Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı (5271 sayılı Kanun) maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.04.2016 tarihli ve 2015/896 Esas, 2016/339 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca
1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteği özetle; yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığına, fahiş ceza verildiğine ilişkindir.

Sanık hakkında; üzerinde kendisine ait fotoğraf bulunan ancak ...'un kimlik bilgilerini ihtiva eden nüfus cüzdanı ile yakalandığından bahisle resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında; sanığın ikrarı, nüfus cüzdanının tamamen sahte ve aldatma niteliğini haiz olduğuna dair Emniyet Kriminal uzmanlık raporu, mahkeme gözlemi ve tüm dosya kapsamı itibarıyla yüklenen suçun sübut bulduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

1. Tüm dosya kapsamı itibarıyla yüklenen suçun unsurlarının oluştuğu ve asgari hadden ceza tayin edildiği anlaşılmakla, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bingöl 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.04.2016 tarihli ve 2015/896 Esas, 2016/339 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.02.2024 tarihinde karar verildi.