Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR

1. Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.12.2015 tarihli ve 2015/355 Esas, 2015/514 Karar sayılı kararı ile; olay günü sanığın on beş yaşından küçük mağdureyi dudağından öptüğü, kalçalarını ve göğüslerini ellediği şeklinde kabul edilen olayda; sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 22.01.2020 tarihli ve 14-2016/38744 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanık ve Müdafilerinin Temyiz İstemi
Mağdurenin sanığa on altı yaşında olduğunu söylediğine, bu nedenle hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine, zorlama olmadan sadece öpüştüklerine ancak başka temasın olmadığına, mağdurenin kalçasını ellemediğine, kafeteryada oturalım dediği, ancak mağdurenin kabul etmediğine, öpüştükleri yere mağdurenin yönlendirdiğine ilişkindir.

1. Sanığın, mağdureye yaşını sorduğu ve kendisine on altı yaşında olduğunu söylediği şeklindeki savunması, sosyal medya yazışmalarında mağdurenin yaşını on beş olarak belirtmesi ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, olayda 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı tartışıldıktan sonra karar verilmesi gerekirken bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın eksik gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 230 uncu maddesine muhalefet edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

2. Kabule göre de; sanık savunması, mağdurenin beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın eyleminin ani, kısa süreli ve kesintili gerçekleşmesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek çocuğun cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

3. Bozma sebeplerine göre Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.12..2015 tarihli ve 2015/355 Esas, 2015/514 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafilerinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.02.2024 tarihinde karar verildi.