SAYISI: 2016/761 E., 2019/34 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... ile 23.02.2016-23.02.2017 tarihlerini kapsayan 13113434 nolu poliçe ile Güngör Mah. 902 Sok. Daire No: 1 Yüksekova/HAKKARİ adresindeki dairesini poliçede belirtilen rizikolara karşı sigortalattığını, müvekkilinin belirlenen sigorta prim miktarını davalı ... şirketine tamamen ödediğini, 13.03.2016 tarihinde Yüksekova ilçesinde meydana gelen terör olaylarından dolayı müvekkilinin poliçeli konutun içerisinde bulunan ev eşyaları ile birlikte zarar gördüğünü, hadisenin sokağa çıkma yasağının 30.05.2016 tarihinde kaldırılması ile birlikte eve gelince anlaşıldığını, fotoğraflar çekilip olaydan önce ve sonrası aynı gün sigorta şirketine derhal ihbarda bulunulduğunu, davalı ... şirketince gönderilen eksper ile birlikte hasar gören kıymetlerin incelenmesi ve değerlendirmesi yapıldığını, sorumlu sigorta şirketi poliçede belirtilen miktarı ve kira yardımını talepte bulunmalarına rağmen ödemediğini, sigorta şirketinin ödeme yapmaması ve buna ilişkin olarak cevapda vermemesinin açıkça kötü niyetli olduğunu göstermekte olduğunu, ödenmesi gereken tazminatın geciktirilmesine yönelik olduğunu, sözleşmede her iki tarafa yüklenilen edimin ihlali niteliğinde olduğunu, hukuka aykırılık teşkil ettiğini, fazlaya ilişkin hak ve alacaklarını da saklı tuttuğunu, davalı ... şirketinin taahhüt ettiği teminatı talepte bulunmalarına rağmen ödemediğini, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla poliçede teminat altına alınmış her türlü haklarının da saklı kalması kaydıyla bu aşamada mevcut zarar için 10.000,00 TL, bina dışı eklentileri için 500,00 TL, alternatif ikamet masrafı için 500,00 TL, bahçe ağaçları ve süs bitkileri için 200,00 TL, ev eşyaları için 500,00 TL, demirbaşlar için 500,00 TL, enkaz kaldırma için 500,00 TL olmak üzere 12.700,00 maddi tazminatın olay tarihi olan 13.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı ... şirketinden alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Yargılama sırasında dava değerini, toplam 247.300,00 TL olarak yükseltmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetki ve işbölümü itirazı nedeniyle reddine karar verilmesini, ayrıca davada hukuksal yarar olmadığını, bu binayla ilgili birçok dairesine ilişkin dosya açıldığını bunların birleştirilmesini, davacının bilinçli olarak ve kasten gerçekleri gizleyerek Yüksekova'da olacak olaylar konusunda kendilerine bilgi verilmediğini, iyiniyet ve dürüstlük ilkesine aykırı davranıldığını, talebin fahiş olduğunu ve sebepsiz zenginleşme amacının güdüldüğünü belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının Güngör Mah. 902 Sok. Daire No: 1 Yüksekova/HAKKARİ adresindeki konutunun 13113434 konut sigorta poliçesi ile G.L.K.H.H.K.N.H kapsamında teminat altına alındığı, sigorta poliçesinin 04.03.2016 ile 04.03.2017 tarihlerini kapsadığı, davaya konu rizikonun teminat süresi içerisinde gerçekleştiği, poliçenin hasar tarihinde yürürlükte olduğu, sigorta poliçesindeki limit içerisinde kalan zararın sigorta kapsamında sigorta şirketi tarafından zararın karşılanması gerektiğinden, devletin 5233 sayılı Yasa kapsamında sorumluluğu sigorta kapsamının dışında poliçe limitinin üzerindeki zararlar için olmasından dolayı oluşan zarardan öncelikle davalı ... şirketinin sorumlu olduğu, usul ve yasaya uygun hazırlanan oluşa uygun, gerekçeli ve denetime elverişli 07.12.2017 havale tarihli bilirkişi heyeti raporu ile poliçe şartları gereği düşülmesi gereken %5 muafiyet oranı düşülerek hesaplanan 151.833,22 TL zarar miktarının poliçe limiti sınırlarında kaldığı anlaşılmakla, davalıdan tahsiline karar verilmiş; davacı taraf her ne kadar alternatif ikametgah masrafı talebinde bulunmuş ise de bu talebin ispat edilemediği anlaşılmış olup ekspertiz raporu tarihi temerrüt tarihi olarak kabul edilerek ıslah dilekçesinde talep edilen miktar da gözönüne alınarak davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 151.833,22 TL alacağın temerrüt tarihi olan 26.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 95.466,78 TL alacak talebi yönünden fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesi ile davanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) belirsiz alacak davası açılmasına ilişkin hükümlerine aykırı olduğundan iş bu davanın hukuksal yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, ıslah talebinin zararın ortaya çıkmasından sonra iki seneyi geçtikten sonra yapıldığını, iki senelik zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının kötü niyetli bir biçimde sokağa çıkma yasağının hemen öncesinde sigorta yaptırdığını, esasen davacının rizikoyu değil mevcut olan hasarı sigortalatmaya çalıştığı ve sigortanın geçersiz olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1435 inci maddesine göre beyan yükümlülüğünü ihlal etmek suretiyle önemli hususları sigortacıdan bilinçli olarak ve kasten saklayarak poliçe tanzim ettirdiğini, sokağa çıkma yasağı uygulanacağının yerel organlarca duyurulduğu ve hoparlörlerle ilan edildiğini, davacının meydana gelebilecek zararı bilmesine rağmen bu durumu gizlediğini, olayın tüm sigorta mevzuatı nezdinde ve hasar değerlendirmelerinde öncelikli olgu olan "ani ve beklenmedik olma" halinden çok uzak olduğunu, terörün teminatın genel anlamda dışında olduğunu, ancak ilgili olayın poliçede yer verilmiş olan terör klozu ile tek tarafıyla teminata alınan klozun kapsamında da değerlendirilemeyeceğini, zarara sebebiyet veren olaya bakıldığında; terör örgütü varlığına yönelik devlet tarafından operasyon yapıldığını, bu nedenle oluşacak zararın terör klozu kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafından iyi niyet ve dürüstlük kuralının ihlal edildiğini, zararın devlet tarafından karşılanıp karşılanmadığının talepte bulunmalarına rağmen mahkemece ilgili kurumlardan sorulmadığını ve eksik inceleme ile karar verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı esaslı itirazlarını karşılar yeni bir bilirkişi raporu alınmadan eksik incelemeye dayalı hüküm tesis edildiğini, zararın terör teminatında değerlendirilebilmesi için öncelikle somut bir terör girişimini/bir eylemi bastırmak amacı ile devlet güçlerinin müdahalede bulunması, operasyon yapması ve zararın buna bağlı olarak gelişmesinin gerektiğini, ancak iş bu davaya konu olayda somut bir terör eylemi girişiminden müstesna olarak, zarara neden olabilecek herhangi bir belirli bir eylem hazırlığı veya girişimi olmaksızın, terör örgütünün varlığına dönük devlet müdahalelerinin/ operasyonlarının yapıldığını, bu nedenle oluşacak zararın terör klozu kapsamı içerisinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca temerrüt olgusunun bulunmaması karşısında hasar tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirtip İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmadığı bu itibarla davalı vekilinin hukuksal yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki istinaf itirazının yerinde olmadığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçelerinde; istinaf dilekçelerinde ileri sürülen sebepleri tekrarla ve ek olarak vekalet ücreti ve harçlar yönünden hatalı karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

davalı ... tarafından Konut Sigorta poliçesi ile teminat altına alınan konut ve eşyaların zarar görmesi nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesi, Konut Sigortası Genel Şartları.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, anılan bölgede uzun yıllardır terör örgütüne karşı güvenlik güçlerinin operasyonlarının devam ettiği ve bunun tüm kamuoyu tarafından bilindiği dikkate alındığında davalının TTK'nın 18/2 nci maddesine göre basiretli bir tacir gibi hareket etmesi ve riziko analizi konusunda gerekli dikkat ve özeni göstermesi gerekeceğinden, dava konusu olayda TTK'nın 1435. maddesi anlamında sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlal ettiğine yönelik delil bulunmamasına, zararın terör klozu teminatı dahilinde olmasına, bilirkişi raporunun hükümde benimsenmesinde hata edilmemiş olmasına, ıslah ile talep edilen alacak kaleminin zamanaşımına uğramamış olmasına, taraflar yönünden takdir edilen vekalet ücretinin yerinde olmasına ve kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir suretin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.