HÜKÜMLER: Ceza verilmesine yer olmadığı
18.02.2016 tarihli duruşmada şikâyetçi olduklarını beyan eden ancak davaya katılma talepleri bulunup bulunmadığı sorulmayan şikâyetçi sanık ... vekili ve şikâyetçi sanık ... vekilinin temyiz başvurularının davaya katılma iradesini ortaya koyduğu kabul edilmekle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca şikâyetçi sanık ... ve şikayetçi sanık ...'ın ayrı ayrı katılan olarak davaya katılmalarına karar verilmekle,
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararıyla, sanıklar ... ve ... hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 129 uncu maddesinin üçüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca ayrı ayrı ceza verilmesine yer olmadığı kararları verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.04.2021 tarih ve 2016/223606 sayılı Tebliğnamesiyle hükümlerin onanması yönünde görüş bildirilmiştir.
Katılan sanık ... vekilinin temyizinin; hükümlerin usul ve Yasa'ya aykırı oldukları, eksik inceme ve hatalı değerlendirme yapıldığı, katılan sanık ...'in hakaret eyleminin olmadığı, bu nedenle beraatine karar verilmesi gerektiği, diğer sanık ...'ın ise cezalandırılması gerektiği, bu nedenlerle hükümlerin bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
Katılan sanık ... vekilinin temyizinin; hükümlerin usul ve Yasa'ya aykırı oldukları, katılan sanık ... hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği, diğer sanık ...'in ise mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği, bu nedenlerle hükümlerin bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
Katılan sanık ...'in eski eşinin, diğer katılan sanık ...'la evli olduğu, katılan sanık ...'in eski eşine verdiği evin kullanımıyla ilgili taraflar arasında husumet bulunduğu, tarafların beyanlarına göre olay tarihinde evin terasında bulunan katılan sanık ...'ın diğer katılan sanık ...'e hakaret ettiği, katılan sanık ...'in ise diğer katılan sanık ...'a "Bu şehir eşkiyalarını götürün buradan." demek suretiyle hakaret ettiği, katılan sanık ...'in ihbarı üzerine olay yerine gelen polislerin katılan sanık ...'ı ekip aracına bindirdikleri sırada, katılan sanık ...'in, diğer katılan sanık ...'a hitaben "Pişmiş kelle gibi sırıtma." demesi üzerine, katılan sanık ...'ın da bu karşılık "Senin bacını sinkaf edeyim." şeklinde hakaret iddia olunarak açılan kamu davasında, Yerel Mahkemece sanıkların karşılıklı olarak hakaret ettikleri kabul olunarak, her iki sanık hakkında ayrı ayrı ceza verilmesine yer olmadığı kararları verilmiştir.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
Yargılamaya konu somut olayda; katılan sanık ...'in "Bu şehir eşkiyalarını götürün buradan." ve "Pişmiş kelle gibi sırıtma." şeklindeki sözlerin katılan sanık ...'ın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibari ile oluşmadığı, bu nedenle katılan sanık ... hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin (a) fıkrası uyarınca beraat hükmü kurulması gerektiği gözetilmeden, diğer katılan sanık ... yönünden ise, hakaret eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 129 uncu maddesinin birinci fıkrası kapsamında haksız eyleme karşı işlenip işlenmediği konusunda bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre katılan sanık ...'ın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, yerinde görülmeyen gerekçeyle hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmiş olduğu kabul olunarak her iki katılan sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırı görülmüş ve yukarıda açıklanan nedenle Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Yerel Mahkemenin kararına yönelik katılan sanıklar ... müdafiinin ve ... müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.02.2024 tarihinde karar verildi.