Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yalova 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2016 tarihli ve 2015/642 Esas, 2016/240 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü, 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazı ile infazdan sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz istemi suç kastı olmadığına, zorunluluk haliyle hareket ettiğine, hakkında lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

1. Hakkında şartla tahliye tarihine kadar denetimli serbestlik tedbiri olan sanığın, Denetimli Serbestlik Müdürlüğündeki 08.07.2015 tarihli seminere katılmadığından suça konu... Aile Sağlığı merkezince düzenlendiği görülen sahte iş göremezlik belgesini Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne ibraz ettiği, bu raporun izlenim olarak renkli fotokopi ile çoğaltılmış olabileceği şüphesi üzerine ilgili Aile Sağlık Merkezine sorulduğunda bu raporun geçerli olmadığı ve kurum tarafından verilmediğinin bildirildiği, bu suretle sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açılmıştır.

2. Sanık, iş yerinden izin alamadığı için seminere katılamadığından bu şekilde patronuyla beraber bilgisayardan rapor düzenleyip verdiğini kabul etmiştir.

3. Uzmanlık raporuna göre, suça konu belgenin üzerinde bulunan kaşe basım izi ve imzaların ıslak olmadığı, renkli fotokopi yöntemiyle oluşturulan belgenin aldatıcılılık niteliğinin olduğunun tespit edildiği görülmüştür.

4. Mahkemece, tüm dosya kapsamıyla sübut bulan suçtan mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yalova 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2016 tarihli ve 2015/642 Esas, 2016/240 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.02.2024 tarihinde karar verildi.