Mahkumiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Milas 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.05.2017 tarihli ve 2016/320 Esas, 2017/76 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince beraatine karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 07.12.2017 tarihli ve 2017/2203 Esas, 2017/2799 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin aleyhe istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 157 inci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci ve 50 nci maddeleri uyarınca 7300,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
1. Sanığın temyiz isteği; üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğine, atılı suçu işlemediğine ilişkindir.
2. Katılan vekilinin temyizi; katılan lehine eksik vekalet ücretine hükmedildiğine ilişkindir.
1. Sanığın, 30.05.2012 tarihli araç satış sözleşmesi ile aracını katılan şirkete sattığı, 48 LU 985 plakalı aracın muayene verilerinin incelenmesi üzerine 13.05.2009 tarihinde 89.883 kilometrede muayeneye girmiş iken 12.05.2011 tarihindeki muayenede 79.000 kilometre olarak aracın kayıtlara girdiğinin tespit edildiği, yapılan soruşturmada 48 LU 985 plakalı aracın ilk olarak 27.04.2004 tarihinde trafiğe çıktığı, 25.05.2007 tarihinde sanığın aracı satın aldığı, 30.05.2012 tarihinde de sanığın katılan şirkete aracı sattığının belirlendiği, yaptırılan bilirkişi incelemesinde aracın kilometresinin oynandığının teknik olarak tespit edilemediği, ancak kilometresinin daha yüksek olması gerektiğine ilişkin görüş belirtildiği iddiasıyla sanığın üzerine atılı suçu işlediği iddia edilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince, ... fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle sanığın beraatine karar verilmiştir.
3. Bölge Adliye Mahkemesince, ... Sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit olduğu halde ilk derece mahkemesince sanık hakkında beraat hükmü kurulmasının yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak inceleme konusu hüküm kurulmuştur.
1. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamış ve tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye ve karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu ile görülen ve bir duruşması olan işler için 990,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesiyle yetinilmesi gerektiğinden vekalet ücretine ilişkin düzeltilerek onama isteyen tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.
2. Sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesi gereğince hapis cezasının yanında ayrıca adli para cezasına da hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 07.12.2017 tarihli ve 2017/2203 Esas, 2017/2799 Karar sayılı kararında sanık ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Milas 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.05.2024 tarihinde karar verildi.