Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Sinop Cumhuriyet Başsavcılığının 12.10.2017 tarihli ve aynı olaydaki diğer mağdure çocuk yönünden 05.04.2019 tarihli ve birleştirme talepli iddianamesi ile; temyizin kapsamına göre sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. Sinop Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.07.2019 tarihli, kararı ile sanık hakkında cinsel amaçla ve hile kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması neticesinde 11 yıl 3 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verilmiştir.

3. İlgili kararın, katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili, sanık müdafii ve katılan mağdere çocukların vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 11.12.2019 tarihli kararı ile, sanığın iki ayrı mağdura karşı gerçekleştirdiği eyleminin iki ayrı suç oluşturduğu, bu nedenle mağdur sayısınca cezalandırılması gerektiği ve mahkumiyeti cihetine gidilirken de asgari hadden ayrılmayı gerektirir bir neden görülmediğinden mağdur çocuklara yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, iki ayrı mağdur çocuğa karşı hile ile cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu gerçekleştirdiğinden bahisle hükmün kaldırılmasına ve sanığın mağdure çocuklara yönelik eylemleri nedeniyle ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiştir.

4. İlgili kararın, katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili, sanık müdafii ve katılan mağdure çocukların vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 14.Ceza Dairesinin 02.06.2021 tarihli ilamı ile, ''sanığın olay tarihinde mağdurelere yönelik sarf ettiği söz ve davranışlar ile dosya kapsamı göz önüne alındığında, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun hileyle işlendiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle sanığın on beş yaşından küçük mağdureleri hukuken geçersiz rızalarına istinaden dere kenarına götürerek cinsel maksatla tutması şeklinde gerçekleşen eyleminde tek bir hareketle birden fazla mağdureyi hürriyetinden yoksun kıldığı gözetilerek 5237 sayılı TCK'nın 43/2. maddesine göre zincirleme şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması gerekirken mağdure sayısınca mahkumiyet hükümleri kurulması suretiyle fazla ceza tayini'' gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.

5. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, bozmaya uygun yapılan yargılama neticesinde verilen 08.09.2021 tarihli kararda, sanık hakkında atılı suçtan 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

1. Sanık müdafiinin temyiz istemi, sanığın ceza ehliyetinin tam olmadığına, şüpheden uzak kesin delil olmadığına, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğine, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

2. Katılan mağdure Ayşe vekilinin temyiz istemi, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu hakkındaki verdiği cezada indirime gidilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğuna, yeterli inceleme yapılmadığına, sanığın suçlu olduğuna, üst sınırdan ceza vermesi gerektiğine, dosyadaki tüm mağdurlar ve tanıkların ayrıntılı olarak ifade verdiklerine ve bu ifadelerin dikkate alınması gerektiğine ilişkindir.

3. Katılan mağdure Şeyma vekilinin temyiz istemi, cezanın yetersiz olduğuna, sanığın eylemlerinin yoğunluğu, mağdurların yaşı, durumu ve sanığın mağdurlara karşı takındığı tavır ve gerçekleştirdiği eylemin niteliği göz önüne alındığında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesi gerektiğine ilişkindir.

4. Katılan bakanlık vekilinin temyiz istemi, sanığın yaşı küçük mağdurları hayvanlarının kaybolduğu bahanesiyle kendisi ile gelmeleri noktasında hile ile ikna ettiği ve eylemlerini gerçekleştirebileceği bir alana götürdüğüne, bu nitelikli hal dolayısıyla da ayrıca cezalandırılması gerekmektiğine ve verilen kararın hukuka aykırı olduğuna, vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre,

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1. Dava konusu olay, sanığın 25.06.2017 tarihinde Sinop İli Ayancık İlçesi Doğanlı köyünde suç tarihi itibariyle 8 yaşında olan mağdure çocuk ... ile 9 yaşında olan mağdure çocuk ...'un yolda oyun oynayıp bayramlaştıkları sırada sanık ... ile karşılaştıkları, sanığın ineklerinin kaybolduğunu ve Kaş denilen tepeye gitmiş olabileceğini söyleyip yardım istemesi üzerine sanığın mağdurelere cinsel istismarda bulunmak ve hile kullanarak çocuk mağdureleri alıkoymak amacıyla "ineği birlikte aramayı" teklif ettiği, sanık ile birlikte mağdurelerin inekleri aramak için Kaş denilen tepeye çıktıkları, sonrasında sanığın çok parasının olduğunu söyleyip cinsel taciz mahiyetinde bulunan "si.. rim mi sizi" şeklinde söz söyleyerek mağdur ...'ün kollarından ve elbiselerinden tuttuğu, ....'in "ağabey yapma" diyerek vazgeçirmeye çalıştığı, ancak sanığın mağdure Şeyma Begüm'ü bırakmadığını görmesi üzerine olay yerinden kaçtığı ve sanığın mağdure Şeyma Begüm'e cinsel istismarda bulunduğu sonrasında mağdure çocuk Şeyma'nın sanığı polise şikayet edeceğini söylemesi üzerine sanığın olay yerinden kaçtığı ve bu suretle atılı suçları işlediği iddiasına ilişkindir. Sinop Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.07.2019 tarihli, kararı ile sanık hakkında cinsel amaçla ve hile kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması neticesinde 11 yıl 3 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verilmiştir.

2. Mağdure Şeyma Begüm hakkında alınan 25.06.2017 tarihli adli rapora göre, sağ omuzda 3 cm'lik kızarıklık, sol boyun kısmında emme bulgusu ile uyumlu 3 cm x1 cm kızarıklık mevcut; çocukta karın ağrısı, genital ağrının olmadığı, genital muaneyede kızarıklık, yırtık ve kanamanın olmadığı tespit edilmiştir.

3. Sanık hakkında alınan Adli Tıp Kurumu Dördüncü Adli Tıp İhtisas Kurulunun 11.07.2018 tarih 3374 sayılı raporu ile; sanığın 22.01.2018 ve 27.04.2018 tarihlerinde yapılan muayenesi sonucunda elde edilen bilgi ve bulguların yorumlanmasından; cezai sorumluluğunu müessir ve kişide şuur ve harekât serbestîsini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ve zekâ geriliği saptanmadığı ve atılı suça karşı cezai sorumluluğunun tam olduğunun oybirliği ile karar verilerek tespit edildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 02.06.2021 tarihli bozma ilamına uygun yapılan yargılama neticesinde verilen 08.09.2021 tarihli kararda, sanık hakkında atılı suçtan 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

A. Bakanlık lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine yönelik temyiz itirazı yönünden,
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 41 inci maddesine göre ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevi Devlete aittir. Aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği anlaşılmış ise de, Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve Kanun'dan kaynaklanan koruma görevine ilişkindir.
5271 sayılı Kanun'un 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine dair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

B. Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hüküm yönünden,
Dosyanın incelenmesinde; sanığın, rızaları hukuken geçersiz olan 15 yaşından küçük mağdure çocukları, kaybolan ineğini birlikte bulmayı teklif ederek hileli sözlerle Kaş denilen tepeye götüren sanığın, her bir mağdure çocuk üzerinde ayrı inisiyatif kullandığı ve eylemde bulunduğu, mağdure Ayşe Melek'in olay yerinden kaçmasına rağmen, sanığın mağdure Şeyma Begüm'ü kaçmaması için tutup cinsel istismarda bulunduğu olayda, eylemlerinin her bir mağdureye karşı 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve 5 inci fıkrasında düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu halde, daha önce verilen bozma ilamına uyularak yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sanık müdafi, katılan mağdure vekilleri ve Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 08.09.2021 tarihli, 2021/1128 Esas, 2021/1487 Karar sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Teblignameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.02.2024 tarihinde karar verildi.