Asıl dava kısmen kabul kısmen reddine, birleşen davanın reddine ... mirasçıları ve ... vekili

Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; asıl davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili ile müdahil Orman İdaresi vekili ve davalılar ... mirasçıları ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; " çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde afet kadastrosu yapıldığının anlaşıldığı ve çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının bu şekilde oluştuğu belirlenmesine rağmen, mahkemece bu husus üzerinde yeterince durulmadığı, afet kadastrosuna ilişkin tüm belgelerin bulunduğu yerden getirtilmediği, çekişmeli taşınmaların bulunduğu yerde orman kadastrosu ve genel arazi kadastrosu yapılıp yapılmadığının araştırılmadığı, dosya içinde bulunan orman bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların memleket haritasında çalılık ve yapraklı ağaç rumuzlu alanda kaldıklarıve eğimlerinin %3-7 olduğu belirtilmesine rağmen, 6831 sayılı Kanunun 1/J maddesi gözönünde tutularak taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının net olarak belirlenmediği, eksik inceleme ve araştırma ile bilirkişinin yetersiz raporuna dayanılarak hüküm kurulduğu açıklanarak, usulüne uygun orman araştırması yapılaması gereğine ve kabulü göre de davalılar aleyhine yargılama gideri vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesinin isabetsizliğine " değinilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; " asıl ve birleşen davanın kadastro tespiti sırasında ve daha sonra satış suretiyle davalılar adına kaydedilen dava konusu taşınmazların orman arazisi olduğu iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olduğu, hükme esas alınan 07/05/2018 tarihli raporda asıl davada dava konusu Şırnak ili Merkez ilçesi Mahallesi 151 ada 1,2,5,6 ve 7 nolu parseller, 154 ada 5 nolu parsel, 186 ada 1 nolu parsellerin tamamı ile 190 ada 2 nolu parselin 09/04/2019 tarihli fen bilirkişi ek raporunda C harfi ile gösterilen 3.216,43 m2 lik kısmının orman sayılan yerlerden olduğu, ormanların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu, özel mülkiyete konu olamayacağı ve zilyetlik yoluyla mülkiyetinin kazanılamayacağı " gerekçesiyle, mahkemenin 2014/84 Esas sayılı dosyası ile açılan asıl davanın kısmen kabulü ile Şırnak ili Merkez ilçesi ... Mahallesi 151 ada 1-2-5-6 ve 7 nolu parsel, 154 ada 5 parsel ve 186 ada 1 parsel sayılı taşınmazların tamamının davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ve 190 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 09.04.2019 tarihli fen bilirkişi ek raporunda C harfi ile gösterilen 3.216,43 m2 lik kısmının davalılar murisi ... adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı yer 153 ada 17 ve 19 nolu parseller, 155 ada 1-2-3 ve 4 nolu parseller, 156 ada 1-2-5 ve 6 nolu parseller, 157 ada 1-2-3 ve 4 nolu parsel sayılı taşınmazların tamamı ile 190 ada 2 nolu parselin 09.04.2019 tarihli fen bilirkişi ek raporunda D harfi ile gösterilen 4.897,00 m2 lik kısmına yönelik açılan davanın reddine, Fen bilirkişisinin 09.04.2019 tarihli ek rapor ve eki krokinin kararın eki sayılmasına, Mahkemenin işbu dosyası ile birleşen mahkemenin 2014/12 Esas sayılı dosyası ile açılan davanın; Şırnak İli, Merkez İlçesi, Cumhuriyet Mahallesi, 153 ada 13 ve 15 nolu parseller ile 189 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar yönünden reddine, aynı yer 190 ada 4 parsel sayılı taşınmaz yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili, müdahil Orman İdaresi vekili ile davalılar ... ve ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, 03.05.2018 tarihli keşif sonrası düzenlenen tek orman bilirkişisi tarafından düzenlenen 05.07.2018 tarihli rapora itibar edilerek, asıl davada dava konusu edilen 151 ada 1,2,5,6,7,154 ada 5 ve 186 ada 1 parsel sayılı taşınmazların tamamı ile 190 ada 2 parselin 09.04.2019 tarihli fen bilirkişinin düzenlediği ek raporunda (C) harfi ile gösterilen kısmı yönünden orman vasfında oldukları gerekçesiyle davanın kabulüne, yine asıl davada 153 ada 17,19,155 ada 1,2,3,4,156 ada 1,2,5,6,157 ada 1,2,3,4 parseller ve 190 ada 2 parsel sayılı taşınmazın aynı fen bilirkişi ek raporunda D harfi ile gösterilen kısmı ile birleşen davada dava konusu edilen 153 ada 13,15 ve 189 ada 2 parseller yönünden ise orman vasfında olmadıklarından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, en eski tarihli 1956 yılı hava fotoğrafı incelendiğinde, hava fotoğrafında koyu görünen bir kısım dava konusu yer hakkında ret kararı, açık görünen bir kısım dava konusu yer için ise kabul kararı verildiği; orman bilirkişi raporunda her bir parsel için tek tek inceleme yapılmayıp aynı ada içinde olan tüm parseller yönünden ortak değerlendirme yapılmasına rağmen bu raporun hükme esas alındığı ve ayrıca bozma ilamından önce yapılan yargılama sırasında alınan orman bilirkişi raporunda, taşınmazların tümünün orman sayılan yerlerden olduğu belirtildiği halde, bozma ilamı sonrası yapılan yargılama sırasında alınan ilk orman bilirkişi raporunda taşınmazların tümünün orman sayılmayan yerlerden olduğu, hükme esas alınan son orman bilirkişi raporunda ise yukarıda açıklandığı üzere bir kısım dava konusu yerlerin orman sayılan, bir kısmının ise orman sayılmayan yerlerden olduğu belirtilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların orman vasfından olup olmadığı hususunda raporlar arasında çelişki yaratılmasına rağmen, söz konusu çelişki üzerinde durularak, çelişkinin giderilmesi amacıyla üç kişilik orman bilirkişi kurulundan taşınmazların orman vasfında olup olmadıkları hususunda rapor alınmadığı ve gerekçe gösterilmeksizin son rapora itibar edilerek karar verildiği anlaşılmakta olup, bu haliyle yapılan orman araştırmasının hüküm kurmak için yeterli ve elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır.

Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle; yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ve varsa Yargıtay ilamlarının örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmazlarla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116,4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumları saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişileri eliyle yerine uygulattırılıp orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazlar çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazların gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle tespit edilmeli; hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazların niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı ve kapalılık oranının açıklandığı ve dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanunun Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanunun 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılar ... mirasçıları ve Necati Yardımcıya iadesine,

Taraflarca 1086 sayılı Kanunun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.