Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Yerel Mahkemenin 27.01.2015 tarih 2013/291 E. - 2015/30 K. sayılı kararıyla, sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca, 6 ay 7 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
2. Sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine, yukarıda esas ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararıyla; sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme
suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi ile 50 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesi uyarınca, 7.740,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri içermeyen süre tutum dilekçesiyle hakkında usul ve Yasa'ya aykırı verilen mahkumiyet hükmünün bozulmasını talep ettiği belirlenmiştir.
Olay tarihinde emniyet merkezine gelen bir ihbar üzerine katılan polislerin olay yerine giderek ihbara konu olayla ilgili olarak tanık H.E.Ç.'nin beyanını almak istedikleri, sanık ...'nın, temyiz dışı sanık .... ile birlikte katılan polislerin tanık H.E.Ç.'nin bilgisine başvurulmasını engellemek amacıyla katılan polislere fiziki direnişte bulundukları, temyiz dışı sanık ...'in ayrı bir soruşturmaya konu pompalı tüfek ile ekip otosunun yanına gelerek ateş ettiği, her iki sanığın katılan polislere ait ekip otosuna saldırarak araçta bulunan tanık H.E.Ç.'yi araç içerisinden zorla çıkarmaya çalıştıkları iddia olunarak açılan kamu davasında, Yerel Mahkemece sanığın üzerine atılı görevi yaptırmamak için direnme suçundan mahkumiyeti yönünde hüküm kurulmuştur.
A. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
Tüm dosya kapsamı, katılan kolluk görevlilerinin aşamalardaki samimi ve istikrarlı anlatımları ile Mahkemece dinlenilen tanık H.E.Ç.'nin beyanının uyumlu olması, daha önceden sanığı tanımadıkları anlaşılan katılan polislerin sanık hakkında iftira atmalarını haklı gösterecek herhangi bir neden bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanığın atılı suçtan mahkumiyetine dair Yerel Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
B. Sair Hususlar Yönünden
Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Sanığın, direnme eylemini hakkında mahkumiyet kararı verilen diğer sanıkla birlikte işlemesine karşın, 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinin üçüncü fıkrası uygulanmamış ve olayda kullanıldığı kabul edilen pompalı tüfeğin 5237 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi kapsamında silah niteliğinde olması nedeniyle anılan Kanun'un 265 inci maddesinin dördüncü fıkrası uygulanmamış ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrasında yer alan düzenlemeye göre, Mahkemece kendisine herhangi bir yükümlülük yüklenmeyen ve denetim süresi içinde kasıtlı suç işleyen sanık hakkında, önceki hükmün açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, yeniden değerlendirme sonucu, açıklanması geri bırakılan hükümdeki hapis cezası adli para cezasına çevrilmiş ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı anlaşılmakla, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden, eleştirilen kısımlar dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.02.2024 tarihinde karar verildi.