Davanın reddine

Taraflar arasında görülen tapu iptal tescil davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesince temyiz itirazının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Yeniden yapılan yargılama sonucu İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Dava, tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Dava konusu olan Üçtepe Köyü 102 ada 724 parsel ..., 2465,83 m² yüzölçümündeki taşınmaz 2008 yılında yapılan kadastro sırasında, tarla niteliği ile davalı adına tespit ve tescil edilmiştir.

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5304 ... Kanun ile değişik 3402 ... Kanunun 4 üncü maddesi hükmüne göre orman sınırlandırması yapılmış, taşınmaz orman sınırları dışında bırakılmıştır.

Davacı ... vekili dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşlık, kayalık ve çalılık yerlerden olduğunu, zilyetlik koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, tapu kaydının iptalini ve hazine adına tapuya tescilini istemiştir.

Mahkemece, zilyetlik yoluyla kazandırıcı zamanaşımı ile taşınmaz edinilmesi için gerekli olan koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi 10/06/2013 tarihli 2014/849 Esas-2013/6451 Karar ... ilamı ile İlk Derece Mahkemesinin kararı; "... Davalının, davalı yere ait olduğunu beyan ettiği tapu kaydının tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra davalı tarafın kayıt maliki ya da malikleri ile akdi, irsî ilişkisi sorulup saptanmalı, kayda dayanan tarafın tapu kayıt maliki ya da malikleri ile akdî ya da irsî ilişkisi saptandığı takdirde, tapu kaydının revizyon görüp görmediği sorularak görmüş ise, revizyon parsellerin kadastro tutanak örnekleri ile bu taşınmazlar ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklarla, dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, bu yolla dava konusu taşınmazların dayanılan tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, taşınmazlar dayanılan tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı belirlenirse dava ret edilmelidir.

Yukarıda belirtilen yöntemle, yapılacak araştırma neticesinde taşınmazın tapu kaydı kapsamında kalmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte, tarım uzmanı bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı, özellik taşınmaz üzerindeki ağaçların dağılımı, yaşları ile aşı yaşları belirlenip 1990 yılından önce zilyetliğe konu edilip edilmediği raporda tartışılmalı; varsa zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl süreyle ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar davalı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 ... Kanunun 14 üncü maddesi uyarınca, davalı yanında, (murisler) yönünden de aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 3/7/2005 tarihli ve 5403 ... Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır." gerekçeleriyle bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince; bozma ilamına uyularak yapılan sonunda; "Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında; dava konusu edilen ... İli, Erdemli İlçesi, Üçtepe Mahallesi 102 ada 724 parsel ... taşınmazın 25/04/2008 tarihinde yapılan kadastro tespiti sırasında dava dışı ... adına tescil edildiği, daha sonra taşınmazın davalıya devredildiği, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda yapılan keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişi beyanları ile zemine uygulanan Mayıs 1949 tarih ve 223 ... tapu kaydına göre dava konusu edilen taşınmazın bu tapu içerisinde yer aldığı, tapu maliki ile Mayıs 1949 tarih ve 223 ... tapu kaydına göre malik olan ... oğlu ... ile davalı arasında mirasçılık bağının bulunduğunun mahalli bilirkişi beyanları ile ispatlandığı anlaşılmakla davanın reddine" karar verilmiştir.

Davacı vekili tarafından; dava konusu taşınmazın hava fotoğrafları ve amenajman haritalarında görüleceği üzere devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kapalı alanda yer alan yeşil renk ile belirtilmiş taşınmazlardan ve niteliği itibariyle kazandırıcı zamanaşımı ve imar ihya ile kazanılması mümkün olmayan yerlerden olduğu, yapılan keşif sırasında alınan bilirkişi raporları ve zemine uygulanan hava fotoğrafları ve amenajman harıtalarında görüleceği üzere üzerinde imar ihya yapılmadığı, taşlık, kayalık ve makilik alanda bulunduğu, davalının dayanağı olan Mayıs 1949 tarih ve 223 nolu tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsamadığı ve tapu dışı kazanılan arazi olduğu, mahalli bilirkişi ve tanıklarının beyanları afaki beyanlar olmakla, miktar ve mevki itibariyle dava konusu taşınmazı kapsamadığı, hükme dayanak bilirkişi raporları eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak hazırlandığı, raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verildiği gerekçeleriyle kararın temyiz edildiği görülmüştür.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ... Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.