TEMLİK ALAN: Dünya Varlık Yönetim A.Ş.

ve davacı vekili

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan 17.) Hukuk Dairesince, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bozma sonrasında; mahkemece "davanın kabulüne" dair verilen son karar; davalı ... vekili davalı ... vekili, davalı asil ..., davalı ... vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olup; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ...'dan kefaleti sebebi ile alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine... 13. İcra Müdürlüğü'nün 2007/16147 sayılı dosya ile takip yapıldığını, takibin kesinleştiğini, davalı borçlunun adına kayıtlı mal varlığının bulunmadığını, adına kayıtlı gayrımenkullerini de mal kaçırma gayesi ile diğer davalılara devrettiğinin tespit edildiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufların iptalini talep ve dava etmiştir.
Birleşen Bakırköy 1. ATM 2009/1038 sayılı dava dosyasında ise; davalılar ... ve ... tarafından diğer davalılara satılan taşınmazlara ilişkin olarak tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalılar davanın reddini savunmuştur.

Mahkemenin 16.02.2012 tarihli ve 2008/98 E- 2012/88 K. sayılı kararı ile, gider avansının öngörülen kesin süre içerisinde yatırılmamış olması karşısında 6100 sayılı HMK'nun 120/2,114 ve 115/2 maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 07.05.2013 tarihli, 2012/7056 E- 2013/6442 K sayılı ilamı ile; "uyuşmazlığa konu esas ve birleştirilen davanın 1086 Sayılı HUMK zamanında açıldığı dilekçelerin teati aşamasının ve hatta tahkikat aşamasının da tamamlandığı, davacı ve davalıların delillerinin toplandığı dosyanın karar aşamasında olduğu anlaşıldığından mevcut delillere göre davanın esası yönünden karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir." gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili davalı ... vekili, davalı asil ..., davalı ... vekili ve davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dosyada geçerli bir aciz vesikası ibraz edilmediğini, kararın gerekçesi olduğunu, davalı ...'a satılan yerin bedelinin ödendiğini, diğer gayrımenkullerin de kaydında yer alan ipoteklerin dikkate alınmadığını, bononun vadesinin tasarruf tarihlerinden sonra olduğunu, davalılar arasındaki kötü niyetin ispat edilemediğini, dayanak gösterilen mahkeme kararının ise kesinleşmediğini beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu gayrımenkulün gerçek bedeli ödenerek satın alındığını, davalı müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, gerçek bir satış olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

3. Davalı asil ... temyiz dilekçesinde; dosyaya geçerli bir aciz vesikası ibraz edilmediğini, gerekçe yazılmadığını, davalılar arasında tanışıklık ilişkisinin de bulunmadığını beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

4. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların son devirlerine ilişkin tapu kayıtlarının dosya içerisine alınmadığını, bu hali ile mahkeme kararının doğru olmadığını, bazı gayrımenkullerin el değiştirdiğini beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

5. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davalı borçlunun acz halinde olmadığını, usule uygun aciz vesikası ibraz edilmediğini, dava konusu 8 ada, 124 parselde kayıtlı gayrımenkulün ihale ile başkasına devredildiğini, ipotek ile satın alınmasının dikkate alınmadığını beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalılar arasındaki tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3/2 maddesi atfı ile uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı HUMK'nun 427 ve devamı maddeleri,

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'un 277 ve devamı maddeleri

1. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, takip konusu alacağın iptali istenen tasarruflardan önce doğmuş olmasına, 07.01.2008 tarihli haciz tutanağının İİK'nun 105 maddesi kapsamında geçici aciz belgesi niteliğinde bulunmasına göre; davacı vekili ve davalı ... vekilinin, davalı asil ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

2. İİK’nun 278/3-2 maddesinde “Mütat hediyeler müstesna olmak üzere, hacizden veya haczedilecek mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından haczin veya aciz vesikası verilmesinin sebebi olan yahut masaya kabul olunan alacaklardan en eskisinin tesis edilmiş olduğu tarihe kadar geriye doğru olan müddet içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar batıldır. Ancak, bu müddet haciz veya aciz yahut iflastan evvelki iki seneyi geçemeyeceği” belirtilmiştir.

Somut olayda; dava konusu edilen;... İli,...İlçesi, Mumhane mevkii, 21 ada, 12 parselde zemin kat, 12 nolu bağımsız bölümün 29.11.2006 tarihinde 8.500,00 TL bedelle davalı borçlu tarafından davalı ...'e devredildiği, dosyadan aldırılan bilirkişi raporuna göre dava konusu gayrımenkulün devir tarihindeki değerinin 24.200,00 TL olduğu, davalı ... tarafından davalı borçlunun hesabına 29.11.2006 tarihinde 22.500,00 TL havale yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Şu halde, havale bedeli ile birlikte dava konusu gayrımenkulün tapuda gösterilen değeri ile bilirkişi tarafından belirlenen değeri arasında misli aşan farkın bulunmamasına ve söz konusu havalenin başka bir ticari ilişkiye dayandığının davacı tarafından da ispat edilememesine göre; davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

3. Dava konusu 30 ada 4 parsel nolu taşınmaz borçlu tarafından 20.09.2007 tarihinde davalı ...'e, onun tarafından da 24.09.2007 tarihinde davalı ...'ye satılmıştır. Mahkemece davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmişse de dosya kapsamına göre varılan sonucun eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.

Şu halde, davalı borçlu... ...Silivri'de faaliyet gösteren ...Süt Mamülleri Gıda İnş.San ve Ltd.Şti.'nin ortakları ve temsilcisinin yakını olması ...'nin...de ikamet etmesi ve dava konusu taşınmazın dört gün içinde iki kez el değiştirmesi gibi olgular göz önünde bulundurularak...şartlarında davalı ...'un borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olup olmadığının yani 24.09.2007 tarihli tasarrufun İİK'nun 280/1 madde kapsamında iptale tabi olup olmadığının değerlendirilmesi, yapılacak değerlendirme sonunda davalı 4. kişi ...'nin kötüniyetli olduğunun belirlenememesi durumda ise davalı ... hakkındaki davanın İİK'nun 283/2 madde kapsamında bedele dönüşeceği nazara alınarak "tahsilde tekerrür oluşturmamak üzere taşınmazı elden çıkardığı tarihteki bedeli nispetinde nakten tazminatla sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.

4. Dava konusu 8 ada 124 parsel yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir.

Tasarrufun iptali davalarında 3.kişinin borçludan satın aldığı malı elinden çıkarması ve satın alan dördüncü kişinin davaya dahil edilmemesi ya da davaya dahil edilmekle birlikte iyi niyetli olduğunun anlaşılması halinde İİK’nın 283/2 maddesi uyarınca bedele dönüşen davada üçüncü kişinin dava konusu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında bedelle sorumlu tutulması gerekir. Aynı şekilde davalı borçlunun borcundan dolayı dava konusu taşınmaz üzerindeki ipotek nedeni ile cebri icra yolu ile satılması halinde de davalı 3. kişi elinde bir bedel kalır ise bu bedel ile sorumlu tutulur.

Anılan taşınmaz borçlu tarafından 21.09.2007 tarihinde davalı ...'a onun tarafından da 27.09.2007 tarihinde davalı ... satılmıştır. ... elindeyken de; davalı borçlu ...'ın ipotek borcu sebebi ile...1. İcra Müdürlüğü'nün 2007/4969 sayılı dosyadan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan icra takibinde cebri icra yolu ile dava dışı kişiye ihale edilmiş ve ihale kesinleşmiştir. İhale dosyası incelendiğinde; 3. kişi elinde herhangi bir bedelin kalmadığının anlaşılmasına göre mahkemece konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, haklılık-haksızlık durumuna göre de tasarrufun tarafı olan davalıların yargılama masraflarından sorumluluğunun belirlenerek karar verilmesi gerekirken icrai satış ile satıldığı ve ihalenin kesinleştiği belli olan gayrımenkul ile ilgili mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi de doğru görülmemiştir.

1-Değerlendirme bölümünün (1) nolu bendinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, davalı ... vekilinin, davalı asil ...'nin, davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE;

2-Değerlendirme bölümünün (2) nolu bendinde açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne,

3-Değerlendirme bölümünün (3) nolu bendinde açıklanan nedenlerle; davalı asil ...'nin temyiz itirazlarının kabulüne,

4-Değerlendirme bölümünün (4) nolu bendinde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılar ..., ..., ..., ...'ye ve davacıya iadesine,

14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.