Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar Hazine ve Orman İdaresi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

2006 yılında yapılan kadastro sırasında ... köyü 173 ada 1 parsel sayılı taşınmaz, 27.01.1988 tarih 17,10.05.1996 tarih 5,14.02.2002 tarih 2 numaralı tapu kayıtları esas alınarak zetinlik vasfı ile yüzölçüm ve malik hanesi boş bırakılarak davalı olduğundan bahisle Kadastro Mahkemesine devredilmiştir.

2010 yılında yapılan kullanım kadastrosu sırasında ... köyünde bulunan 173 ada 3 parsel sayılı taşınmaz 6829,02 m2 yüzölçümü ile, 307 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ise 204,06 m2 yüzölçümü ile tarla vasfı ile Hazine adına tespit edilmiş, tutanağın beyanlar hanesine taşınmazların 2/B vasfı ile Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı şerhi düşülmüştür.

Davacı Edith Marlies Kızıltaş, 2002 yılında dava açarak, ... köyü ... mevkiindeki 15000 m² ve 12017 m² miktarlı taşınmazlarının zeytincilik tapusu ile kendisine ait olduğunu, yörede 1999 yılında yapılan ve 22.03.2002 tarihinde ilân edilen aplikasyon ve 2/B uygulaması sırasında ilk tahditte tarım alanında bırakılan bu taşınmazlarının orman içine bırakıldığını belirterek taşınmazın tamamının orman sınırı dışına alınmasını istemiştir.

Katılanlar ... ve arkadaşları, kendilerinin ... varisleri olup murislerinin davalıya taşınmaz sattıklarını ancak dava edilen yerin davacıya satılan yer değil kendilerine ait tapusuz yer olduğunu, murislerinin ve kendilerinin taşınmaza uzun yıllardır zilyet olduğunu, zilyet oldukları bu taşınmazın orman olmadığını belirtmişler, orman kadastrosunun iptaline karar verilmesini istemişlerdir.

Mahkemece davacının davasının kabulüne, müdahillerin davasının reddine, 26 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından PXC orman parseline ilişkin orman kadastro komisyon kararının iptaline 9,10,11,12 ve 17 zeytincilik parselleri içinde kalan alanın orman olmadığının tespitine kalan alanın orman olduğunun tespitine karar verilmiş, hükmün davacı, Orman İdaresi ve katılanlar tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 12.07.2005 tarih ve 2005/5293 Esas,2005/9688 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma kararında özetle; "Mahkeme hükmünün katılana 15.02.2005 tarihinde tebliğ edildiği temyiz dilekçesinin ise 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra katılan tarafından 03.03.2005 tarihinde verildiği anlaşıldığüından katılanın süresinden sonra yapılan temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerektiği, davanın devamı sırasında arazi kadastrosu geçtiği anlaşılmakta olup, çekişmeli yerin bu çalışmada ne olarak işlem gördüğü tespit tutanağı düzenlenip düzenlenmediğinin belirlenmediği, dayanılan kayıtların krokiye bağlı oldukları halde bu krokilerin getirilip uygulanmadığı, kayıtların çekişmeli yere uyup uymadığı konusunda Mahkemece taşınmaz başında 14.04.2003 ve 12.07.2004 tarihlerinde iki kez yapılan keşiflerde kayıtların uygunluğu konusunda yerel bilirkişi anlatımları da duraksama yarattığı, davacı ifraz tapularından bir tanesine sahip olduğu halde tamamı ile ilgili olarak hüküm kurulduğu, bu sebeple Mahkemece taşınmaz başında bir harita mühendisi, bulunmadığı takdirde bir fen elemanı ve yerel bilirkişi eşliğinde yeniden keşif yapılarak dayanılan kayıtların 3402 sayılı Kanunun 20. maddesinde belirtilen usulle tapu krokileri ve ifraz krokileri getirtilerek uygulanması, zeminde ait oldukları yerler, bir biçimde belirlenmesi, davacının dayandığı kayıt Temmuz 1965 tarih 22 nolu ilk tesis kaydının ifraz edilen bölümlerinden bir tanesi olduğundan, ancak o bölüm için davacının dava açma ... bulunduğunun gözetilmesi,dayanılan diğer kayıt ise 1955 yılında, 1944 yılında yapılan orman kadastrosundan sonra oluştuğundan ve 5618 sayılı Kanunla değişik 4703 sayılı Kanunda ormanların dağıtılacağına dair bir hüküm bulunmadığından;bu kaydın kapsamında kalan yerin ilk orman tahdidinde Orman sınırları içinde kaldığının anlaşılması halinde anılan tapunun hukuki değerinin bulunmadığı da gözetilerek hüküm kurulması" gereğine değinilmiştir.

Bozma ilamından sonra birleştirilen 2007/818 Esas - 2008/425 Karar sayılı dosyanın davacısı ... vekili Av. ...'nun Kaş Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben verdiği 26.09.2005 tarihli dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin Kaş ilçesi, ... köyü, ... mevkiinde 1996 tarih, 16 sıra nolu tapu kaydı ile 5520 m²'lik taşınmaza malik olduğunu, dava konusu yerin 2/B ile orman sınırı dışına çıkartılacağından halen orman tahdidinde olduğu için yerin Hazineye geçeceğini öğrendiklerini, taşınmazın evvelinin tapulu olduğunu, bu nedenlerle yapılan tahdidin iptalini talep ve dava etmiş, Asliye Hukuk Mahkemesince dava konusu taşınmaz için 173 ada 1 parsel sayısı ile tutanak düzenlendiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilerek Mahkemeye gönderilmiş, Kadastro Mahkemesince temyize konu dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

Yargılama sırasında Davacı ...'ın, Kadıköy 24. Noterliğinin 16 Aralık 2011 tarihli 36189 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi, zilyetliğin devri ve alacağın temliki sözleşmesi ile dava konusu taşınmazı ... ve ... 'ye sattığı, davacı ... 'nin de Üsküdar 16. Noterliğinin 22.09.2014 tarihli 35957 yevmiye nosu ile davacı ...'dan satın aldığı yeri ...'na sattığı anlaşılmıştır.

Yapılan yargılama sonucu; davacı ...'nın davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine, birleşik davacı ...'ın davasının kabulüne, müdahil davacıların davasının reddine;

Antalya ili, Kaş ilçesi, ... Mahallesi 173 ada 1 ve 3 sayılı parseller ile 307 ada 1 sayılı parselin yapılan kadastro tespitinin iptali ile fen bilirkişisi ... 'un 29.02.2016 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli olan krokide (A) rumuzu ile gösterilen 15.000 m²'lik alanın ... adına, (B) rumuzu ile gösterilen 5520 m²'lik alanın ... adına, (C) rumuzu ile gösterilen 5000 m²'lik alanın ... adına, 173 ada 1 parsel sayısı verilerek zeytinlik vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline,

13.04.2016 havale tarihli fen bilirkişisi ek raporunda; (A2, B2, C3) rumuzu ile gösterilen kısımların yol olarak tespitine ve 173 ada 1 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine şerh verilmesine,

(D) rumuzu ile gösterilen 8693,46 m²'lik alanın aynı adada son parsel numarası verilerek orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline,

13.04.2016 havale tarihli fen bilirkişisi ek raporunda; dava konusu parsellerin beyanlar hanesine (A2, B2, C3) rumuzu ile gösterilen kısımların yol olarak şerh düşülmesine karar verilmiş, hükmün davalı Hazine ve Orman Yönetimi ile davacı ...(temlik alan) ve katılanlar ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmesi üzerine hüküm Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 27.11.2018 tarihli ve 2018/2455 Esas, 2018/7598 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur.

Bozma ilamında özetle; davacı (temlik alan) ...’nun davasının kısmen reddine ilişkin temyiz itirazları yerinde olmadığından bu kısma yönelik hükmün onanmasına, katılan davacılar ... ve arkadaşları yönünden Mahkemece verilen ret kararının aleyhlerine kesinleşmiş olması sebebi ile temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş, davalılar Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazları bakımından ise; "Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz dilekçelerinde davacı ... 'nun davasının kısmen kabulüne ilişkin verilen kısmı temyiz ettikleri, Mahkemenin kısmen kabul kararı verdiği kısmın ise temlik eden ...’ın dayandığı, 14.02.2002 tarih 2 numaralı ve 15000 m² yüzölçümlü tapu kaydının geldisi olan 1965 tarih 22 numaralı tapunun kapsadığı taşınmaz olduğu, 14.02.2002 tarih 2 numaralı tapu kaydının, 07.07.1965 tarih 22 sıra numaralı tapudan geldiği, bu tapu kaydının 1965 yılında 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun uyarınca oluşturulduğu, tapu kaydnın 1987 yılında, krokiye bağlı olarak 3 parçaya ifraz edildiği, sonra satışlarla 14.02.2002 tarih 2 sıra numaralı tapu ile davacı- temlik eden Edith Marlies Kızıltaş adına tapuya tescil edildiği, 5520 m²’lik ifraz tapusunun ise en son 1996 tarih 5 sıra numarası ile ... adına,kalan 5000 m2 yüzölçümlü kısmın ise 1987 tarih 17 sıra numarası ile ... adına tapuya tescil edildiği, mahkemece kök tapunun ve 5 numaralı zeytincilik parseline, 2/B ve aplikasyon çalışmaları sırasında p.43 numaralı parsel olarak belirlenen taşınmaza uyduğunun kabul edilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, ancak eldeki dava aplikasyon ve 2/B uygulamasına itiraz davası olup, mahkemece davanın kabulü halinde kabul edilen kısım açısından tahdidin iptaline karar verilmesi ve ancak hakkında kadastro tutanağı düzenlenen kısımla ilgili tescil hükmü kurulması gerekirken, tapu kapsamında kalan ancak hakkında kadastro tutanağı düzenlenmeyen yani 173 ada 1 numaralı parselin çapı dışında kalan ve 2/B haritasında ZN.12,13,14,15 ve 12 zeytincilik taşları ile P.XC numarası ile gösterilen 2/B alanını da kapsar şekilde tescil hükmü kurulduğu,oysa, dava dilekçelerinde asıl, birleşen ve müdahil olunan davaların; aplikasyon ve 2/B uygulamasına itiraz davası olduğu, henüz 2/B uygulaması kesinleşmediği halde dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda yargılama sırasında kullanım kadastrosu yapılmışsa da bu çalışmanın yok hükmünde olup davanın niteliğini değiştirmeyeceği, mahkemece zeytincilik tapusunun kapsamında kaldığı belirlenen 9,10,17 ve 11 numaralı zeytincilik taşları ile çevrili alan içinde kalan ve 2/B çalışması sırasında tarım arazisi olarak belirlenmesi gerekirken PXC sayısı ile 2/B alanı olarak belirlenen bu alana ilişkin orman tahdidinin iptaline karar vermek, bu alan dayanak zeytincilik tapusu ve ifraz krokisi kapsamında kalsa dahi hakkında arazi kadastrosu sırasında tutanak düzenlenmediğinden bu alanı kapsar şekilde tescil hükmü kurulmaması gerektiği,kabule göre de; davaya asli müdahil olarak katılan ... ve arkadaşları, davalarında sadece zilyetliğe dayalı dava açmış ve davalarının reddine ilişkin hüküm kesinleşmiş olsa da; zeytincilik tapusunun ifrazı ile oluşan 5000 m²'lik 27.01.1987 tarih 17 sıra numaralı tapu maliki müdahillerin murisi olduğundan ve tapu kaydının kapsadığı alan için malik hanesi açık bırakılmak sureti ile tutanak düzenlenip, kadastro hâkimi Kadastro Kanununun 30/2. maddesi gereğince araştırma yaparak gerçek haksahibini belirleme yükümlülüğü bulunduğundan bu ifraz tapusu ve 173 ada 1 parsel sayılı taşınmaz kapsamında kalan kısım için müdahiller adına tescil hükmü kurulması gerekirken murisleri adına tescil hükmü kurulmasının doğru olmadığı" gereğine değinilmiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda;

Davacı ...'nın davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine, 173 ada 1 ve 3 nolu parsel ile 307 ada 1 nolu parselin yapılan kadastro tespitinin iptali ile, 25.04.2022 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli olan krokide A1 ve A5 rumuzları ile gösterilen kısımların ... adına Kısmen Yargıtay onama ilamı ile kısmen temyiz incelemesine taşınmaksızın kesinleşen ve dosyada bulunan fen bilirkişisi ... Karabulut'un 29.02.2016 havale tarihli raporunda (B) rumuzu ile gösterilen 5520m²'lik ... adına, C rumuzu ile gösterilen 5000m²'lik alanın ... adına kesinleşen kısmın toplam yüzölçümü 21.697,94 m² olarak 173 ada 1 parsel numarası verilerek payları miktarınca zeytinlik vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline, 173 ada 1 ve 3 nolu parsel ile 307 ada 1 nolu parselin yapılan kadastro tespitinin iptali ile, 25.04.2022 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli olan krokide PXC poligonunun içerisine dahil olan ve sırası ile A2,A3 ve A4 harfleri ile gösterilen ve toplam alanı 3.822,06m²'lik alanın tescil harici bırakılmasına karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman İdaresi tarafından temyiz edilmiştir.

Somut uyuşmazlık incelenmeden önce usuli müktesep hak üzerinden kısaca durulması gerekmektedir. Usuli müktesep hak, bir davada taraflar, Mahkeme ve Yargıtay tarafından yapılmış ve istisnalar kapsamında olmayan bir işlemle taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan ... ifade eder. Mahkemenin Yargıtayın bozma kararını uymasıyla bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış bir hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli müktesep hak gerçekleşebilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla somut uyuşmazlıkta temyiz kanun yoluna dair 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (1086 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanması gerektiğinden söz konusu Kanun incelendiğinde usuli müktesep hakka ilişkin açık bir hükmün bulunmadığı, usuli müktesap hak ilkesi, davaların uzamasını önlemek hukuki alanda istikrar sağlamak ve yargı kararlarına karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ilkelerinden biri haline gelmiştir. Bu ilke, özlü bir biçimde 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Umumi Heyeti Kararı ile açıklanmış olup iş bu kararda da belirtildiği gibi, bozmaya uyulmakla bir taraf yararına usulî müktesep hak doğar. Artık bozmanın kapsamına girmeyen hususlarda yeni bir karar verilemez. Ancak usulî müktesep hak müessesesinin, özellikle kamu düzeni düşüncesi ile kabul edilmiş bazı istisnaları mevcuttur. Usul hukukunda Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş olan usuli müktesep hak ilkesine, yine Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş istisnalar bulunduğu, bu istisnalardan birisi de maddi hata sonucu verilmiş Yargıtay kararıdır. Yargıtay İçtihadları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar; 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere Yargıtayca maddi hata sonucu verilen bir karara Mahkemece uyulmasına karar verilmesi halinde dahi usuli müktesep hak oluşmaz ve Yargıtayın hatalı kararından dönmesi mümkündür.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 27.11.2018 tarihli ve 2018/2455 Esas, 2018/7598 Karar sayılı bozma ilamında," Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz dilekçelerinde davacı ... 'nun davasının kısmen kabulüne" ilişkin verilen kısmı temyiz etttikleri belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş ise de, Orman İdaresinin 04.11.2016 havale tarihli, Hazinenin ise 11.11.2016 havale tarihli bozmaya esas alınan temyiz dilekçeleri incelendiğinde; bu şekilde kısıtlayıcı bir ibare yazılmadan usul ve kanuna aykırı olan hükmün bozulmasının istendiği, dilekçe içeriklerinde taşınmazın bi kısmının ya da bir kişi adına verilen yerin özellikle belirtilmediği, dolayısı ile davanın kabul edilen kısımlarının tamamının temyiz konusu olduğu halde Hazine ve Orman İdaresinin taşınmazın ... adına tecsil edilen (A) kısmına yönelik olarak temyiz edildiği yönündeki Yargıtay bozma ilamının ve bu bozma ilamına uyularak taşınmazın (B) ve (C) harfleri ile ilgili kısımların kesinleştiği gerekçesi ile verilen kararın maddi hataya dayandığı anlaşılmaktadır.

Davacı Edith Marlies Kızıltaş'ın, 2002 yılında yapılan aplikasyon ve 2/B uygulamasına itiraz ederken 14.02.2002 tarihli 2 numaralı ve 15000 m² yüzölçümlü zeytincilik kanunun ile oluşan tapu kaydı kapsamında kalan taşınmazın tamamının orman sınırı dışında gösterilmesi gerekirken bir kısmının orman içinde gösterildiğini belirterek tapu kapsamında kalan taşınmazın tamamının orman sınırı dışına çıkarılmasını talep etmiştir.

Davacının dayandığı tapu kaydı 1965 yılında 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun uyarınca oluşturulmuş, “Doğusu; 9,10 ve 4 numaralı taş ve Yarılgan deresi, Kuzeyi; 17,12 ve 10 numaralı taş ve Devlet ormanı, güneyi 9,11 numaralı taş ve deniz” sınırlarını içeren, 25520 m2 yüzölçümlü, ilk maliki ... Çalışkan olan, sonradan başka kişilerin satışla paylı malik oldukları tapu kaydıdır.

1965 yılında oluşan bu tapu kaydı 1987 yılında, krokiye bağlı olarak 3 parçaya ifraz edilmiş, 27.01.1988 tarih 15 sıra numaralı ve 15000 m² yüzölçümlü taşınmaz, ifrazdan önce tapuda paylı malik olan Mefharet Araç adına tescil edilmiş, sonra satışlarla 14.02.2002 tarih 2 sıra numaralı tapu ile davacı- temlik eden Edith Marlies Kızıltaş adına tapuya tescil edilmiştir.

22520 m² yüzölçümlü tapunun 5520 m²’lik kısmı ifraz sonucu 27.01.1988 tarih 16 sıra numarası ile paylı maliklerden ... adına tapuya tescil edilmiş, satışlar ile 3. kişilere geçmiş, ancak gerçek kişiler arasında görülen dava sonucu en son 1996 tarih 5 sıra numarası ile tekrar ... adına tapuya tescil edilmiştir. Birleştirilen dosya davacısı ... bu tapu kaydına dayanarak genel mahkemede orman tahdidinin iptalini talep etmiş, dava konusu taşınmaz için arazi kadastrosu sırasında 173 ada 1 parsel sayısı ile tutanak düzenlendiği, bu taşınmazın kadastro mahkemesinde davalı olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş ve dosyalar birleştirilerek yargılamaya devam edilmiştir.

Kök tapunun kalan 5000 m² kısmı ise 27.01.1987 tarih 17 sıra numarası ile ... adına tescil edilmiş olup, tapu malikin mirasçıları müdahil olarak davaya katılmışlar, zilyetlikleri altında olan bir kısım yer için orman tahdidinin iptalini talep etmişlerdir.

Yargılamanın devamı sırasında 2005 yılında çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde arazi kadastrosu çalışmaları yapılmış, çekişmeli 173 ada 1 parsel sayılı taşınmaz için 07.07.1965 tarih 22 sıra numaralı tapudan gelen ifraz tapuları tespite esas alınmış, tapu kaydının bu taşınmaza ait olduğu ancak taşınmazın 2/B uygulamasına itiraz davasına konu olduğundan bahsedilerek yüzölçüm ve malik hanesi boş bırakılmak sureti ile tespit edilmiş ve kadastro tutanağı Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.

Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarına göre dayanak 1965 tarih 22 numaralı kök tapu kaydının sınırlarında yazan 10,12,17,11 ve 9 zeytincilik taş numaralarına göre 5 numaralı zeytincilik parseline uyduğu, 2/B ve aplikasyon uygulaması sırasında tapunun uyduğu 5 numaralı zeytincilik parselinin orman tahdidi dışında gösterildiği, çalışma tutanaklarında bu kısmın P.43 numaralı taşınmaz olarak açıklandığı, zeytincilik parselinin içinde yer alan ZN.12,13,14,15 ve 12 zeytincilik taşları ile çevrili kısmın bu tapu kapsamı dışında ve ilk orman tahdidi içinde kaldığı, ancak 1981 yılından evvel orman vasfını yitirdiği gerekçesi ile ZN.12,13,14,15 ve 12 zeytincilik taşları ile kısım P.XC poligonu olarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alan olarak bırakıldığı, taşınmazla ilgili 2/B ye itiraz davası olan eldeki dava devam ederken yani taşınmazın P.XC olarak belirlenen kısmının henüz zeytincilik tapusu kapsamında kalıp kalmadığı, 2/B niteliğinde olup olmadığı kesinleşmeden kullanım kadastrosu yapılmış ve bu 2/B alanı için 173/3 ve 307 ada 1 sayısı ile kullanım kadastro tutanakları tanzim edilerek dosya içerisine gönderilmiştir.

Mahkemece kök tapunun, 5 numaralı zeytincilik parseline ve 2/B ve aplikasyon çalışmaları sırasında P.43 numaralı parsel olarak belirlenen (içindeki P.XC alanını da kapsar şekilde) taşınmaza uyduğunun kabul edilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Ancak eldeki dava aplikasyon ve 2/B uygulamasına itiraz davası olup, mahkemece davanın kabulü halinde kabul edilen kısım açısından tahdidin iptaline ve arazi kadastrosu sırasında 173 ada 1 parsel sayısı ile tutanak düzenlenen kısmın çapı içinde kalan kısımlar hakkında ifraz tapu malikleri adına tescil hükmü kurulması, ancak tapu kaydı kapsamında kalmasına rağmen 173 ada 1 parsel sayılı taşınmazın çapı dışında kalan ve 2/B alanı olarak belirlenip yargılama sırasında kullanım kadastrosuna tabi tutulan kısımlarla ilgili orman tahdidinin ve kullanım kadastrosu tutanaklarının iptali ile bu kısımların orman sınırı dışına çıkarılmasına davacıların tescil talepleri bakımından ise genel mahkemelerin görevli olduğuna karar vermek olmalıdır.

Bu açıklamalar ışığında bozma ilamı sonrasında alınan 22.04.2022 tarihli ek rapora göre, 173 ada 1 parsel sayılı taşınmaz çapı içinde kalan A1-A5 kısımlarının ... Köroğlu, B1-B4 kısımlarının ..., C1 kısmının ... Çalışan adına, D harfli kısmın orman vasfı ile tesciline ilişkin mahkeme karraının kesinleşmiş olması sebebiyle orman vasfı ile Hazine adına tesciline, p. XC nolu 2/B alanında kalan ve bilirkişi raporunda A2, A3, A4, B2, B3, C2, C3 harfli kısımlar için davanın kabulü ile bu kısımlarla ilgili orman kadastrosunun ve 173 ada 3 ile 307 ada 1 parsel sayılı kullanım kadastro tutanaklarının iptaline, taşınmazın bu kısımlarının orman sınırı dışına çıkarılmasına karar verilmelidir.

Kabule göre de; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorunda olup, somut olayda, mahkemece; "dava konusu taşınmazın A1-A5 kısımlarının ..., (B) rumuzu ile gösterilen 5520m²'lik ... adına, (C) rumuzu ile gösterilen 5000m²'lik alanın ... adına" dedikten sonra "taşınmazın tamamının payları miktarınca zeytinlik vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline" şeklinde infazda tereddüt oluşturulacak şekilde ve (C) kısmının katılanlar adına tesciline karar verilmesi gerekirken murisleri adına tesciline karar verilmesi de doğru değildir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalılar Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
07.05.2024 günü oy birliği ile karar verildi.