Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bursa 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.03.2016 tarihli ve 2015/973 Esas, 2016/316 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; mahkemece verilen kararı temyiz etme iradesinden oluşmaktadır.
1.Olay günü polis ekipleri devriye gezerken Yenidoğan Mahallesi Hiza Sokağı üzerinde bulunan boş arazide çalışır halde olan 34 .. 74 plaka sayılı araç içerisinde sanığın uyurken görüldüğü, sanığın polis ekiplerince uyandırılarak kimlik kontrolü yapıldığı, sanığın, emanetin 2015/3253 sırasına kayıtlı kimlik bilgileri kardeşi şikayetçi ...' e, fotoğrafı sanığa ait Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından verilen sahteliği bilirkişi raporuyla belirlenen özürlü kimliğini ibraz ettiği anlaşılmıştır.
2. Sanık savunmasında, hakkında yakalama kararı bulunduğu için sahte özürlü kimliği kullandığını beyan etmiştir.
3. Alınan bilirkişi raporuna göre, kimlik üzerinde fotoğraf değişikliği sureti ile sahtecilik yapıldığı ve belgenin mevcut haliyle aldatıcılık niteliğini haiz olduğu belirtilmiştir.
4. Tüm dosya kapsamına dayanılarak sanığın eyleminin bir kül halinde resmi belgede sahtecilik suçunun oluşturduğu kabulüyle temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Sanık hakkında 2.kez tekerrür hükümlerinin uygulanmasına esas alınan Bitlis Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/115 esas, 2010/192 karar sayılı mahkumiyet hükmünün bilahare Yargıtay 9.Ceza Dairesinin 22.01.2013 tarih ve 2012/3202 Esas, 2013/1430 Karar sayılı ilamı ile tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin bölümlerinin çıkartılması suretiyle düzeltilerek onandığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de, anılan husus Yargıtay tarafından düzeltilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.03.2016 tarihli ve 2015/973 Esas, 2016/316 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan tekerrüre uygulamasına ilişkin paragraftan; "2.KEZ" ibaresinin çıkarılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.02.2024 tarihinde karar verildi.