Mahkûmiyet
Sanık hakkında Yargıtay bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usûl hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bafra Cumhuriyet Başsavcılığının 17.04.2013 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması ve güveni kötüye kullanma suçlarından kamu davası açılmıştır.
2. Bafra 1.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 26.12.2013 tarihli kararı ile sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan 2 yıl 11 ay hapis cezası ve 5.000,00 TL adli para cezası ile mahkûmiyetine; güveni kötüye kullanma suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası ve 5.000,00 TL adli para cezası ile mahkûmiyetine karar verilmiştir.
3. Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 28.11.2018 tarihli kararı ile sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerinin sanığın eyleminin kül halinde banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunu oluşturduğu ve etkin pişmanlık hükümlerinin tartışılması gerektiği yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma üzerine Bafra 1.Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.02.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan 2 yıl 11 ay hapis cezası ve 5.000,00 TL adli para cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
Sanığın temyiz istemi; suçun sübutuna ve katılanın rızasının bulunduğuna, ilişkindir.
İncelemeye konu olay; katılan ...'ın araçlarına ait kasko ve trafik sigortasını, sanığa ait sigorta bayisinde yaptırmak için kendisine ait kredi kartını sanığa vermesi, sanığın araçların sigortasını yapmayıp, katılanın kredi kartından katılanın bilgisi ve rızası dışında değişik zamanlarda birden fazla kez kullanarak harcama yapması, iddiasına ilişkindir.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer itirazlarının reddine, ancak;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 226 ncı maddesi uyarınca sanığa ek savunma hakkı verilmeden, İddianame'de gösterilmeyen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Kabule göre de;
Sanık hakkında 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kazanılmış hak nedeniyle cezasının 2 yıl 11 ay hapis cezası ve 5.000,00 TL adli para cezası üzerinden infazına karar verilmesi gerekirken, sonuç cezanın 2 yıl 11 ay hapis cezası ve 5.000,00 TL adli para cezası olarak belirlenmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bafra 1.Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 2019/4 Esas, 2021/98 Karar ve 17.02.2021 tarihli kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE,
14.02.2024 tarihinde karar verildi.