Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili ve davalı ... Belediyesi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı ... ve arkadaşları vekili, Asliye Hukuk Mahkemesi'ne sunduğu 11/11/2010 tarihli dava dilekçesinde özetle; ... ilçesi... Sokakta bulunan ve sınırlarını bildirdikleri 10.000,00 m² yüzölçümündeki taşınmazın, 1958 yılında beri davacıların ortak murisleri ... tarafından sonrasında ise davacılar tarafından zilyet edildiğini, davacılar yararlarına zilyetlikle taşınmaz edinim koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, taşınmazın davacıların kendi aralarında yaptıkları taksime göre adlarına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; Davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; " dosyadaki bir kısım eksikliklerin tamamlanması ve uzman bilirkişi raporunun hükme yeterli olmaması nedeniyle ek rapor hazırlanması için verilen geri çevirme kararı üzerine dosyaya gönderilen belgelerden, yörede 2016 yılında 3402 ... Kanunun geçici 8 inci maddesi gereğince, daha önce tescil harici bırakılan alanların arazi kadastro çalışmasının yapıldığı ve çekişmeli taşınmazlar hakkında 4008 ve 3971 parsel numarası ile kadastro tespit tutanağı düzenlendiğinn, Kadastro Müdürlüğünce tutanak ve eklerinin kadastro mahkemesine gönderildiğinin anlaşıldığı açıklanarak, davada kadastro mahkemesi görevli olduğundan görev yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi " gereğine değinilmiş ve bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda Asliye Hukuk Mahkemesince, görevsizlik kararı verilerek dava dosyası Kadastro Mahkemesine devredilmiştir.
Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " alınan bilirkişi raporları doğrultusunda, dava konusu taşınmazların orman sayılmayan tarımsal faaliyetin sürdürüldüğü yerlerden olduğu, dava konusu taşınmazın memleket haritaları ve hava fotoğrafları ile öncesinin ve hali hazır durumunun orman olmadığının belirlenmiş olması karşısında taşınmazın tescil harici bırakıldığı tarih ile orman sınırları dışında bırakıldığı tarih arasındaki zilyetliğe de değer verilmesi gerektiği, davacıların zilyetlik (eklemeli olarak) süresinin başlangıcı olarak yerel ve tespit bilirkişileri ile davacı tanıklarının beyanları nazara alındığında tespit tarihinden en az 50 yıl önce davacıların murisinin zilyetliğinin başladığı, bir an için dava konusu taşınmazların tescil harici bırakıldığı 1954 tarihi ile orman sınırları dışında bırakıldığı 1986 tarihi arasındaki zilyetliğe değer verilmeyeceği düşünülse dahi taşınmazların imar planı kapsamına alındığı tarih olan 2016 yılı ile imar ve ihya işleminin tamamlandığı tarih olarak bildirilen 1985 - 1986 tarihleri arasında 20 yıllık zilyetlik süresi dolduğu gibi, çekişmeli taşınmazların orman sınırları dışında bırakılmasına dair 1986 yılında kesinleşen orman kadastro çalışmasında dava konusu taşınmazların orman sınırları dışında bırakıldığından taşınmazların imar planına alınma tarihi olan 2016 yılına kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin tamamlanmış olduğu ve en nihayetinde tüm dosya kapsamına göre uzman orman ve fen bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmiş olması, dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına, hükme elverişli kabul edilen fen ve orman bilirkişi raporları ile tespit tarihinden geriye doğru olacak şekilde yapılan hava fotoğrafları incelemesi sonucunda, çekişmeli taşınmazların yerleşim yeri içindeki konumu, üzerinde bitki örtüsü, ağaçların yaşı ve cinsi ile tarımsal amaçlı olarak taşınmazların kullanıldığına dair ziraat bilirkişinin raporu, dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık beyanları dikkate alındığında taşınmazlarda tespit tarihi ve imar planına alınma tarihi arasında 20 yıldan fazla bir sürenin bulunması hususları dikkate alındığında, çekişmeli taşınmazlar üzerinde adına tescil kararı verilen davacılar ve murisleri yararına 3402 ... Kanunun 14 ve 17 nci maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle, davacıların davalarının kabulüne, dava konusu ... ili ... ilçesi Çınarlı / Maşukiye Mahallesi Aygırdere Mevkii 4008 parsel ... taşınmazın 9.316.78 m² yüzölçümü ve bir adet bir katlı yığma bina, iki adet bir katlı ahşap bina, bir adet iki katlı ahşap bina ve bahçe niteliği ile ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2007/743 Esas ve 2007/711 Karar ... veraset ilamına göre ...'ün terekesi 40 pay itibar olunarak, 10 pay eşi ..., 3' er pay çocukları ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... adlarına olacak şekilde tapuya kayıt ve tesciline, beyanlar hanesindeki şerhin aynı şekilde bırakılmasına, aynı yer 3971 parsel ... taşınmazın 296,36 m² yüzölçümü ve bahçe niteliği ile ... 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2007/743 Esas ve 2007/711 Karar ... veraset ilamına göre ...'ün terekesi 40 pay itibar olunarak 10 pay eşi ..., 3'er pay çocukları ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... adlarına olacak şekilde tapuya kayıt ve tesciline, beyanlar hanesindeki şerhin aynı şekilde bırakılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ... Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz eden davalı Belediyeden alınmasına,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Taraflarca 1086 ... Kanun'un 440 ncı maddesinin 1 inci fıkrası gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.