Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ...'dan alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine...10. İcra Müdürlüğü'nün 2018/905 E ve 2018/276 E sayılı dosyalar ile takip yapıldığını, takiplerin kesinleştiğini, davalı borçlunun adına kayıtlı gayrımenkulünü mal kaçırma gayesi ile düşük bedelle diğer davalıya devrettiğinin tespit edildiğini beyan ederek, davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarını kabul etmediklerini, müvekkilinin ...'dan halen alacaklı olduğu icra dosyaları bulunduğunu, müvekkili ile ...'nın hiçbir akrabalık bağının bulunmadığını, muvazaanın söz konusu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Diğer davalı ... Sarı adına dava dilekçesi ekli duruşma gün ve saatini gösterir davetiyelerin usulüne uygun tebliğine rağmen davalının duruşmalara katılmadığı gibi herhangi bir cevap da vermediği anlaşılmıştır.

Mahkemenin 08.06.2018 tarihli ve 2018/310 Esas ve 2019/462 Karar sayılı kararıyla, dosyaya sunulan haciz tutanaklarının incelenmesinde haciz mahallinin kapalı olduğu, icra memurlarınca haciz mahalline girilemediği, borca yeterli mal bulunup bulunmadığının tutanakta yer almadığı, davacı tarafça dosyaya sunulan haciz tutanaklarının İİK'nun 105 inci maddesi kapsamında geçici aciz belgesi niteliğinde kabul edilemeyeceği, İİK'nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca tasarrufun iptali davası açılabilmesi ve yargılamaya devam olunabilmesi için geçici veya kesin aciz belgesinin ibrazının zorunlu olduğu, davacının usulüne uygun biçimde verilen kesin süre içinde dava şartını yerine getirmediği, HMK'nun 115 inci maddesi uyarınca dava şartlarının yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınacağı anlaşılmakla dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; haciz mahaline gidilemediğini, dosyaya aciz vesikası sunacaklarını, dava konusu taşınmazın düşük bedelle muvazalı olarak satıldığını, bankanın alacağının tasarruftan önce doğduğunu, davalılar arasında akrabalık bulunmasa da arkadaşlık olup olmadığının araştırılması gerektiğini ileri sürerek istinaf talebinde bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince; davacı vekilinin...6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.10.2019 tarih, 2018/310 Esas ve 2019/462 Karar sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları temyiz dilekçesinde de ileri sürmüştür.

Uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

1. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.

1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; davacı vekili tarafından verilen kesin süreye rağmen İİK'nun 105 inci gereğince hacze kabil mal bulunmadığının belirtildiği haciz tutanağının ve kesin aciz vesikasının dosyaya ibraz edemediğinin anlaşılmış olmasına göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.