SUÇLAR: Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığının 28.05.2018 tarihli iddianamesiyle sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılmaları istemiyle dava açılmıştır.
2.Aksaray 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 12.06.2019 tarihli kararı ile sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayrı ayrı 6 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
3.Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 10.12.2019 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar müdafii ve katılan vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
A. Sanıklar müdafinin temyiz isteği, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, mağdurenin çelişkili beyanları esas alınarak hüküm kurulduğuna, sanıkların mağdureye yönelik cinsel bir eyleminin olmadığının tanık beyanlarıyla sabit olduğuna ilişkindir.
B. Katılan kurum vekilinin temyiz isteği, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan üst sınırdan hüküm kurulması gerektiğine ve vekalet ücretine hükmedilmesi talebine ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre, dava konusu olay; sanıkların araçtan inmek isteyen mağdureyi zorla araca bindirdikleri, sanık ...'ın mağdureye''benimle birlikte olursan seni bırakırız evine'' dediği, sanık ...'ın mağdurenin göğüslerine sanık ...'nin de bacaklarına dokunduğu, mağdurenin vakit kazanmak için annesine haber vermek istediğini söyleyerek annesi ve kardeşine mesaj atıp yardım istediği, mağdurenin annesi Bircan^'ın kızından mesaj gelmesi üzerine emniyete başvurduğu ve sanık ... ‘nin ikametinin yakınlarında aracın görüldüğü, dur ihtarında bulunulmasına rağmen aracın uymayarak hızlı bir şekilde uzaklaştığı, ardından araç içerisinden mağdurenin "kurtarın" diye çığlık attığının duyulduğu ve araç seyir halindeyken aracın sağ arka kapısı açılıp mağdurenin araçtan atladığı iddiasına ilişkindir.
A. İlk Derece Mahkemesinin kabulü;
İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında suçun sübutunun kabulü ile atılı suçtan ayrı ayrı 6 yıl 12 ay hapis cezası verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü;
Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
1. T.C. Anayasasının 41 inci maddesine göre ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevi Devlete aittir.
Aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği anlaşılmış ise de, Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkindir.
5271 sayılı Kanun'un 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine dair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Mağdurun olayın sıcağıyla verdiği kolluk ifadesi, bu ifade ile uyumlu adli rapor, 20.04.2018 tarihli mesaj kayıtlarına ilişkin tutanak,20.04.2018 tarihli olay tutanağı, tanık beyanları ve tüm dava dosyası kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların mahkumiyetine ilişkin kararda isabetsizlik görülmemiş, sanıklar müdafiinin mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, mağdurenin çelişkili beyanları esas alınarak hüküm kurulduğuna, katılan vekilinin cezanın üst sınırdan tayin edilmesi gerektiğine ilişkin temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar müdafinin ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 10.12.2019 tarihli ve 2019/1695 Esas, 2019/1736 Karar sayılı kararında sanıklar müdafii ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Aksaray 1.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.02.2024 tarihinde karar verildi.