüde düşürüldüğünü, ecrimisil borcunu ödememesi sebebiyle davalı hakkında 11.10.2017 tarihinde icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça takibe itiraz edildiğini belirterek İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğünün 2017/25707 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa avans faizi işletilmesine, takibe haksız itiraz sebebiyle davalının %20 icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Birleştirilen davada davacı vekili; dava konusu dairenin ... ve ailesi tarafından kullanıldığını, davalı ... ile aralarında olan 18.10.2005 tarihli protokolün davalıya gönderilen 07.12.2017 tarihli ihtarname ile kullanım ödüncü sözleşmesinin sona erdirildiğini, böylece davalıların ücretsiz kullanım haklarının son bulduğunu belirterek 08.12.2017- 23.06.2018 tarihleri arasındaki ecrimisil bedelinin 08.12.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.

1. Davalı ... cevap dilekçesinde; davacının davaya konu taşınmazın maliki olmadığından dava açmada husumeti bulunmadığını, çocukları ... ile davacı arasında davaya konu taşınmaza ilişkin protokol imzalandığını ve taşınmazın kullanımının ... bırakıldığını, taşınmazın çocukları tarafından kullanıldığını, çocukları ... yurt dışında çalıştığını, Türkiye'de bulundukları zaman evin kullanıldığını, kendisinin başka bir adreste ikamet ettiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

2. Birleştirilen davada davalılar davaya cevap vermemişlerdir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu taşınmazın mülkiyetinin davacıya ait olduğu, birleştirilen davada davalı ...'in ise intifa hakkı sahibi olduğu, taşınmazda davalı ...'in sürekli olarak ikamet etmediği, intifa hakkı sahibi olan davalı ...'in rızası ile taşınmazı kullandığı anlaşılmakla kötü niyetli ve haksız bir kullanımın bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Asıl ve birleştirilen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda mülkiyet sahibi ve intifa hakkı sahibi olan davacı ve davalının karıştırıldığını, maddi hata yapıldığını, davacının sadece intifa hakkı sahibi olduğunu, protokolde davalı ...'a 5 yıl süre ile oturma hakkı tanındığını, bu sürenin sona erdiğini, vekalet ücretinin hatalı hükmedildiğini, ret halinde nispi değil maktu vekalet ücretine hükmedileceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının dava konusu taşınmazda intifa hakkı sahibi olduğu, taşınmazın kullanımı için davacı ve birleştirilen dava davalısı ... arasında 18.10.2005 tarihinde protokol yapıldığı, buna göre taşınmazın ... ve eşi ...'nin kullanımına bırakıldığı, süre sonunda da kullanımın devam edeceğinin belirtildiği, birleştirilen davada davalıların yurt dışında yaşadıkları, asıl ve birleştirilen davada davacı tarafından ödünç sözleşmesinin feshi için birleştirilen davada davalılar ... ve ...' ye ihtarname gönderildiği, ancak davalıların yurt dışında yaşamaları nedeniyle yapılan tebligatın usulsüz olduğu, davalıların ihtarnameden haberdar olmadıkları, bunun aksine davacının bir ispatının da bulunmadığı, ayrıca tarafların yaptığı protokol uyarınca ödünç süresi ve kullanım amacının belirtildiği, buna göre TBK’nın 384 üncü maddesine göre kullanım süresi ve kullanım amacının belirtildiği, davacının geri isteme hakkının bulunmadığı, yine protokolde süre sonunda kullanımın devam edeceğinin belirtildiği, birleştirilen davada davalılarının taşınmazdaki kullanımının yapılan protokole dayalı olduğu, asıl davada davalının taşınmazdaki kullanımının geçici ve oğlu ...'in izni ile olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacı vekili duruşma talepli temyiz isteminde bulunmuştur.

Asıl ve birleştirilen davada davacı vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince intifa hakkının kime ait olduğu hususunda maddi hata yapılarak karar verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ödünç sözleşmesindeki rızanın kalktığına ilişkin ihtarın davalılara tebliğ edilmediği, yapılan tebligatın usulsüz olduğu belirtilerek TBK 384 üncü maddesine aykırı karar verildiğini, bahsi geçen maddede ödünç verenin istediği zaman malı alabileceğini, madde kapsamında geri isteme hakkının tebliğine ilişkin kurala yer verilmediğini, keza tebligatın usulüne uygun olduğunu, yerleşim yeri adresine yapıldığını, protokole göre 5 yıl sonrası için süresiz kullanma hakkının tanındığını, davacının istediği zaman malını isteyebileceğini, yine davalı ...'nin diğer davalının izni ile taşınmazı kullanamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, asıl davada ecrimisil alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile birleştirilen davada alacak istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet İlişkisi” başlıklı 722 nci maddesi, “İyiniyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995 inci maddesi.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve özellikle ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Yargıtay duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.