Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Karara davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ...'dan alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine ...18. İcra Müdürlüğü'nün 2018/1965 sayılı dosya ile takip yapıldığını, takibin kesinleştiğini, davalı borçlunun acz halinde olduğunu, davalı borçlunun adına kayıtlı gayrımenkulünü mal kaçırma gayesi ile diğer davalıya devrettiğinin tespit edildiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu gayrımenkulü bedelini ödeyerek satın aldığını, davalı borçlu ile aralarında tanışıklık ilişkisi de bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı borçluya tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermediği anlaşılmıştır.
Mahkemenin 14.09.2018 tarihli ve 2018/455 Esas ve 2019/350 Karar sayılı kararıyla, dava konusu gayrımenkulün mahkemece yaptırılan keşif sonucu tasarruf tarihi itibari ile değeri ile ödenen bedelin aynı olduğunun anlaşılması, ayrıca davacı tarafından davalılar arasında mal kaçırma gayesi ile işlem yapıldığının da ispat edilememesi gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacı alacaklı ile davalı borçlu arasındaki borç ilişkisinin gerçek bir hukuki ilişkiye dayandığını, dava konusu olayda satış bedelinin ödendiğine ilişkin bankalar arası havale kaydı ya da buna eşdeğer hiçbir ödeme kanıtı ileri sürülmediğini, taşınmaz satış bedelinin ödendiğine dair mahkemeye inandırıcı delil sunulmadığını, alıcının şahsi hesabından kendisinin çektiği banka makbuzunun taşınmaz satışına dair ödeme belgesi olarak ileri sürülmesinin gayri ciddi bir durum olduğunu, emlakçı olan tanıkla davalı arasında tanışıklık ve dostluk olduğunu, tanık ifadesinin başka inandırıcı belgelerle desteklenmiyorsa en az değer verilmesi gereken bir delil olduğunu, yerel mahkemece aleyhlerine hüküm kurulmasının yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf isteminde bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 280/1 inci maddesine göre tanışıklık ve İİK 278 inci maddeye göre misli fark olmadığı anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesinin red kararının doğru olduğu gerekçesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde olmayan istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları temyiz dilekçesinde de ileri sürmüştür.
Dosya içeriğine göre uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu gayrımenkulün davalı ... tarafından bedeli ödenerek satın alındığı, tapuda satış bedeli olarak 75.000,00 TL nin gösterildiği, dava konusu gayrımenkulün tasarruf tarihindeki gerçek değerinin 120.000,00 TL olduğu, buna göre tapuda gösterilen değeri ile gerçek değeri arasında misli fark bulunmadığı, İİK 280/1 maddesi gereğince davalı ...'ın davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğunun da davacı vekili tarafından ispat edilemediği anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.