Sanık ... hakkında beraat, sanık ... hakkından
mahkûmiyet, dava konusu güneş gözlüklerinin iadesi, kaçak saatlerin ise müsaderesi
Sanıklar hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebepleri; sanık ... hakkındaki beraat kararının ve dava konusu güneş gözlüklerinin iadesine ilişkin kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna ve re'sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.
2.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; sanık ...'nin atılı suçu işlediğine dair kesin ve inandırıcı delilin bulunmadığına, suça konu saatlerin bilgisi dışında gıyabında işyerinde bulunan diğer sanığa teslim edildiği, ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması istemine ilişkindir.
Sanıkların ortak olarak birlikte işlettikleri depoda gümrük kaçağı gözlük ve saat sattığına ve işyerini taşıyacaklarının öğrenilmesi üzerine; 30.10.2012 tarihinde, Cumhuriyet savcısının arama kararına istinaden, sanık ...’ye ait depoda sanık ...’nin huzurunda yapılan aramada, değişik markada toplam 278 adet saat ile faturası sunulan toplam 553 adet güneş gözlüğü ele geçirilmiştir.
Sanıklar hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkralarına aykırılık suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık ... savunmalarında; diğer sanığa ait işyerinde 18 aydır işçi olarak çalıştığını, suça konu gözlüklerin faturasının bulunduğunu, suça konu saatleri sanık ...’nin alacağı olduğu bir şahıstan onun gıyabında teslim aldığını, saatlerle bir ilgisinin bulunmadığını ve imza yetkisinin bulunmadığını beyan etmiştir.
Sanık ... savunmalarında; işyerinin kendisine ait olduğunu, sanık ...’in yanında işçi olarak çalıştığını, ele geçen gözlükler ile saatlerin faturası bulunduğunu, değeri az olan 200-330 TL’lık saatlerin faturasının bulunmadığını, atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir.
Sanıkların arama yapılan işyerine ilişkin kolluk araştırma ve tespit tutanağının dava dosyasında bulunduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu güneş gözlüklerine ilişkin sunulan faturaları düzenleyen firma yetkililerinin tanık olarak dinlenerek, faturaların firmaları tarafından düzenlendiğini beyan ederek, güneş gözlüklerine ilişkin fatura ve kayıtların dava dosyasına sunulduğu anlaşılmıştır.
Suç konusu güneş gözlüklerinin kaçak olmadığına ilişkin zincirleme menşei araştırmasına dair fatura, beyannameler ile buna dayalı yapılan tespitlere ilişkin bilirkişi raporu dava dosyasında mevcuttur.
Suça konu saatlerin kaçak olduğuna ilişkin bilirkişi raporu dava dosyasında mevcuttur.
Kaçak eşyaya mahsus tespit varakası dava dosyasında bulunmaktadır.
A.Sanık ... Hakkındaki Beraat Hükmüne Yönelik
Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik katılan vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde; sanığın aşamalardaki savunmaları, bu savunmaları doğrulayan sanık ...'nin savunması, olay tutanağının içeriği ve dosya içeriğindeki belgeler ve bilirkişi raporu dikkate alınarak, sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle sanık ... hakkında beraat hükmü verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
B.Sanık ... Hakkındaki Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik
Araştırma tutanağındaki tespitler ve olay tutanağına göre, sanığın suç tarihinde işlettiği depoda kaçak saatlerin ele geçirilmiş olması ve tüm dosya kapsamına göre, sanık ...'nin eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1.Suç tarihinde yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenen suçun üst sınırının iki yılın altında olduğu gözetilerek; Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarih, 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı sonrası 17.10.2019 tarihinde kabul edilen 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi ile yeniden düzenlenen ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrasında hüküm altına alınan basit yargılama usulüne ilişkin aynı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “...kovuşturma evresine geçilmiş...” ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi, aynı şekilde 16.03.2021 tarihli, 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile yargılama aşamasında olup, henüz kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış dosyalar yönünden, ceza miktarı üzerinde fail lehine etki doğuracağı, bu nedenle belirli bir tarih itibarıyla hükme bağlanmış olan dosyalarda basit yargılama usulünün uygulanmamasının Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen Geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan "...hükme bağlanmış..." ibaresinin iptal edildiği de dikkate alınmak suretiyle, 5237 sayılı Kanun'un 7 inci ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddeleri uyarınca sanığın eyleminin mahkemesince “Basit Yargılama Usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2.Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 2 katının ödenmesi halinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek, 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; hükümden sonra 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık ...'nin lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmıştır. 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.
A.Sanık ... Hakkındaki Beraat Hükmüne Yönelik
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Ankara 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.03.2016 tarihli ve 2015/300 Esas, 2016/449 Karar sayılı kararında katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B.Sanık ... Hakkındaki Mahkumiyet Hükmüne Yönelik
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Ankara 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.03.2016 tarihli ve 2015/300 Esas, 2016/449 Karar sayılı kararına yönelik katılan ... İdaresi vekili ve sanık ... müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 14.02.2024 tarihinde karar verildi.