HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun kabulü üzerine, sanığın başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretme suçuna teşebbüsten mahkûmiyetine dair ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, sanığın 5464 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan mahkûmiyetine dair karar

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Konya Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.10.2016 tarihli iddianamesi ile sanığın, başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretme,satma suçundan cezalandırılması talep olunmuştur.

2. Konya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.12.2016 tarih, 2016/714 Esas ve 2016/777 Karar sayılı kararı ile sanığın, başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretme, satma suçuna teşebbüsten, 10 ay hapis ve 20,00 TL adli para ezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.

3. Verilen karar ile ilgili sanık ve katılan banka vekili tarafından, lehe ve aleyhe istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 08.09.2020 tarihli, 2018/134 Esas, 2020/2112 Karar sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kabulü ile, sanığın eylemine uyan 5464 sayılı Kanun'un 37 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, kısa süreli olan 10 ay hapis cezasının 6.000,00 TL adli para cezasına çevrilmesine karar verilmiştir.

A. Sanığın Temyiz Sebepleri

1. Hakkında lehe olan hükümlerin uygulanması gerektiğine,

2. Aleyhine hükmolunan adli para cezasının taksit sayısının arttırılmasına,

3. Katılan lehine hükmolunan vekalet ücretinin kaldırılmasına,
İlişkindir.

B.Katılan Banka Vekilinin Temyiz Sebepleri
Sanığın nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

1. Dava konusu olay, sanığın suçtan zarar gören ...'a ait nüfus cüzdan fotokopisi ile Denizbank A.Ş.'ye müracaat ederek, kredi kartı başvurusu yaptığı, bu başvuru sırasında "Temel Bankacılık Hizmet Sözleşmesi" ve "Yararlanmak İstediğiniz Hizmetlerimiz" başlıklı belgeyi imzaladığı ancak kredi kartı düzenlenmeden sahteciliğin anlaşıldığı iddiasına ilişkindir.

2. Denizbank Konya Zafer Şubesine, suçtan zarar gören ... adına düzenlenmiş kimlik fotokopisi ile başvurularak, 02.07.2013 tarihli Temel Bankacılık Hizmet Sözleşmesi imzalanmak suretiyle yapılan ATM ve kredi kartı başvurusu üzerine 7346144 müşteri numarası ile hesap açıldığına ancak kartların üretilmediğine dair banka yazıları dosyada mevcuttur.

3. Ankara Polis Kriminal Müdürlüğünün 09.03.2015 tarih ve ANK-15-07269 UZ-ANK-BLG-15-00641 olay nolu raporu ile, Temel Bankacılık Hizmet Sözleşmesi üzerinde yer alan imzaların, kart sahibi ... elinden çıkmadığı, sanık ...'in mukayese imzaları arasında imzaların başlangıcındaki "S"harfinin tersimi, imzalar içerisindeki buklesel el hareketlerinin yapılışı ve imzaların sonlarındaki noktalama itiyadı ve itiyadi diğer hususiyetlerden yönünden benzerlikler görüldüğünden söz konusu imzaların ... elinden çıktığı bildirilmiştir.

Dosyadaki olgular itibari ile, sanığın olay tarihinde, Denizbank Konya Zafer Şubesine, ... adına düzenlenmiş kimlik fotokopisi ile başvurarak bankamatik ve kredi kartı başvurusunda bulunduğu, bu nedenle banka tarafından sunulan Temel Bankacılık Hizmet Sözleşmesini imzaladığı, ancak bankanın durumdan şüphelenmesi üzerine herhangi bir kart üretilmediği, sanık her ne kadar savunmasında suçlamayı kabul etmemiş ise de; ... adına düzenlenmiş kimlik fotokopisi üzerindeki resmin sanığa ait olduğu, yine suça konu sözleşme ve ekinde yer alan imzaların sanığın eli ürünü olduğunun uzmanlık raporu ile tespit edildiği anlaşılmakla, mahkemenin sübuta dair kabulünde herhangi bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

A. Katılan Banka Vekilinin Suç Vasfına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 37 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “kredi kartı veya üye işyeri sözleşmesinde veya eki belgelerde sahtecilik yapanlar veya sözleşme imzalamak amacıyla sahte belge ibraz edenler” şeklindeki düzenlemenin sözleşmenin imzalanmasını da kapsayacak aşamaya kadar uygulanabileceği, kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesinden sonra kartın üretilmesi halinde, eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 245 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçu oluşturacağı, madde gerekçesinde de belirtildiği üzere banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunun oluştuğu durumlarda özel düzenleme gereği dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı dikkate alınarak yapılan incelemede;
Somut olayda sanığın sahte başvuru yaptığının katılan banka tarafından başvurulması sonucu herhangi bir banka veya kredi kartı düzenlenmediğinin anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin 5464 sayılı Kanun'un 37 nci maddesinin ikinci fıkrasına aykırılık suçunu oluşturduğu sabit olup, Bölge Adliye Mahkemesinin suç nitelendirmesinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

B. Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden

1. Taksitlendirme Sayısına İlişkin
5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince, adli para cezalarının ödenmesinde belirlenen taksit süresinin iki yılı geçemeyeceği dikkate alındığında, sanığa verilen hapisten çevrilme 6.000,00 TL adli para cezasının, sanığın sosyal ve ekonomik durumu göz önüne alınarak, birer ay ara ile yirmi eşit taksitte tahsiline yönelik mahkemenin takdirinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

2. Lehe Hükümlerin Uygulanmasına İlişkin
Kişilik özellikleri itibariyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinden yararlandırılmayan sanık hakkında hükmolunan 10 ay kısa süreli hapis cezasının, 5237 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, seçenek yaptırım olarak adli para cezasına çevrilmesine yönelik mahkemenin takdirinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. Vekalet Ücretine İlişkin
5271 sayılı Kanun'un 325 inci maddesinin birinci fıkrasında açıkça belirtildiği üzere, cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilmesi hâlinde, bütün yargılama giderleri sanığa yükleneceğinden, kendisini vekil ile temsil ettiren banka lehine hükmolunan vekalet ücretinin sanıktan tahsiline karar verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 08.09.2020 tarihli, 2018/134 Esas, 2020/2112 Karar sayılı kararında sanık ve katılan banka vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Konya 8. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.02.2024 tarihinde karar verildi.