Taraflar arasındaki araç hasarı sebebiyle tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait 2012 model Porsche Panamera Dıesel marka... plakalı aracın davalı şirket nezdinde kasko rizikolarına karşı sigortalı olduğunu, 08.11.2017 tarihinde müvekkiline ait söz konusu aracın kaza yaptığını ve aracın kullanılamaz ... geldiğini, kazaya konu araç için yapılan ekspertizde 246.204,13 TL bedel hasar olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin, davalı şirkete, söz konusu aracın yapmış olduğu kaza neticesinde ağır hasarlanması (pert olması) nedeni ile 390.000,00 TL karşılığında ibraname verdiğini, ancak aracın bedelinin bundan çok daha fazla olduğunu, davalı şirketin müvekkili ile arasındaki sözleşmeden aşırı yararlandığını, söz konusu aracın kasko bedelinin 519.592,00 TL olduğunu, mevcut kazaya göre daha önce hiçbir kazası bulunmayan aracın bedeli olarak 390.000,00 TL ödenmesinin müvekkilinin tecrübesizliğinden ve bilgisizliğinden faydalanmaktan başka bir şey olmadığını, aracın emsal piyasa fiyatının 470.000,00 TL ile 570.000,00 TL arasında değişmekte olduğunu, bu doğrultuda sigorta şirketinin aşırı yararlanma yoluna gittiğinin açıkça ortada olduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 7.000,00 TL bedelin kaza tarihinden itibaren işleyeeek olan avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; davacı vekilince 29.11.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değeri 130.000,00 TL'ye arttırılmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazanın ardından müvekkili şirkete yapılan başvuru neticesinde hasar dosyasının oluşturulduğunu, sigortalı araçtaki zararın tespiti amacıyla müvekkili şirketçe bağımsız sigorta eksperi görevlendirildiğini, aracın yaşı, km'si, poliçede belirtilen standart aksesuarlar ve diğer faktörler ayrıntılı incelenmek suretiyle düzenlenen ekspertiz raporunda araçta meydana gelen hasar bedelinin 246.204,13 TL olduğunun tespit edildiğini, aracın tamirinin ekonomik olmaması sebebiyle araç pert-total kabul edilerek aracın piyasa rayiç değerinin araştırıldığını, sigortalı aracın yaşı, kilometresi, poliçede belirtilen standart aksesuarlar göz önünde bulundurularak kaza tarihindeki piyasa rayiç değerinin belirlenmesi için yapılan ayrıntılı piyasa araştırması sonucu tespit edilen 390.000,00 TL konusunda sigortalı davacı ile mutabık kalınmış olduğunu, davacı ile 390.000,00 TL ödenmesi konusunda anlaşmaya varıldığını, davacının ibraname imzalamış olduğunu, ibranamenin geçersizliğinin öne sürülebilmesi için zarar ile ödeme arasında fahiş tutar farklılıklarının olması gerektiğini, aksi halde ibranamenin geçersizliğinin öne sürülemeyeceğini, somut vakıada davacıya ait aracın kaza tarihindeki piyasa rayiç değerinin tespit edilerek davacının zararının tamamı bakımından poliçe kapsamında sorumlu olunan zararın tamamı için ibraname düzenlendiğini ve imzalandığını, dolayısıyla ibranamenin geçersizliğinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirmiş olduğunu bildirerek haksız ve dayanaksız davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada alınan bilirkişi raporu ile dava konusu sigortalı Porsche marka Panamera Diesel tipi 2012 model aracın hasar tarihindeki ikinci el emsal piyasa değerinin 520.000,00 TL edeceği, davalı ... şirketinin davacı sigortalısının aracındaki hasar miktarı için yapmış olduğu 390.000,00 TL'lik ödemeye ek olarak 130.000,00 TL daha tazminat ödemesinin uygun olduğu tespitinin yapıldığı, Porsche marka Panamera Diesel tipi 2012 model aracın hasar tarihindeki ikinci el emsal piyasa değerinin 520.000,00 TL edeceği kanaatine varılmakla davacıya ödenen 390.000,00 TL'den kalan bakiye 130.000,00 TL'lik talepte bulunulduğu davalının davacı tarafça alacağın ibra edildiğine ilişkin talebinin ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 111 inci maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına dair olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmaların yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebileceği gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile 130.000,00 TL nin 22.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davaya konu aracın tamirinin ekonomik olmaması sebebiyle araç pert-total kabul edilerek aracın piyasa rayiç değeri alanında uzman bağımsız bir eksper aracılığıyla poliçede yer alan kloz da gözetilerek tespit edildiğini, yapılan bütün incelemeler ve internet üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda 390.000,00 TL’lik tutara ulaşıldığını ve sigortalı davacı ile de mutabık kalınarak imzalanmış olan ibranameye rağmen gerekçeli kararda yeterli incelemeye sahip olmayan bilirkişi raporu dayanak alındığını, dayanak olarak alınan bilirkişi raporunda hangi sitelerden hangi incelemelere dayanılarak 520.000,00 TL’lik tutara ulaşıldığının belli olmadığını, davacının zararının tamamının müvekkil şirketçe ödendiğini, bu nedenle hukuka aykırı olarak hazırlanmış bir bilirkişi raporunu dayanak alınan İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen bila tarihli mutabakatnamede davacının aracı hasarlı haliyle davalı ... şirketine terk etmek suretiyle aracın satış ve devrini sağlayacak belgeleri sigorta şirketine ibraz etmeyi taahhüt ettiği, davacıya mutabakatname kapsamında ödeme yapıldığı, davacının gerek mutabakatname imzalanması sırasında gerekse yapılan ödemelerin miktarına ilişkin herhangi bir ihtirazı kayıt ileri sürmediği, KTK'nın hem işletenleri, hem de onların hukuki sorumluluğunu üzerine alan zorunlu mali sorumluluk sigortalarını bağlayan emredici nitelikteki 111 inci maddesinin 1 inci fıkrasında bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmaların geçersiz olduğu, mahkemece KTK'nın 111 inci maddesinin kasko sözleşmelerinde uygulanamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Ankara 4. Tüketici Mahkemesi'nin 15.10.2019 tarih ve 2018/144 Esas 2019/465 Karar sayılı kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1)-b.2 nci maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kazanın gerçekleştiği 08.11.2017 tarihinde söz konusu aracın rayiç değerinin 390.000 TL'nin çok üstünde olduğu dosya kapsamında yer alan kök bilirkişi raporu ve davalının itirazları üzerine alınan ek rapor ile sabit olduğu, piyasa değerlendirmesi yapıldığında davalı ... şirketince ödenen bedel, müvekkilin zararını karşılamadığı gibi poliçede yer alan hasar tarihi itibariyle sigortalı aracın rayiç değerine kadar teminat altına alındığına dair kloza da açıkça aykırı olduğu, olayda yetersizlik ve fahişlik unsurlarının oluştuğu bunun yanı sıra davalı ... şirketinin ise müvekkilin bilgisizliği ve tecrübesizliğinden yararlandığı tarafımızca defaatle beyan edilmiş olup iddianın ispatlanmadığının kabul edilmesi ise mümkün olmadığı gerekçesi ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
davalı ... tarafından Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalı aracın hasar tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 369,370 ve 371 inci maddeleri, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 111 inci maddesinin işletenler ve onların hukuki sorumluluğunu üzerine alan zorunlu mali sorumluluk sigortalarını bağlayıcı nitelikte olmasına ve kasko sigorta sözleşmelerinde bu hükmün uygulanamayacak olmasına, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 28 inci maddesinde düzenlenen aşırı yararlanma koşullarının ispat edilememiş olması ve sigortalı davacı tarafından ibranameye ihtirazi kayıt konulmadığı gözetildiğinde, başvurunun reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.