Esastan Ret
Taraflar arasında iş kazasından kaynaklanan tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı ... İnşaat Turizm San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... İnşaat Turizm San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13.08.2011 tarihinde davalı ... İnşaat Tur. San. ve Tic. A.Ş.'ye ait iş yerinde, diğer davalı ... Ltd. Şti. sıhhi tesisat elemanı olarak İzmir Çeşme Mi Costa Residance projesi inşaatında çalışmakta iken işverenlerce gerekli önlemler alınmadığı için elektrik çarpması sonucu iş kazası geçirdiğini, müvekkilinin iş kazası neticesinde ağır şekilde yaralandığını bu hususun Ceza dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu raporuyla da sabit olduğunu, ceza dosyasında alınan kusur raporu kapsamında ... Şirketinin asli, diğer davalı ... şirketinin tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin maddi kaybının sadece sürekli olarak iş gücünü kaybetmiş olmasının değil bu kaza sebebiyle konuşma ve yürüme refleksinin kaybettiği gibi beyin hasarı oluştuğunu ve bakıma muhtaç olduğunu beyanla maddi tazminat alacağının belirsiz alacak mahiyetinde 1000 TL ve manevi tazminat alacağının 300.000 TL olarak kaza tarihinden faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... İnşaat Şirketi vekili; davalılar arasında 03.10.2011 tarihinde imza altına alınan sözleşme gereği diğer davalı işçisi davacının inşaatta çalışması sırasında iş kazasının gerçekleştiğini, müvekkili tarafından 02.07.2011 tarihinde satın alınan kaynak makinasının diğer davalı ... Ltd. Şti.'ye teslim sonrasında aynı makine çalışır iken 13.08.2011 tarihinde meydana geldiğini, makinenin yeni alımından sonra 40 gün kadar sorunsuz ve arızasız çalışmış bir makine olduğunu, çalışma mahallinde kaçak akım rolesi ve topraklama sisteminin mevcut olduğunu, tüm teknik kişilerin de bildiğini, çalışma mahallinde kaçak akım rolesinin mevcut olduğunu, davalı ... firmasının diğer davalı ... firması bünyesinde çalışan işçileri denetleme ve yönlendirme yetkisinin olmadığını, davacıya maluliyet aylığı bağlandığını, hesapta bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin dikkate alınması gerektiğini, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... Giyim İnşaat Şirketi vekili; müvekkilinin mekanik tesisat işinde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili üzerine düşen her türlü önlemi aldığını, müvekkilinin davacıya elektrik işlerinde çalışması ile ilgili emir ve talimatı olmadığını, ceza dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunda kusur oranlarının varsayıma dayalı olduğunu, davacının elektrikli el aletlerini veya elektrik panosunu kullanmaması gerektiği halde müvekkilinin doğrudan veya dolaylı kusurlu olduğunun açık olduğunu, kaynak makinasının havadaki nemden dolayı rutubetlenmiş olmasının müvekkilinin bilebileceği ya da önleyebileceği bir husus olmadığını, illiyet bağının kesildiğini, müvekkilinin davacının ve ailesinin her türlü maddi zararının karşılandığını, beyanla davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında; davacı işçi ...'ün davalılardan ... İnşaat Şirketine ait iş yerinde diğer davalı ... Giyim İnşaat Şirketi işçisi olarak çalışmakta iken 13.08.2011 tarihinde iş kazasının meydana geldiği, SGK'nin 07.10.2015 tarih ve 87022/11/İR/11 sayılı inceleme raporu ile meydana olayın 5510 Sk. 13-(a-b) uyarınca iş kazası olduğunun tespit edildiği, Çeşme 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/37E. 2015/167K. sayılı dosyasında davalı ... İnşaat Şirketi sorumlusu ... ... ile davalı ... Ltd. Şti. sorumlusu ... Altıncan'ın taksirle yaralama suçundan cezalandırıldığı, verilen kararın Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2017/5842 E. 2019/3456 K. sayılı kararı ile onanarak 13.03.2019 tarihinde kesinleştiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74 üncü maddesi gereğince Ceza Mahkemesince verilecek mahkûmiyet kararı ve belirlenecek maddi vakıaların hukuk hâkimi yönünden bağlayıcı olduğu, hükme esas alınan İTÜ öğretim üyelerinden oluşan heyet tarafından düzenlenen 29.06.2015 havale tarihli bilirkişi raporu ile ... A.Ş'nin %60 oranında, ... Ltd. Şti'nin %40 oranında kusurlu olduklarının, davacı işçi ...'ün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığının tespit edildiği, ATK'nın 03.01.2018/68 Karar sayılı raporunda davacı işçi ...'ün E cetveline göre %100 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağının mütalaa edildiği, hüküm tarihine en yakın 19.04.2021 havale tarihli aktüer bilirkişi raporunda kazazedenin bakımı için her daim bakıcı çalıştırılması söz konusu olmayıp, davacının annesi ve kardeşlerinin de kendisine bakması ve bu bakımları yönünden bakım yükümlülüklerinin de bulunması söz konusu olduğundan, bakıcı gideri yönünden %35 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak davacının maddi zararının 1.623.292,34 TL miktarında olduğunun tespit edildiği, davacı vekili tarafından sunulan 03.05.2019 havale tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerinin 982.091,92 TL maddi tazminat alacağı, 300.000,00 TL manevi tazminat alacağı olmak üzere toplam 1.282.091,92 TL'ye yükseltildiği, bu haliyle davalıların davacının maddi zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, manevi tazminat yönünden yapılan değerlendirmede ise 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İBK gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar ile meydana gelen kaza neticesinde davacıda meydana gelen %100 oranındaki maluliyetin davacının sosyal hayatı ve ruh sağlığına etkisi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusur durumu, maluliyet durumu, kaza tarihindeki davacının yaşı, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak hakkaniyet ölçüsü çerçevesinde 300.000,00 TL manevi tazminat takdir edilmesinin davacının olay sebebiyle duyduğu ve duyacağı acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesine yeterli olacağı kanaatine varılarak davanın kabulüne yönelik karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
Davalı ... İnşaat Turizm San. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıya ... vasi olarak atanmışsa da, 17.12.2013 tarihinden itibaren vasilik görevinini bittiğini, davacının bu tarihten itibaren dosyada dava ve takip ehliyeti bulunmayan kişiler tarafından yapılan işlemlerin, ıslah işleminin geçersiz olduğunu, Mahkeme kararının teknik olarak hatalı bilirkişi raporuna ve kesinleşmiş Ceza Mahkemesi kararındaki kusur durumuna aykırı verildiğinden hatalı olduğunu, SGK tarafından açılan rücu davasında toplam maddi tazminat miktarının 1.230.000,00 TL olarak belirlendiğini, Mahkemece alınan hesap raporunda bu miktarın 1.623.292,34 TL olarak belirlendiğini raporlar arasındaki fahiş fark nedeniyle yeni bilirkişiden rapor alınması talebinin kabul edilmemesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda SGK tarafından bağlanan gelirin rücuya tabi kısmının ve geçici iş göremezlik miktarının eksik olarak mahsup edildiğini, kazalının raporlu olduğu dönemde tazminat hesabı yapılmaması gerekirken bu döneminde dahil edilerk hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, kazalının emekli olacağı 2039-2047 döneminin pasif dönem olarak hesaplanması gerekirken işleyecek dönem olarak hesaplanmasının hatalı olduğunu, %5 iskonto yöntemi yerine %10 iskonto yönteminin uygulanmasının hatalı olduğunu, pasif devre zararınında agi dahil asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, kaza tarihindeki değil raporun hazırlandığı tarihteki PMF yaşam tablosuna göre tazminat hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, Mahkemece hükmedilen bakıcı ve bakım giderinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının bakıma muhtaç olduğuna dair rapor olmamasına muhtemel yaşam süresinin tamamı için bakıcı giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, bakıcı giderinden kusur oranı düşüldükten sonra hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken kusurlar düşülmeden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu,hakkaniyet indiriminin dikkate alınmamaşı olmasının hatalı olduğunu, kesinleşmiş Ceza Mahkemesi kararındaki kusur raporu ile çelişen kusur raporuna göre verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkili tarafından davacıya yahılan ödemelerin tazminattan düşülmediğini, dosyaya sunulan kesin ve süresiz teminat mektubunun Mahkemece kararın kesinleşmesine kadar paraya çevrilmemesine karar verilmesi gerekirken bu konuda hüküm kurulmadığını, Mahkemece hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, davanın reddi gerektiğini belirterek, karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; kaldırma kararında açıklandığı üzere oluşan uygun uzman bilirkişilerin usul ve mevzuata uygun denetlenebilir kusura ilişkin raporu ve dosya kapsamı dikkate alındığında davalı tarafın bu yöndeki istinaf talebinin reddi gerektiği, davacı tarafın ilk kararı istinaf etmemesinden kaynaklı usuli kazanılmış hak dikkate alınarak ve kamu düzenine ilişkin değerlendirmeler çerçevesinde; İlk Derece Mahkemesince toplanan deliller, delillerin takdir ve değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı husus bulunmadığı ve kaldırma kararı çerçevesinde işlem yapılmış olduğu anlaşılmakla tüm istinaf taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-1 b maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... İnşaat Turizm San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
Davalı ... İnşaat Turizm San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; vasiye izin verilmesi davanın açılması ve ıslah aşamasında olmadığından yapılan işlemlerin usuli anlamda geçersiz olduğunu, 2 inci kök hesap raporuyla ek 2 inci rapor arasında çelişki olduğunu, 2021 yılı ücretleri kullanılmak suretiyle fahiş fark oluştuğunu, SGK ödeneklerinin daha fazla olduğunu rücu davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, hesapta bakiye ömür tespitinin, işleyecek dönemde iskontolamanın ve pasif devre hesabının hatalı yapıldığını, dava dilekçesinde bakıcı gideri istemi olmadığından bu talebin hüküm altına alınamayacağı gibi davacının sürekli bakıma muhtaç olduğunu gösterir raporunun da olmadığını, bakıcı giderinden yapılan indirimin az olduğunu, içtihatlara göre %50 olarak indirim yapılması gerektiğini, kusur kabulünün hatalı olduğunu ve Ceza Mahkemesince kabul edilmiş olgularla çeliştiğini, manevi tazminatın fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, sigortalının iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, "bilirkişi raporuna itiraza" ilişkin 281 inci maddesi, "tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 ve 98 inci maddeleri ile giderek aynı Kanun'un 41,42,43,44,45 ve 47 nci maddeleri, öte yandan 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 2 ve 7 nci maddeleri gereğince uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55 ve 420 nci maddesi hükümleri, "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13,16,19,20 ve 21 inci maddeleri, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler bakımından iş yerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi ile İş Sağlığı ve Güvenliği Tüzüğü maddeleri, "usuli kazanılmış hak" yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır.
A) Manevi Tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazları nedeniyle
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle sigortalının sürekli iş göremezlik oranı ile olayın gerçekleşmesindeki kusur durumuna göre manevi tazminat miktarının dosya kapsamı ile dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına göre Bölge Adliye Mahkemesi kararı gerekçesinde açıklanan sebeplerin de bu kapsamda yerinde olduğu dikkate alınarak, davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerin, manevi tazminat hükmüyle ilgili kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması gözetilerek, manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
B) Maddi Tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazları nedeniyle;
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle kusur oran ve aidiyetinin dosya içeriği ile Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, davacının kısıtlanması nedeniyle vasisine vesayet makamınca husumete izin verilmek suretiyle yargılamaya devam edilmiş olmasına, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Bilindiği üzere 5510 sayılı Kanun’un 18 inci maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19 uncu maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir.
3. 5510 sayılı Kanun’un 95 inci maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
4. Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumu'nu bağlayıcı nitelikte ise de, diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
5. Adli Tıp 3 üncü İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2 nci Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
6. 6100 sayılı HMK'nun 266 ncı maddesine göre Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 3.11.2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 03.11.2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez. Aynı kanunun 281/1 inci maddesine göre "Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını Mahkemeden talep edebilirler.(Ek cümle: 22.07.2020-7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde Mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir düzenlemesi yer almaktadır.
7. Bilindiği üzere HMK'nun 30 uncu maddesi kapsamında düzenleme altına alınmış olan Usul Ekonomisi İlkesine göre de Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.
8. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.02.2021 tarih ve 2018/10(21)-94 E.- 2021/111 K. sayılı ilamında da açıkça belirtildiği gibi " Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır ve ikinci bilirkişi raporu birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, Mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir. (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt: 3, s. 2753)"
9. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55 inci maddesinde, “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.” hükmüne yer verilmiştir. Adalet Komisyonu'nun 55 inci madde gerekçesinde ise “sosyal güvenlik ödemelerinin, denkleştirme (indirim) işlevi görebilmesi, onun sorumluluğu doğuran olaya sebebiyet verenlere rücu edilebilmesine bağlıdır. Bu kural gereği, rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri; teknik arıza, tam kaçınılmazlık hallerindeki ödemeler, bu tazminatlardan indirilemez. Bağlanan gelirlerin, işçinin kusuru ve kaçınılmazlık gibi nedenlerle rücu edilemeyen kısmı da indirilemez. Bir kısmı rücu edilemeyen miktar dahi denkleştirilemeyeceği gibi, zarar görenin kusuruna (müterafik kusura) yansıyan sosyal güvenlik ödemeleri, tahsis tarihinden sonra meydana gelen sosyal güvenlik ödemelerindeki artışlar, kısmi kaçınılmazlık ve teknik arıza halindeki ödemeler ve benzerleri rücu edilemediğinden bu miktarlar dahi denkleştirilemez.” açıklamalarına yer verilmiştir.
10. Öte yandan, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanunun 2 nci maddesine göre “Türk Borçlar Kanunu'nun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanır”. Dairemizin ve giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşleri, Kurumca bağlanan gelirlerin peşin sermaye değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneklerinin hesaplanan zarardan indirilmesi, Kurumun rücu hakkının korunması ve mükerrer ödemeyi önleme ilkesine dayandığından, kamu düzenine ilişkin olarak kabul edilmiştir. Kaldı ki, 6098 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi de emredici bir hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır.
11. Bağlanacak gelirin tespiti noktasında 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 21 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamının, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirileceği, işverenin sorumluluğunun belirlenmesinde kaçınılmazlık ilkesinin dikkate alınacağı belirtilmiştir.
12. Somut olayda, davacının 13.08.2011 tarihli iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının tespiti için SGK Kocatepe Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp 3 üncü İhtisas Kurulundan alınan raporlarda %100 oranında sürekli iş göremezlik oranı tespit edimekle beraber, Kurum sağlık raporunda yardıma muhtaç olmadığı yönünde tespite yer verildiği anlaşılmakla, davacı tarafın iddialarına göre yardıma muhtaç olduğunun iddia edilmiş olması nedeniyle öncelikle Yüksek Sağlık Kurulundan giderek Adli Tıp 3 üncü İhtisas Kurulundan ve raporlar arasında çelişkinin mevcudiyeti halinde Adli Tıp 2 nci Üst Kurulundan davacının yardıma/bakıma muhtaç olup olmadığı hususunda rapor düzenlenmesi sağlanarak sonucuna göre bakıcı gideri istemi ile ilgili bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
13. Ayrıca sigortalının tazminini talep ettiği maddi zararın hesap bilirkişi marifetiyle hesaplanmasının bir yönüyle teknik hesap ilkelerini gerektirici bir konu olduğu ve Mahkemece de bu kapsamda hesap bilirkişiden rapor alınması yoluna gidildiği, bu kapsamda tazminat alacaklarının tespitine yönelik 22.04.2019 tarihli hesap bilirkişi raporunun taraf vekillerine tebliğ edildiği, davacı vekilinin anılan hesap raporuna itiraz etmeden maddi tazminat alacaklarını bu rapor doğrultusunda 03.05.2019 tarihli dilekçesiyle artırdığı davalılardan ... İnşaat Şirketi'nin rapora itiraz ettiği, Mahkemenin 24.02.2021 tarihli ara kararıyla raporun hesaba sevk edilerek değişen asgari ücretlerin uygulanmasına dair 28.03.2021 tarihli ek rapor alındığı, Mahkemece iş bu rapora itibar edilerek ve taleple bağlı hüküm kurularak karar verilmiş ise de davacı vekilinin 22.04.2019 tarihli hesap raporuna süresi içerisinde itiraz etmemekle davalı taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmeden hüküm tesisi hatalı olmuştur.
14. Bu açıklamalar doğrultusunda Mahkemece yapılacak iş; davacının 22.04.2019 tarihli hesap raporuna itiraz etmemiş olması nedeniyle temyiz eden davalı ... İnşaat Turizm San. ve Tic. A.Ş. lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı dikkate almak, diğer davalı ... Giyim İnşaat Mekanik Müh. Tur. San. Tic. Ltd. Şti'nin ise kararı temyiz etmemiş olması nedeniyle davacının iş bu davalı lehine elde ettiği usuli kazanılmış hak dikkate alınarak maddi tazminat istemi hakkında usule uygun taleple bağlı bir karar vermekten ibarettir.
15. O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve maddi tazminat hükmü ile ilgili istinaf itirazlarının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır .
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı ... İnşaat Turizm San. ve Tic. A.Ş. vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
2. Davalı ... İnşaat Turizm San. ve Tic. A.Ş. vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazları nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının maddi tazminat hükmü yönünden BOZULMASINA,
4. Peşin alınan temyiz karar harcından onanan karar nedeniyle tahsil edilmesi gereken harcın mahsubu ile fazla tahsil edilen kısmın temyiz eden davalı şirkete iadesine,
5.Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.