Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/02/2011 tarih ve 2011/11-2011/11 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi itiraz eden (borçlu) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati hacze itiraz eden (borçlu) vekili, müvekkili hakkında ihtiyati haciz kararı verildiğini, ancak karara konu bonodaki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, İİK.nun 265. maddesinde ihtiyati hacze itiraz nedenlerinin sınırlı olarak sayıldığı, imza itirazının bu sebepler içerisinde yer almadığı, imzanın kendisine ait olmadığını ileri süren tarafın menfi tespit davası açarak borçlu bulunmadığının tespitini talep etme hakkının bulunduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir.
Kararı, itiraz eden (borçlu) vekili temyiz etmiştir
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, itiraz eden (borçlu) vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, itiraz eden (borçlu) vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 12/09/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.