Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin sürelerinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Iğdır Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.04.2016 tarihli ve 2015/262 Esas, 2016/166 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun cinsel istismarı, hakaret ve cinsel taciz suçlarından, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası (e) uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verilmiştir.
Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz Sebebi
Özetle, sanık lehine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, eksik araştırma ve yanlış değerlendirmeyle karar verildiğine, suça sürüklenen çocuğun atılı suçları işlediğine ve hükümlerin bozulması gerektiğine ilişkindir.
1. Mahkemece; ''Suça sürüklenen çocuk ... hakkında düzenlenen iddianamede suça sürüklenen çocuğun 19/11/2014 günü yolda karşılaştığı mağdur ...'e hitaben 'telefon numaranı versene, senin peşini bırakmayacağım, sen benim olacaksın, çok güzelsin' şeklinde sözler söylemek suretiyle 'Cinsel taciz' suçunu ve 20/11/2014 günü saat 17: 00 sıralarında bir müddet yol kenarında beklediği mağdurun yanından geçmesi üzerine mağdura hitaben "bana telefon numaranı ver, vermezsen peşini bırakmayacağım, evine kadar geleceğim" dediği, mağdurun cevap vermemesine rağmen mağdurun peşinden gittiği, mağdurun evlerine ait binadan içeri girdiği sırada mağdurun peşinden binaya girdiği, mağduru öpmeye çalıştığı, duvara yaslayarak boynundan öptüğü, elleriyle mağdurun vücuduna göğsüne, bacağına ve kalçasına dokunduğu, mağdurun imdat diye bağırması üzerine mağdura hitaben 'Or....pu, fa..şe, s..tir git' şeklinde sözler söylediği ve daha sonra binadan ayrılarak olay mahalinden ayrıldığı belirtilerek mağdur ...'a yönelik 'Çocuğun cinsel istismarı' ve 'Hakaret' suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de; suça sürüklenen çocuk ...'ın aşamalarda yaptığı savunmalarında; cinsel taciz suçunu işlediği iddia olunan tarihte Iğdır ilinde bulunmadığını, otobüs ile İstanbul ilinden Iğdır iline yolculuk yaptığını, cinsel istismar ve hakaret suçlarının işlendiği iddia olunan gün Iğdır iline geldiğini ancak herhangi bir şekilde mağduru tanımadığını ve mağdura yönelik cinsel istismar, cinsel taciz ve hakaret suçlarını işlemediğini beyan ederek atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan ettiği, dosyada bulunan suça sürüklenen çocuğun kullandığı telefona ait HTS kayıtları ve otobüs şoförü tanık ...'ın beyanlarından da anlaşıldığı üzere gerçekten de suça sürüklenen çocuğun 19/11/2014 tarihinde İstanbul ilinde olduğu ve HTS kayıtları ile de uyumlu olacak şekilde otobüs yolculuğu ile Iğdır iline geldiği, mağdurenin hazırlık aşamasında cinsel taciz eyleminin gerçekleştiği esnada yanında bulunduğunu beyan ettiği tanık ...'nun mahkememizde alınan beyanında; suça sürüklenen çocuğu ilk kez gördüğünü ve bu şahsın kendilerine laf atmadığını beyan ettiği, mağdura yönelik işlendiği iddia olunan cinsel istismar eylemine ilişkin bilgi sahibi olan tanık...'in de; suça sürüklenen çocuğa yönelik herhangi bir teşhiste bulunamadığı, her ne kadar mağdur ... suça sürüklenen çocuk ...'i teşhis ederek kendisine yönelik cinsel taciz, cinsel istismar ve hakaret eylemlerini gerçekleştiren şahsın suça sürüklenen çocuk olduğunu beyan etmiş ise de; mağdurun kolluk görevlilerine beyanı neticesinde düzenlenen 20/11/2014 tarihli olay, kimlik, tespit, yakalama ve teslim tutanağında mağdura yönelik cinsel istismarda bulunan şahsın mağdur tarafından 1.65 boylarında ve hafif kilolu olarak tanımlandığı, oysa mahkememizce suça sürüklenen çocuk gözlemlendiğinde boyunun 1.80 cm, kilosunun ise 75 Kg civarında olduğunun tespit edildiği, bu hali ile mağdurenin teşhisi ile kollukta yaptığı tarifin birbirine uyumlu olmadığı, bu hali ile tüm dosya kapsamından suça sürüklenen çocuk ...'un üzerine atılı suçları işlediğine ilişkin diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde itibar edilebilecek mahiyette olmayan mağdure teşhisi dışında mahkumiyete yeter her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla suça sürüklenen çocuk ...'ın üzerine atılı mağdur ...'e yönelik 'Çocuğun cinsel istismarı, Cinsel Taciz ve Hakaret' suçlarını işlediğinin sabit olmaması nedeniyle atılı suçlardan CMK 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' şeklindeki gerekçeyle hükümler kurulduğu anlaşılmıştır.
Mahkemenin gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümde açıklanan nedenlerle Iğdır Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.04.2016 tarihli ve 2015/262 Esas, 2016/166 Karar sayılı kararında katılan mağdure vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan mağdure vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.02.2024 tarihinde karar verildi.