İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Gaziantep 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.04.2019 tarihli ve 2018/436 Esas, 2019/109 Karar sayılı kararı ile sanığın katılana karşı eylemi nedeniyle sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve 53 üncü maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 16.06.2021 tarihli ve 2019/3617 Esas, 2021/1275 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 6-2021/113320 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle

1.Olayda yağma suçunun unsurları itibariyle oluşmadığına,

2. Sanığın faydalanma kastının bulunmadığına,

3. Katılanın çelişkili beyanlarına üstünlük tanınarak mahkûmiyet hükmü kurulduğuna,

4. Sanığa basit yaralama suçundan ek savunma ... verilmesi gerektiğine,

5. Haksız tahrik hükümlerinin uygulanmadığı ve gerekçeli kararda tartışılmadığına,

6. Şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanmadığına,
İlişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. 20.07.2018 tarihli tutanağa göre telefonun sanığın aracında çıkması, katılanın sanığa yönelik iftira etmesini gerektirecek herhangi bir husumetinin bulunmadığı, sanığın aşamalardaki savunmalarının tevil yollu ikrar niteliğinde olduğu değerlendirildiğinde olay tarihinde arkadaş olan katılan ve sanığın tartışması sonucu sanığın katılana muşta ile vurarak katılana ait telefonu zorla aldığı ve katılana karşı nitelikli yağma suçunu işlediğinin ilk derece mahkemesi tarafından kabul edildiği anlaşılmıştır.

2. Katılan beyanları ve sanık savunmaları dosya içerisinde yer almaktadır.

3. Olaya ilişkin düzenlenen 20.07.2018 tarihli olay tutanağı ve iki adet telefonun katılana teslimine dair 20.07.2018 tarihli Teslim ve Tesellüm Tutanağı dosya içerisinde yer almaktadır.

4. Katılanın olay nedeniyle basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığına dair adli rapor dosya içerisinde yer almaktadır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Olay tarihi olan 20.07.2018 günü saat 16.00 sıralarında sanığın katılanı cep telefonundan arayarak Yavuzeli ilçesine malzeme götüreceğini söyleyerek kendisinin de gelmesini istediği, birlikte sanığın kullandığı araç ile Yavuzeli'ne gittikleri, saat 18.30 sıralarında dönüş yolunda konunun sanığın boşanma aşamasında olduğu eşine geldiği, bu konuda aralarında yaptıkları konuşmalardan sanığın, boşanma aşamasında olduğu eşi ile katılan arasında ilişki olduğundan şüphelendiği, aracı kenara çekip camını ve kapısını kilitleyerek katılana eşiyle ilişkisine yönelik sorular sorduğu ve katılandan telefonlarını istediği, katılanın telefonları vermesi üzerine sanığın telefonları karıştırdığı, telefonlarda bir şey bulamayınca elindeki bıçağı katılana savurduğu, eline taktığı muşta ile katılanı darp ettiği, aracın arkasında bulunan koli bandı ile katılanı bantlamak istediği sırada katılanın kilitli araç kapısını açarak araçtan çıktığı, sanığın bir süre katılanı kovaladığı, katılanın ana yola çıkıp bir araca bindiği ve jandarmayı arayarak olayı anlatıp yerini söylediği, jandarma devriyesince Gaziantep yolu üzerinde sanığın kullandığı aracın durdurulduğu, sanığın kullandığı aracın sağ yolcu koltuğunda açık vaziyette iki adet cep telefonunun görüldüğü, sanığın telefonları jandarma devriyesine teslim ettiği şeklinde gerçekleştiği anlaşılan somut olayda, yağma suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığı hususunun ayrıntılı olarak değerlendirilmesi gereklidir.

Bilindiği gibi ceza hukumuzun temelini “kast” oluşturur. Bu durum 5237 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinde; "...Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir...” şeklinde tanımlanmıştır. Maddenin gerekçesinde ise; "...Kast, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur...” aynı hususu açklamakta ve teyit etmektedir. Kasıt, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmektedir. Kural olarak her suçun zorunlu ögesidir. Yağma suçunda kasıt hem cebir veya tehdit hem de malın alınmasını kapsamalıdır.Failin malın başkasına ait olduğunu bilmesi ve bunu faydalanmak amacıyla zor kullanarak almayı istemesi manevi unsurdur. Yağma suçu için bu durumu genel kast kabul edecek olursak yani failin cebirle veya tehditle başkasına ait taşınır bir malı isteyerek alması veya teslimini sağlaması gerekir. Ancak bu tek başına yetmez ayrıca faydalanma amacının da bulunması gerekir. Yağma suçunda rızası olmama yerine rızanın zorla alınması sözkonusudur. ... sağlanarak daha doğrusu teslimi veya geri alınmasını engellemek için cebir veya tehdit kullanmak istemesi ve malın teslimini sağlamak için cebir veya tehdide (zor) başvurmalıdır. Almadaki amaç faydalanma olmalıdır. Eğer fail faydalanma kastı ile değil de başka bir kasıtla mesela zarar verme amacıyla hareket etmiş ise eylem yağma değil mala zarar verme suçunu oluşturacaktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.10.2019 tarihli, 2158-4577 esas ve sayılı; 26.01.2016 tarihli, 2015/6-709 esas ve 2016/33 sayılı; 18.11.2014 tarihli, 810-501 esas ve sayılı; 20.05.2014 tarihli, 617-271 esas ve sayılı; 25.02.2014 tarihli, 678-98 esas ve sayılı; yine 05.07.2013 tarihli, 1548-346 esas ve sayılı kararlarında da belirtildiği üzere ve özetle; “... Yağmanın ... şeklinin düzenlendiği 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 148/1. maddesi uyarınca; kişinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceği ya da malvarlığı bakımından büyük bir zarara uğratılacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya mecbur bırakılması yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Yağma; başkasının zilyetliğindeki taşınabilir malın, zilyedin rızası olmadan faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanmak suretiyle alınması olduğundan “zor yoluyla hırsızlık”, bir kişiye karşı kullanılan icbar araçlarıyla haksız bir menfaat elde etmek.." şeklinde tanımlanmıştır.

Hırsızlık (ve yağma) suçlarında failin faydalanma amacıyla hareket etmesi yeterlidir, ayrıca çaldığı (veya yağmaladığı) maldan faydalanmış olması aranmaz, bu nedenle bu hususun araştırılmasına gerek yoktur... Fayda kavramı izafidir; kişiden kişiye, olaydan olaya değişebilir. Faydalanma amacı maddi nitelikte olabileceği gibi, manevi nitelikte de olabilir. Faydalanma kastından maksat, çalınan (veya yağmalanan) malda malikinin sahip bulunduğu bütün olanakları kullanma istek ve iradesidir. Bu nedenle avantaj sağlama, kendini tatmin etme, kullanma, kaprisini yerine getirme vs. maksatları faydalanma kastını oluşturacaktır.

Bu açıklamalardan sonra somut olay ve fiil, yağma suçunun manevi unsuru yönünden değerlendirildiğinde; sanık ile katılanın uzun süredir arkadaş oldukları, sanığın katılan ile yaptığı konuşmalardan katılanın eşiyle ilişkisi olduğu düşüncesine kapıldığı, bu düşüncenin verdiği hiddetin etkisiyle katılana ele geçirilemeyen bıçağı savurduğu ve katılanı muşta ile darp etmeye başladığı, katılanın bir fırsatını bulup araçtan inip ana yolda bir aracı durdurup olay yerinden kaçarak durumu kolluğa bildirdiği, bu esnada katılana ait iki adet cep telefonunun araç içerisinde kaldığı dikkate alındığında, her ne kadar katılan tarafından telefonların sanık tarafından zorla alındığı ve iadesini talep etmesine rağmen sanığın telefonları vermediği iddia edilmiş ise de, 20.07.2018 tarih ve saat 20: 00'da düzenlenen olay tutanağına göre katılanın jandarma ekiplerine sanığın kendisini darp ettiğini beyan etmesi üzerine, katılanın verdiği plaka bilgisi üzerinden sanığın kullandığı aracın durdurulduğu ve aracın ön yolcu koltuğunda telefonların açık halde durduğunun belirtildiği, yine aynı gün saat 21.50'de düzenlenen katılana ait ifade tutanağında ise katılanın darp iddiasına ek olarak telefonlarının sanık tarafından zorla alındığının eklendiği, katılanın cep telefonlarının alınmasına yönelik aşamalarda çelişkili ifadelerine karşılık sanığın aşamalarda değişmeyen, katılanın araçtan kaçtığı ve kaçarken cep telefonlarını araç içerisinde unuttuğu, katılana yetişemeyeceğini anlayınca yoluna devam ettiği ve jandarma ekiplerince durdurulması üzerine cep telefonlarını gizlemeyerek teslim ettiğine yönelik savunmalarının aksini gösterir delil bulunmadığı gibi sanığın katılan ile eşi arasında ilişki olup olmadığını kontrol etmek amacıyla cep telefonlarını aldığına yönelik katılan beyanlarına itibar edilecek olsa dahi, sanığın, mal edinmek veya faydalanmak kastıyla hareket etmediğinin anlaşılması karşısında, sanığın yağma kastının bulunmadığı ve yağma suçunun unsurlarının olaşmadığı, katılanın adli muayene raporu ile ... yaralanması nedeniyle değişen suç vasfına göre 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi uyarınca basit yaralama suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken, sanık hakkında silahla yağma suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Nedenleriyle hükümde hukuka aykırılıklar bulunmuştur

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 16.06.2021 tarihli ve 2019/3617 Esas, 2021/1275 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Gaziantep 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

07.05.2024 tarihinde karar verildi.