Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.06.2014 tarihli ve 2013/493 Esas, 2014/318 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43,62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05/06/2014 tarihli ve 2013/493 Esas, 2014/318 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 18.09.2019 tarihli kararı ile, benzer eylemler nedeniyle sanık hakkında açılmış davalar bulunduğu, eylemler arasında hukuki kesintinin bulunmadığı, zincirleme şekilde işlenmiş suçlar olduğu bu nedenle aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunan temyize konu dava ile diğer davaların birleştirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.

3. İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.05.2022 tarihli ve 2019/487 Esas, 2022/141 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz istemi, mağdur olan kişilerin kendilerinden alacaklarının kalmadığına, bono bedellerinin tamamını ödediğine, verilen cezanın yüksek olduğuna, bu nedenlerle kararın bozulmasına ilişkindir.

1. Sanığın, katılan ... ile birlikte ... İnş. Emlak adlı şirketi kurup işletmeye başladıkları, şirketin 18.02.2010 tarihi itibariyle faaliyetini sonladırarak ticaret sicil kaydını sildirmiş olduğu, sanığın, katılanın bilgisi ve rızası dışında, kendisini ya da yetkilisi olduğu .... Spor Tesisleri isimli şirketi alacaklı, katılanı borçlu olarak gösterdiği, yasal unsurları haiz, düzenleme tarihleri farklı olan 7 adet bonoyu, katılanın yerine imza atmak suretiyle düzenleyerek, borçlarına karşılık diğer katılanlara verdiği iddiasıyla resmi belgede sahtecilik suçlarından kamu davaları açılmıştır.

2. Sanık savunmalarında, suça konu senetleri kendisinin düzenleyip katılan yerine imza attığını ancak katılanın durumdan haberdar olduğunu beyan ederek, atılı suçlamayı tevil yollu kabul ettiği görülmüştür.

3. Katılan, söz konusu bonolardan haberinin olmadığını, bonoların kendisi tarafından düzenlenmediğini beyan etmiştir.

4. Mahkemece, sanık savunması, katılanların beyanları, birleşen dosyalardaki bilgi ve belgeler ile tüm dosya kapsamı dikkate alınarak, sanığın daha önce ortak olarak çalıştıkları katılan ile ortaklıklarının bozulmasından sonra, suça konu bonoları kendi borçları nedeniyle düzenleyip diğer katılanlara verdiği bu şekilde, sanığın resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği sabit kabul edilerek, sanığın suçunu birden fazla kişiye karşı değişik tarihli bonolar ile değişik zamanlarda işlediği gerekçesiyle 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezasının artırılmasına dair temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;

1. Ana dosya, birleşen dosyalar ve Yargıtay bozma ilamında belirtilen Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 01.07.2014 tarihli ve 2013/554 Esas, 2014/351 Karar sayılı dosyasındaki suç tarihleri ve iddianame tarihleri dikkate alındığında, eylemlerin zincirleme suç kapsamında kaldığı, Bursa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen dosyasında suç tarihinin 22.05.2012 olduğu ve sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet kararı verilerek kesinleştiği, kesinleşen bu hükmün de zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması karşısında; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 15.03.2016 tarihli, 2014/847 Esas ve 2016/128 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, zincirleme suça dâhil olan bir suçtan bu durum gözetilmeksizin mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise, zincirleme suça konu ikinci suçla ilgili olarak mahkemece; kesinleşen hükme konu eylem de göz önüne alınarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle yeni bir hüküm kurup, kesinleşen hükümdeki sonuç cezanın mahsubu suretiyle karar verilmesi gerektiği gözetilerek sanığın, kesinleşen mahkumiyet hükmündeki eylem de göz önüne alınarak tüm eylemler yönünden zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle yeni bir hüküm kurulup, kesinleşen hükümdeki sonuç cezanın mahsubu suretiyle ek cezaya hükmolunması gerektiği gözetilmeden eksik araştırma sonucu hüküm kurulmuş olması,
2. 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlendiği dikkate alınmadan, uygulanma koşulu oluşmadığı halde 43 üncü maddenin ikinci fıkrasından hüküm kurulması,

3. Adli Emanete kayıtlı suça konu bonoların akıbeti hakkında karar verilmemiş olması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.05.2022 tarihli ve 2019/487 Esas, 2022/141 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

07.05.2024 tarihinde karar verildi.