Taraflar arasındaki haksız fiil nedeniyle tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Kontrolörlüğü'nün 2009 yaz denetimi sırasında yapılan incelemede, davacının da aralarında bulunduğu bir kısım vatandaşlara ait kamulaştırma işlemlerinde fazladan ödeme yapıldığının tespiti üzerine, İçişleri Bakanlığı Kontrolörü tarafından düzenlenen 23.10.2009 tarih ve 76/30 sayılı denetim raporunun 72 nci maddesinde, müvekkili idare tarafından tespiti yapılan dava konusu 570.878,77 TL kamu zararının 570.878,77 TL'sinin davalı tarafın sorumluluğunda olduğunu, denetime tabi dönemde belediye gelirleri tahsilatında kullanılan makbuzlarla tahsil edilen toplam 570.878,77 TL belediye parasının belediye hesaplarına intikal ettirilmediğinin anlaşıldığını, davalıların belediye eski başkanı, mali hizmetler müdür vekili muhasebe yetkilisi ve tahsilat şefi olduklarını, 594 adet tahsilat makbuzu ile tahsil edilen 660.124,20 TL belediye parasından 89.345,43 TL'nin belediyenin cari hesabına yatırıldığı, kesin miktarın çok daha fazla olmakla birlikte, 570.878,77 TL'nin belediye hesaplarına intikal ettirmeyerek davalıların zimmetlerine geçirdiklerini belirterek ileride daha fazla hesap çıkması ihtimaline binaen fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 570.878,77 TL fazla ödemenin tahsil edildiği tarihlerden itibaren, mümkün olmadığı taktirde denetim raporunun tarihi olan 23.10.2009 tarihinden itibaren, mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kamu zararının oluşmasına neden olanlarla ilgili olarak, Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/31 Esas ve 2010/147 Esas sayılı dosyasının açıldığını, davaların her ikisinde de beraat kararı aldığını ve kurum zararından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını ileri sürerek açılan davanın reddini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davasının ... ve ... yönünden kabulü ile 570.878,77 TL kamu zararı miktarının 02.12.2019 tarihli bilirkişi raporunda ayrıntılı dökümleri ve tarihleri yazan miktarların her bir makbuz yönünden karşısında yazan tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... Belediyesine ödenmesine, Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/31 Esas ve 2011/238 Karar sayılı dosyası ile yapılan yargılama neticesi beraatine karar verilen ve kesinleşen ilam nedeniyle davalı ... hakkında açılan davanın reddine 02.12.2019 havale tarihli bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... ve ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalılardan ...'un muhasebe yetkilisi olmasına rağmen uzun süredir devam eden süreci kontrol edemediğini, denetim görevini kasten yapmadığını, keza uzun süre eylemlerden haberi olmadığını kabulün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Borçlar Kanunu'nun (BK) 74 üncü maddesinin açık hükmü karşısında Ceza Mahkemesince verilen beraat kararının, kusur ve derecesinin, zarar tutarının, temyiz gücü ve yükletilme yeterliliğinin, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmadığını, Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2010/31 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde ...'un bilgisinin olmadığına yönelik ifadesine dayanılarak kasıt yokluğu gerekçesiyle beraatine karar verildiğini, işbu davada yerel mahkemenin de kendisinin hiçbir araştırma yapmadan sadece ceza dosyasını dikkate alarak karar verdiğini, davalı ...'un da Denetim Raporunda belirtildiği şekilde konum olarak hukuksal anlamdaki sorumluluğunun bulunduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; işbu dosya içerisinde bulunan 11.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemes'inin 2014/77 Esas sayılı dosyasındaki belgeler esas alınarak rapor hazırlandığını, söz konusu dosyadaki raporun Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki bilgi ve belgeler baz alınarak düzenlendiğini, dosyaya hiçbir delilin sunulmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74 üncü maddesinin 2 nci fıkrasında da "Ceza hakiminin ... zararın belirlenmesine ilişkin kararın hukuk hakimini bağlamayacağı"nın belirtildiğini, sadece bu belirlemenin bile ceza hakiminin kararı ile bağlı olunmaması gerektiğini, varsa zarar miktarının yeniden belirlenmesi ve bu zarar ile davalıların sorumluluklarının ayrı ayrı belirlenmesinin gerektiğini, yerel mahkemenin ceza mahkemesi kararını olduğu gibi kabul ettiğini ve ayrıca yeni inceleme yapmadığını, bu sebeple istinaf incelemesi sonucunda kararın bozulmasının gerektiğini, hükme esas alınan Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 27.11.2014 tarih, 2014/77 Esas, 2014/399 Karar sayılı ilamının gerekçesinin ve dosyada dinlenen tanık ifadeleri incelendiğinde tahsilat şefi ...'nın başkandan talimat almadan tahsildarlardan para almak suretiyle kamu zararına sebebiyet verdiğinin görüleceğini, davaya konu edilen ve müvekkilin 570.878,77 TL sorumluluğuna neden olduğu belirtilen makbuzların asıllarının dosyaya sunulmadığını, gerçekliği konusunda şüphe uyandıran fotokopi evraklar üzerinden işbu dosyada müvekkili aleyhine tazminata hükmedildiğini, hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişinin dosyadaki iddiaları çözüme bağlayacak niteliklere sahip olmadığını, dolayısıyla dosyanın heyet halinde uzman bilirkişi heyetine gönderilerek hesaplama yaptırılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

3. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; belediye başkanı ...'nun müvekkiline talimat vererek belediye kasasından işçilere ödeme yapılmasını istediğini, müvekkilinin bunun yasal olmadığını söylediği halde, ...'nun gelen bağışlar ile açığı kapatırız diyerek talimatında ısrar ettiğini, müvekkilinin de başkanın talimatı doğrultusunda işçilere ödeme yaptığını, yani müvekkilinin verilen talimatlara uymak dışında hiçbir suçunun olmadığını, müvekkilinin yaptığı ödemelerin tamamının yasa dışı gibi görünse de gerçekte kamu hizmeti için kullanıldığını, ortada kamu zararı yokken bir kamu zararı varmış gibi işlem yapılmasının doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Ek Karar

1. Mahkeme tarafından istinaf harç ve masraflarının tamamlanması için çıkartılan 14.03.2020 tarihinde tebliğ olan muhtıra gereği sürenin 30.06.2020 tarihine kadar yatırılması gerektiği ancak davalı ... vekili tarafından istinaf harçlarının ve masraflarının yatırılmadığı anlaşılmakla mahkeme 09.07.2020 tarihli ek karar ile davalı ... vekili Avukat ... tarafından istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 344 üncü maddesinin 1 inci fıkrası gereğince reddine karar verilmiştir.

2. Bu karar istinaf edilmemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının istinaf sebebinin incelenmesinde; davalı ... yönünden, Ağır Ceza Mahkemesince denetim görevini yerine getirmediğinden bahisle yapılan yargılama neticesinde beraatine karar verilmiş olup bu kararın kesinleştiği, davalı ...'in yargılamada davalı ...'ın olaylardan haberinin olmadığını belirtmiş olması, yapılan usulsüzlüğün basit denetimle ortaya çıkmayacak olması, davalının denetim görevini yerine getirmediğine dair yeterli delil bulunmaması dikkate alındığında davalı ... yönünden açılan davanın reddine karar verilmesinin yerinde görüldüğü, davalı ... vekilinin istinaf sebebinin incelenmesinde; ceza dosyası ile bu dosyadan alınan bilirkişi raporları, denetim raporları, makbuz örnekleri dikkate alınarak zararın belirlendiği, makbuz suretlerinin dosyaya sunulduğu, tüm dosya kapsamından davalıların davacı kurumu 570.878,77 TL miktarda zarara uğrattıkları anlaşılmakla Mahkemece yapılan tespitlerin dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde, yerel mahkeme kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebeplerle davalı ...'un da denetim raporunda belirtildiği şekilde konum olarak hukuksal anlamda sorumluluğu bulunduğunu, ilgili ceza dosyası mevcut haliyle kesinleşse bile, paranın nereye harcandığına ilişkin maddi vakıalar belgelerle açık şekilde aydınlatılmamış olduğundan hukuk davasını etkilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, davacı Belediyede görev yapan davalıların yapılan denetim sırasında ortaya çıkan nitelikli zimmet ve belgede sahtecilik niteliğindeki usulsüz işlemleri nedeni ile oluştuğu iddia edilen kurum zararının tazmini istemine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 74 üncü maddeleri.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; özellikle denetim görevini yerine getirmediğinden bahisle zimmet eyleminden davalı ... hakkında yapılan yargılama netçicesinde ağır ceza mahkemesi kararı ile beraate dair verilen kararın Yargıtay 5. Ceza Dairesi ilamı ile onanmış olmasına göre davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.