Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı Hazine vekili, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyı kenar çizgisi kapsamında bulunan alana, davalı şirketin el attığını açıklayarak haksız müdahalenin önlenmesine, üzerindeki yapıların kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Otelcilik AŞ. vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı uyarınca, 26 ada 23 parselde bilirkişilerin 04/09/2009 tarihli rapor ile ekli krokilerinde göstermiş oldukları A, B1 ve C1 ile gösterilen alanlara yönelik davacının davasının reddine, bilirkişi raporu ve ekli krokide B, C, D, E, F1, F2, F3, F4, G, H, I, J ile işaretli kısımlara ilişkin daha önceden karar verildiği ve buna ilişkin kararın onandığı anlaşılmakla yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı Hazine vekili ile davalı şirket vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.

kıyı kenar çizgisi kapsamında bulunan yere el atmanın önlenmesi ve yapıların kaldırılması isteğine ilişkindir.

1.Dosya kapsamına, dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, bozma ilamına uyularak sonucu dairesinde işlem tesis edildiğine göre, davalı şirket vekilinin tüm, davacı Hazine vekilinin aşağıdaki bentte gösterilen nedenler dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Mahkemece 23.12.2014 tarihli kararda harf gruplarıyla gösterilen yerlere ilişkin talebin reddine, kabul edilen bölümlere ilişkin hüküm hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 1.500,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm her iki taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiş, Dairece, tarafların sair temyiz itirazlarının reddine, kabul edilen bölümler yönünden davacı Hazine lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken olumlu-olumsuz bir karar verilmemesi gerekçesi ile verilen karar bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de, bozma gerekleri doğrultusunda hüküm kurulduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki, temyize konu hükümde, davacı Hazine lehine kabul edilen kısımlar yönünden 2.700 TL vekalet ücretine hükmedilmiş ise de, mahkemece, yapılan keşif sonrası alınan 05.02.2009 tarihli bilirkişi raporunda, kıyı kenar çizgisi içinde kalan sezonluk kullanım alanları olan bar, şezlong, güneşlenme yeri ve seyir terası olarak kullanılan faydalı alan toplamının 1333.05 m2 kıyı kenar çizgisi dışında kalan yol, merdiven, bahçe yeri ve seyyar tuvalet yeri olarak sezonluk kullanım alanı alanları toplamının 379,63 m2, kullanılan alanların toplam değerinin 150.000,00 TL olduğu, 02.07.2009 tarihli ek raporda, kullanılan yani müdahale teşkil eden alanların eski hale getirilmesi için kal masrafının 22.500,00 TL olduğu belirtilmiştir. Görüleceği üzere, hükme esas alınan 04.02.2009 tarihli bilirkişi raporu ile ek raporda, kabul edilen ve ret edilen el atmaya konu bölümlerin değeri ayrı ayrı hesap edilmemiş, kullanılan toplam alanların değeri belirlenmiştir. Bu durumda, Mahkemece, ret ve kabul edilen yerlerin değerleri belirlenmeden, davacı Hazine lehine 2.700,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. O halde, Mahkemece yapılacak iş, dosyanın bilirkişiye tevdi edilerek, kabul ve ret edilen yerlerin değerinin ek bilirkişi raporu ile ayrı ayrı belirlenmesini sağlayarak, bilirkişi tarafından tespit edilecek değerler üzerinden vekalet ücretine hükmetmek olmalıdır. Tüm bu hususlar düşünülmeden yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması hatalı olup hükmün bu yönden bozulması gerekmiştir.

Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin tüm, davacı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 25.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.