SUÇLAR: İmar kirliliğine neden olma, mühür bozma

HÜKÜMLER: Beraat

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararıyla, sanığın imar kirliliğine neden olma ve mühür bozma suçlarından, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir.

2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.04.2021 tarih ve 2016/377669 sayılı Tebliğnamesiyle hükümlerin düzeltilerek onanması yönünde görüş bildirilmiştir.

Katılan vekilinin temyizinin; kararın eksik inceleme sonucu hatalı verildiği, sadece sanık beyanına itibar edilerek beraat kararı verildiği, mühür bozma suçundan sanığın ikrarına rağmen usul ve Yasa'ya aykırı şekilde atlı suçlardan beraat kararı verildiği, bu nedenlerle hükümlerin bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.

1. Sanığın yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 203 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezaların türleri ve üst sınırlarına göre, aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanığın 05.11.2015 tarihli savunma tarihinden temyiz incelemesi tarihine kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

3. İncelemeye konu dosyada olağan dava zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin kararına yönelik katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği ayrı ayrı BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.02.2024 tarihinde karar verildi.