Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince taraflar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında davalıya ait parselde yapılacak inşaata ilişkin mimari projenin hazırlanması için akdedilen sözleşme gereğince müvekkilinin projeyi hazırlayarak belediyeye onaylatıp, davalıya teslim etmek suretiyle edimini ifa ettiğini, iş bedelinin 200.000 TL+KDV olarak belirlendiğini, 80.000 TL ödeme yapıldığını, bakiye 120.000 TL ile toplam iş bedeli üzerinden hesaplanan KDV'nin tahsili için başlatılan icra takibine davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tarihsiz sözleşmenin davacı tarafça Mimarlar Odasına sunulmak üzere imzalandığını, müvekkili ile dava dışı yüklenici şirket arasında akdedilen kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince mimari projeleri hazırlatma ve ücretlerini ödeme yükümlülüğünün yüklenicide olduğunu, davacının öne sürdüğü 80.000 TL ödemenin müvekkili tarafından yapılmadığını, projenin müvekkiline sunulmadığını, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yükleniciyle düzenlenen fesihname ile feshedildiğini, müvekkili temerrüde düşürülmediğinden takip öncesi dönem için işlemiş faiz talep edilmesinin doğru olmadığını savunarak davanın reddi ile tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince; "taraflar arasında mimarlık hizmetleri sözleşmesi imzalandığı, proje mükellefi mimar ... tarafından takibe konu mimarlık hizmetleri 21/01/2016 onay tarihli mimari proje ile tamamlanmış ve akabinde ABB tarafından hazırlanmış olan Etimesgut ilçesi, ... mahallesi, 62649 Ada, 2 parsele ait yapı ruhsatlarının 18/03/2016 tarihinde alındığı, alınan yapı ruhsatlarında davalı arsa sahibinin de imzasının bulunduğu, bu suretle arsa sahibinin mimari projeyi kabul ettiği, davacının takip tarihi itibariyle talep edebileceği asıl alacağın, sözleşme ve KDV'si toplamı 236.000,00 TL olduğu, 80.000,00 TL'nin davalı tarafından ödendiği, bakiye 156.000,00 TL kaldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 156.000,00 TL'ye ilişkin itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, alacak yargılamayı gerektirdiğinden tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin 7.2 ve 7.3 maddeleri gereğince iş bedelinin ödeneceği tarihin belirli olduğu, davalının projenin onay aşamasında imzasının bulunduğu, işin her aşamasından haberdar olduğu, projeyi teslim aldığı, sözleşmede açıkça ödeme zamanı kararlaştırılmış ve davalı projeyi teslim almışken mahkemece kurulan hükmün hukuka aykırı olduğu, icra inkar tazminatı talebinin gerekçesiz olarak reddine karar verildiği, alacağın likit olduğu nedenleriyle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin davacı şirket tarafından mimarlar odasına sunulmak üzere müvekkili tarafından imzalandığı, müvekkilinin uyuşmazlığın muhatabı olmadığı, kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince proje bedelini yüklenicinin ödemesi gerektiği nedenleriyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli istemine ilişkindir.

6098 sayılı Kanunun 470 vd. maddeleri.

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.

Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. (HGK'nın 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı).

Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında mimari proje hazırlama konusunda sözleşme ilişkisinin bulunduğu, uyuşmazlığın bakiye alacağa ilişkin olduğu ve bu alacağın da likit olduğu hususları dikkate alındığında yasal koşulları oluşan icra inkar tazminatına hükmedilmemesi doğru olmamıştır.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

Açıklanan sebeplerle;

1- Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,

2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davacı tarafın temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinde yer alan "Alacak yargılamayı gerektirdiğinden tazminat talebinin reddine," ibaresinin hükümden çıkartılmasına, yerine “ %20 icra inkar tazminatı olarak hesaplanan 31.200 TL’nin davalıdan tahsiline,” yazılmasına, kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine
gönderilmesine,

24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.