Esastan ret

SAYISI: 2022/244 E., 2022/310 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkil şirket tarafından borçlu ... aleyhine icra takibi başlatıldığını, borçlu şirketin aralarında akrabalık bağı bulunan şahıs borçlusunun aile şirketi olarak faaliyet gösterdiğini, davalı şirketler arasında organik bağ bulunduğunu, gerçekleştirilen haciz işlemlerinde borçlular ile namı müstearların birlikte tek bir kişi gibi çalıştıkları Yargıtay tarafından onanan kesin nitelikli mahkeme kararı ile tespit edildiği gerekçesiyle fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla; haklı davanın kabulü ile 1.250.000,00 TL alacaklarının davalılar ... Taşımacılık İnşaat Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, ... ve ...'ın tahsilini yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılara, dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 115 inci maddeleri ve 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin A bendi hükümleri gereğince, dava açılmadan önce zorunlu arabulucuya başvurulmadan işbu davanın açılmış olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 227 nci maddelerine göre görülmesi gereken davalardan olup anılan ve devamı maddelerine ilişkin açılan tasarrufun iptali davalarında arabuluculuk başvurusunun zorunlu olmadığını, dolayısı ile huzurdaki davada arabuluculuk başvuru şartı aranmadığını, davalılar ve borçlunun muvazaa içerisinde hareket ettiklerini ve birbirleri ile sıkı bir organik bağ içerisinde oldukları ayrıntıları ile dava dilekçesinde açıklandığını, huzurdaki davada arabuluculuğa başvurmanın zorunlu kılınmasının işbu davanın doğasına da aykırı olduğunu, tasarrufun iptali davalarında da bu nedenle arabuluculuğa başvuru şartının aranmadığını, yerel mahkeme tarafından 21.05.2022 tarihli muhtıra ile "davacı vekiline arabuluculuk son tutanağını dosyaya sunması için bir hafta kesin süre verilmesine" ilişkin kararının 26.05.2022 tarihinde taraflarına tebliğ edildiğini ve taraflarınca yerel mahkemenin kararına istinaden 23.05.2022 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu ve 29.06.2022 tarihinde anlaşmama ile sonuçlandığını, buna rağmen yerel mahkemenin arabuluculuğa başvurularının sonucunu dahi beklenmeden davanın usulden reddine karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davacının davalıların namı müstear, muvaaza ve kanuna karşı hile ile alacaklarını almasına engel olduğunu iddia ederek eldeki davayı açtığının görüldüğü, davacı ve davalı şirketlerin tacir oldukları, bu anlamda davanın da ticari dava olduğu, arabuluculuk dava şartının sonradan tamamlanabilen dava şartlarından olmayıp dosya kapsamında toplanan deliller, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, arabuluculuk şartının dava açılmadan önce yerine getirmemesi nedeni ile davanın usulden reddine ilişkin kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davacının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.

Uyuşmazlık, alacak istemine ilişkin açılan davada arabulucuğun dava şartı olup olmadığı, dava şartı olduğunun anlaşılması halinde bu dava şartının sağlanıp sağlanmadığı noktasında toplanmaktadır.

1.6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 115 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6325 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin A bendi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.