Mahkumiyet

Sanık hakkında, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 25.12.2012 tarihli 2012/67497 Soruşturma ve 2012/20643 Esas sayılı iddianamesi ile "defter ve belge gizleme" suçundan da kamu davası açıldığı halde, bu suça ilişkin olarak herhangi bir hüküm kurulmadığı tespit edilmekle, zamanaşımı süresi içerisinde mahallinde hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
Sanık hakkında, "2007 ve 2008 takvim yıllarında sahte fatura kullanma" suçlarını işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; sanığın suçlamaları kabul etmemesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi bakımından;

1-Sahte olduğu iddia olunan faturaları düzenleyen mükellefler hakkında "2007 ve 2008 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme" suçlarından dava açılıp açılmadığının araştırılması, açıldığının tespiti halinde dava dosyaları getirtilip incelenerek bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya intikal ettirilmesi,

2-Kabule göre de;
a)Sahte fatura kullanma suçunda her takvim yılında işlenen suçların birbirinden ayrı ve bağımsız suçları oluşturduğu, ancak aynı takvim yılı içerisinde farklı beyannamelerde kullanılan faturaların bir bütün halinde zincirleme şekilde sahte fatura kullanma suçuna vücut vereceği; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 4369 sayılı Kanun ile değişik 359/b-1 maddesinde onsekiz aydan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüş olup, aynı eylemin düzenlendiği 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun’un 276. maddesi ile değişik 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359/b maddesinde ise üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü ve ceza miktarının suç tarihleri de dikkate alınarak belirlenmesinin gerektiği,
Somut olayda stopaj gelir vergisi indiriminde kullanılan faturalara ilişkin ayrıntılı fatura bilgileri de temin edilerek, suç tarihlerinin tespit edilmesinden sonra, “2007 takvim yılında sahte fatura kullanma” suçu yönünden zamanaşımı hususu ve ceza miktarında yapılan değişiklikler de dikkate alınarak, her takvim yılında gerçekleştirilen eylemler yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında hangi yıldan olduğu anlaşılamayacak şekilde tek bir mahkûmiyet hükmü kurulması suretiyle eksik ceza tayini,
b)5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.