Mahkûmiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, gerekçeli kararın sanık müdafine tebliğ edildiği, ancak tefhim olunan hükümde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 295 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz nedenlerini bildirir ek dilekçenin tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde verilmesi gerektiğine değinilmediği gibi bu hususun meşruhatlı tebligat ile de bildirilmediği, sanık müdafiine temyiz nedenlerini içeren dilekçesini hükmün tebliğden itibaren 7 gün içerisinde vermesi gerektiğine ilişkin ihtar içeren tebligat gönderilmesi gerektiği, yapılan tebligata bu ihtarın yer almadığı bu nedenle 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 20.06.2017 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.

2. İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.11.2018 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 21.12.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm kaldırılarak atılı suçtan 4 yıl 12 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteği; mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığına, suç kastının bulunmadığına, eylemin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmadığına ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre, dava konusu olay; sanığın sokakta yürümekte olan mağdurenin yanına yaklaşıp, annesinin kaza geçirdiğini onun yanına gitmeleri gerektiğini söyleyip, annesinin telefon numarasını da göstererek mağdurenin inanmasını sağladığı, biraz yürüyüp ara sokaklardan gitmeye başlamaları üzerine mağdurenin şüphelendiği, ardından yoldan siren sesi gelmesi üzerine sanığın mağdurenin sırtına doğru demir çubukla vurup olay yerinden kaçtığı iddiasına ilişkindir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında atılı suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak sanık hakkında mağdureyi hile ile kendi hakimiyet sahasına sokup ara sokaktan götürdükten sonra, mağdurenin şüphelenip sorular sorması sonrasında ele geçmeyen demir çubukla mağdureye vurması ve çevreden gelen siren sesleri üzerine kaçması sonucu, suçun sübuta erdiği kabul edilerek 4 yıl 12 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verilmiştir.

1. Mağdurun aşamalardaki beyanları, bu beyanlar ile uyumlu adli rapor, 11.06.2017 tarihli teşhis tutanağı, 25.09.2017 tarihli bilirkişi raporu, bu beyanlar ile uyumlu adli rapor, tanık ifadeleri ve tüm dava dosyası kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın mahkumiyetine ilişkin kararda isabetsizlik görülmemiş, sanık müdafiinin mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığına, sanığın suç kastının olmadığına ilişkin temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 21.12.2020 tarihli ve 2019/261 Esas, 2020/1817 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.02.2024 tarihinde karar verildi.