B O Z M A Ü Z E R İ N E

HÜKÜMLER: Beraat

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Bakırköy 14.Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.05.2012 tarihli ve 2011/633 Esas, 2012/661 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.
2. .Bakırköy 14.Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.05.2012 tarihli ve 2011/633 Esas, 2012/661 Karar sayılı kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 10.11.2016 tarihli ve 2014/1111 Esas, 2016/8533 Karar sayılı kararı ile somut olayda eylemin 5237 sayılı TCK'nın 158/1-h maddesinde düzenlenen "Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık” suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri taktir ve değerlendirmenin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Bozma üzerine, Bakırköy 15.Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.04.2018 tarihli ve 2017/99 Esas, 2018/201 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan beraatlarına karar verilmiştir.

Katılan vekili, müvekkilinin çalışanları ve dış firmaların organize biçimde müvekkilini dolandırdığını, sanıklar... ve...'ın ... ve ... Turizm firmalarına karşılığı alınmadan bilet sattıklarını, bu satışın müvekkilinin bilgisi dışında olduğunu, biletleri toplu olarak satın alan firma yetkilisi diğer sanıkların satabilecekleri minimum fiyatın altında satış yaptıklarını, suçun niteliği ve konusu gereği Amadeus sistemini bilen en azından mali müşavir, turizm eksperi ve turizm acentesinde görev yapmış bilirkişilerle olayın tetkik edilmesi gerektiğini, biletlerin satıldığı tarih olan 22.06.2010 tarihinde iş yerinde yangın çıkmasının da son derece şüphe uyandıran bir başka durum olduğunu beyan ederek hükmü bozulması istemi ile temyiz etmiştir.

1.Katılanın 2010 Haziran ayında çalışanları... ve... tarafından izni ve bilgisi dışında 5 gün içerisinde yaklaşık 600.000 TL lik uçak biletini ... firmasına satışı gerçekleştirdiklerini, ... firmasının da aldığı biletleri normal fiyatının çok altında başka turizm acentalarına satarak bu dolandırıcılığın tarafı olduğunu, kötü niyetli bir biçimde hiçbir teminat alınmadan biletlerin satıldığını, satışı öğrenediği an ... firması ile irtibata geçtiğini ancak hiç bir ödeme yapmayacaklarını söylediklerini, akabinde ... firması tarafından hesaplarına 14.000 TL'lik bir ödeme gönderildiğini, bilet satış kayıtlarının tutulduğu Amadeus şirketine sorulması halinde biletlerin satış silsilesi ve olaya karışan acentelerin ortaya çıkarılabileceğini beyan ederek şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturmada; sanık ... ve sanık ...'nun ... Turizm ve Otelcilik Ltd. Şti'nin yetkilisi oldukları, sanık ...'ın bu firmanın müdürü olduğu, sanık ... ve yine sanık ...'nun ... firmasının ortağı ve sorumlusu oldukları, bu iki firmanın da herhangi bir teminat ve güvence vermeden düşük fiyatla bilet satın aldığı, sanıkların birbirleri ile irtibatlı şekilde hareket ederek düşük fiyatla bilet alımını yapmak suretiyle üzerlerine atılı suçu işledikleri iddia olunmuştur.

2.Sanık ... savunmasında, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, herhangi bir organizasyon içinde olmadığını beyan etmiştir.

3.Sanık ... savunmasında, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, katılanın işyerinde çalıştığını, olayın tamamen alacak verecek meselesi olduğunu beyan etmiştir.

4.Sanık ... savunmasında, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, katılana ait firmada bilet satış görevlisi olarak çalıştığını, yaklaşık 10 tane biletin satışını gerçekleştirdiğini, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir.

5.Sanık ... savunmasında, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, ... Turizmin yetkilisi olduğunu, ... turizmin yetkilisi Uğur'un abisi olduğunu, katılanın şirketi ile ... turizm vasıtası ile bir haftalık bir ticareti olduğunu beyan etmiştir.

6.Sanık ... savunmasında, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini,... ve...'ı bu olay nedeni ile tanıdığını, katılanın kendisini arayarak bedeli yatırmasını istemesi üzerine olaydan haberdar olduğunu, sonrasında da katılanın biletleri iade edip kısmi iade tutarlarını iade aldığını öğrendiğini beyan etmiştir.

7.Sanık ... savunmasında, rahatsızlığı nedeniyle kendi mesleğini yapamadığını, oğlu ile ortak olduklarını, katılanı da sanıkları da tanımadığını beyan etmiştir.

8.Mahkemece, şikayet konusunun katılana ait acentede çalışan sanıkların teminatsız ve düşük fiyata bilet satmaları meselesinden kaynaklandığı anlaşılan olayda, yine şikayet edilen ... ve ... şirketlerinin bu kesilen biletler ile ilgili kısmi ödeme yapmış oldukları husus da göz önüne alındığında, uyuşmazlığın hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu gerekçesi ile sanıkların beraatlarına karar verilmiştir.

A.Sanıklar...,......,... ve ...Yönünden
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B.Sanık ... Yönünden

1.Sanık ...'nun, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 22.09.2021 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde, zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.

A.Sanıklar...,......,... ve ...Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 15. Ağır CEza Mahkemesinin, 27.04.2018 tarihli ve 2017/99 Esas, 2018/201 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B.Sanık ... Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Bakırköy 15.Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.04.2018 tarihli ve 2017/99 Esas, 2018/201 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.02.2024 tarihinde karar verildi.