B O Z M A Ü Z E R İ N E

Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Tavas Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.01.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, teşdiden 3 yıl hapis ve 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi tarafından anılan hükmün; uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerekliliği nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Tavas Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.09.2020 tarihli ve 2019/305 Esas, 2020/395 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca teşdiden 3 yıl hapis ve 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Katılan vekilinin temyiz isteği özetle; sanığın eyleminin dolandırıcılık suçu yanında nitelikli hırsızlık suçunu da oluşturduğuna, dolandırıcılık suçundan üst sınırdan ceza verilerek zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine, Marmaris 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/287 Esas, 2011/350 Karar sayılı ilamı nedeniyle mükerrir olduğu halde sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmadığına ilişkindir.
Sanığın temyiz isteği; cezayı haksız bulduğuna, beraati gerektiğine ilişkindir.

Sanığın, 11.02.2012 tarihinde kasap olduğunu söyleyerek müteveffa katılandan 33.850,00 TL'ye küçükbaş hayvan satın alarak karşılığında 1.000,00 TL nakit para ile senet verdikten sonra, suç tarihi olan 17.02.2012 tarihinde tekrar gelerek 550,00 TL karşılığında bir adet kuzu satın almak için katılanla anlaştığı, katılanın bir adet kuzuyu alması için sanığı hayvanlarının bulunduğu ahıra gönderdiği, sanığın ahırda işçi olarak çalışan ...'a bir adet kuzu satın aldığı halde on bir adet kuzu satın aldığını söylediği, ...'ın katılan ile sanık arasındaki bir hafta önceki alışverişi bildiğinden sanığın sözüne güvenerek on bir adet kuzuyu teslim ettiği, bu suretle sanığın hırsızlık suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; iddianamede anlatılan eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu belirlenerek sanığa hakkında 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasının tatbiki ihtimaline binaen ek savunma hakkı tanınmış, bozma ilamı doğrultusunda, uzlaştırma işlemlerinin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği, ancak uzlaşmanın sağlanamadığı anlaşılmış, savunma, katılan ve tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamı itibarıyla yüklenen eylemin sübut bulduğu kabul edilerek dolandırıcılık suçundan temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

1. Sanığa yüklenen eylemlerin satın almak için anlaştığı bir adet kuzu yerine on bir adet kuzu almasına sebebiyet veren hileli hareketleri oluşturduğu ve yüklenen eylemlerin kül halinde dolandırıcılık suçunu oluşturduğu, eylemin başkaca bir suça vücut vermediği, zincirleme suç hükümlerinin uygulama koşullarının bulunmadığı, Marmaris 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/287 Esas, 2011/350 Karar sayılı ilamının hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olup tekerrüre esas alınamayacağı anlaşıldığından ve 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca temel cezayı tayin eden Mahkemenin takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığından katılan vekilinin .temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri ile katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Tavas Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.09.2020 tarihli ve 2019/305 Esas, 2020/395 Karar sayılı kararında sanık ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.02.2024 tarihinde karar verildi.